Diplomasi hamlesi değil teslim olma müzakeresi

Veysi SARISÖZEN yazdı —

14 Mart 2021 Pazar - 22:30

  • Kimilerinin “diplomatik hamleler” sandığı son dönemdeki gelişmeler, savaşta yenilmiş olan Türkiye ile AB ve ABD arasında “teslim anlaşması müzakereleridir.” Temel konu Erdoğan’ın teslim olması değil, teslim olurken öne sürdüğü şartlardır. 

Masada ikisi açıklanan ve uygulanmayacak olan, birisi ise açıklanmayan ama uygulanacak olan üç paket var.

“İnsan hakları eylem planı”, “ekonomik reform paketi” ve “dış politikada teslim şartları paketi.”

İlk iki paket uygulanamaz. Uygulanırsa rejim çöker. Rejimin barajında bir santimetre karelik “insan hakları çatlağı” arkada biriken milyonlarca metreküp suyun barajı patlatmasına yol açar. Ekonomik reform da yapılamaz. Çünkü böyle bir reform “beşli çeteyi” yıkar, bu da faşist rejimin ekonomik-sosyal temelini havaya uçurur.

Ama üçüncü paket bal gibi uygulanır. Zaten uygulanmak zorundadır. Çünkü Türk devleti son altı yılda hem Kürtlere karşı savaşta amaçlarına ulaşamamış, hem de “üçüncü dünya savaşında” mağlup olmuştur. Savaşın tek mağlubudur. Dış politika çizgisini değiştirmek zorundadırlar. Değiştirmezse Batı değiştirmeye zorlayacaktır. AB daha şimdiden Türkiye’yi Suriye’de işgalci ilan etti. ABD “Libya’dan çıkma zamanın geldi” dedi. Biden hala telefon etmedi.

Erdoğan’ın temel meselesi iktidarını korumaktır. İnsan hakları ve ekonomi paketlerini “yıkılmamak” için açıklar ama uygulamaz. Dış politika paketini açıklamasa da, yine aynı amaçla, yıkılmamak için uygulamaya koyar. Koydu bile.

Kimilerinin “diplomatik hamleler” sandığı son dönemdeki gelişmeler, savaşta yenilmiş olan Türkiye ile AB ve ABD arasında “teslim anlaşması müzakereleridir.” Bu müzakere sürecinde bizi, yani demokratik güçleri ilgilendiren temel konu Erdoğan’ın teslim olması değil, teslim olurken öne sürdüğü şartlardır. Çünkü bu şartların Avrupa ve ABD tarafından kabulü Türkiye’nin ve Kürdistan’ın çıkarlarıyla taban tabana zıttır.

O halde Batı ne istiyor, Erdoğan bu istekleri yerine getirmek için hangi şartları öne sürüyor, ona bakalım:

Batı Türkiye’den ne istiyor? Rastgele sıralayalım: Rusya ve Çin’e kapılarını kapat. NATO’nun disiplinine gir. NATO çıkarları dışında kendi başına işgal ve ilhak siyaseti izleme. İşgal ettiğin yerlerden, Libya’dan, Suriye’den ya çık, ya da buralarda emirlerimize itaat et. Ruslarla birlikte Ermenistan’a bulaşma. Hamas’tan, Müslüman Kardeşler’den vazgeç, İsrail ve Mısır’la anlaş. Akdeniz’de Yunanistan’ın çıkarlarını tehdit etme ve Kıbrıs’ta “iki devletli çözüm” yerine “federal çözümü” kabullen. Avrupa’yı Suriyeli mültecilerle tehdit etme, Batı’daki Türk diasporasını casusluk ağı olarak kullanma. Ve, Rojava ve Başûr Kürdistanı’nda, YPG-YPJ devrimine değil elbette, ama ABD ve AB’nin hegemonyasına yardım et.

Erdoğan bu “teslim olma şartlarını” kabul etmeye hazır hale gelmiştir. Onun da öne sürdüğü şartlar aşağı yukarı şöyledir: Mevcut rejime dokunmayın, yaptırım tehdidini kaldırın, Kürt muhalefetini, (TC’ye göre terörünü) ezmemize izin verin, 15 Temmuz’da NATO’nun ordusuna yönelik tasfiyenin hesabını sormayın, ezcümle iç işlerimize karışmayın, ne isterseniz verelim.”

Bu çerçevede Türk devletinin hangi şartla Batı’ya teslim olacağı meselesinden çok, Batılı devletlerin Erdoğan’ın şartlarını kabul edip etmeyeceği asıl meseledir.

Eğer Millet İttifakı HDP’nin katılımıyla güçlü bir “Demokratik İttifak Blokuna” dönüşür, tüm muhalefeti faşizme karşı birleştirirse, hem Erdoğan’ın yaptığı pazarlık boşa çıkarılır, hem de “teslim anlaşması müzakereleri” karşılıklı çıkar temelinde “barış müzakerelerine” dönüştürülür.

Bu yapılamazsa milliyetçi muhalefet “yeni Sevr” diye dizlerini döver, demokratik muhalefet uzun yıllar faşist zulme karşı bedel ödemeye devam eder.

Bilmek gerekir ki, “teslim anlaşması müzakerelerinde” Erdoğan’ın yanında yer almak hiçbir demokratik ve barışçı sonuç vermez. Erdoğan diktatörlüğü güç kazanır ve güç kazanan Erdoğan bileğini bükemeyeceği Batı’yla “teslim anlaşmasını” çok daha kolay imzalar.

HDP’nin büyük katkısıyla Muhalefet, “teslim anlaşması müzakerelerini”, “barış anlaşması müzakerelerine” çevirebilir. Bunun için uluslararası bir karakter kazanan Kürt sorununda demokratik çözümü açıkça savunmak, Rojava ve Güney’in statüsünü kayıtsız şartsız tanımak, sınırdışı askeri hareketlere, işgal ve ilhak emellerine karşı çıkmak, işgal edilen her yerden çekilmek, Kürdistan’ın parçalarıyla ve tüm bölge ülkeleriyle iyi komşuluk ve saldırmazlık anlaşmaları yapmak, Akdeniz’de ve Ege’de uluslararası anlaşmalar ve hakkaniyet ilkeleri temelinde Yunanistan’la sorunları çözmek, Mısır’a, Suudi Arabistan’a ve İsrail’e karşı Müslüman Kardeşlerle ve cihadistlerle işbirliğine son vermek, Libya’dan çekilmek, gibi hususlarda adım atılacağı açıklanmalıdır. 

Böyle bir açıklama Erdoğan’ın “teslim karşılığında iktidarda kalma” pazarlığını bozguna uğratır.

Üç yol var: “Batıya Saray iktidarının devamı temelinde teslim olma” yolu. Batı bunu kabul etmezse “Rusya ve Çin mandasına yine Saray iktidarını koruma temelinde teslim olma” yolu. Ve nihayet üçüncüsü “teslim olma müzakerelerini barış anlaşması müzakerelerine çevirme yolu.”

Muhalefet üçüncü yolda yürümelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.