Emperyalist savaştan beklenti yanılgısı

Ziya ULUSOY yazdı —

  • Emperyalist savaşçılıktan beklentiden ve burjuva dinsel-milliyetçiliğe kuyrukçuluktan bağımsız örgütlü güçleri geliştirmek kurtuluşun tek yoludur.

İran halkları arasında komünist devrimci ve burjuva demokratik, ulusal demokratik güçlerin örgütlenebilmeleri oldukça zor ve güç.

1979 İran Devrimi’nin zaferini çalarak İslamcı gerici faşizan bir diktatörlük kuran Mollalar, Humeyni’den Hamaney’e ve bugüne uzanan süreçte, İslamcı faşizmi, devlet terörüne ve dini etkiye dayanarak, muhalefeti ezerek, inşa ettiler. Bu sürecin hemen başlangıcından sonra Irak’la savaş da, milliyetçi duygularla halkı arkasına bağlamasına hizmet ederek Molla rejiminin imdadına yetişmişti. Ayrıca Molla rejim ve ideolojik vekillerinin Filistin davasına destekleri de bölgede etkisini geliştirerek rejimin ayakta kalmasını sağladı.

Şimdi yeniden başka bir savaş saldırısı altındayken, Molla rejimine karşı mücadelede, İran’ın sözünü ettiğimiz parti ve örgütleri, hem savaş hem de molla rejimine karşı izleyecekleri politikayı ve tutumlarını belirleyip mücadele yürütmeye çalışıyorlar.

Bu mücadelede devrik Şah’ın hanedanını doğrudan emperyalist-siyonist işbirlikçisi olarak dışta tutarsak, halk içinden çıkan örgütlerden bazıları da emperyalist savaştan beklenti içinde olduklarını açığa vuruyorlar.

Bunlardan önemli olanlara değinelim. Halkın Mücahitleri Örgütü (HMÖ) ve İran Kürdistanı Komala’nın sosyal demokrasiye kayan kanadı. Bu iki örgüt her ne kadar emperyalist- siyonist savaş cephesinin işbirlikçisi olmayacaklarını ilan etseler de bu savaş cephesinden “destek” beklentilerini sözleri ve açıklamalarıyla yansıtıyorlar. Ayrıca Belucistan islamcı örgütleri de, ABD işbirlikçisi Körfez emir ve kralları tarafından destekleniyorlar.

Halkın Mücahitleri Örgütü yönetimi, 80’li yılların ortalarına değin birleşik bir cephe olan Ulusal Direniş Konseyi’nin adını da şimdi tek başına kullanıyor. Ne Şah Ne molla, rejim dıştan değil alttan halktan direnişle yıkılır sloganlarıyla halk hareketini öngörüyor olsa da, online sayfalarına yansıdığı kadarıyla Avrupa ve ABD’nin tanınmış parlamenter yöneticilerinin kendilerinin mücadelesini destekledikleri mesajlarını yayınlıyor. Bunlar arasında ABD’nin eski başkan yardımcısı Mike Pence, İngiltere eski Avam kamarası başkanı John Crow, eski AB Konseyi başkanı ve Belçika başbakanı Charles Michel var.

Konuşlandıkları Tiran’da üslerinde benzer biçimde ABD senatörlerine defalarca konferans verdiriyor. ( HYPERLINK "https://english.mojahedin.org/"https://english.mojahedin.org/) Batı burjuvazisi ve emperyalistler tarafından desteklendiğini halka yansıtarak güçlü olduğu kanaati yaratmak ve Batılı emperyalistlere ise sıcak baktığını göstermek istiyor.

Meryem ve Mesut Recavi ikilisinin liderliğinde olan HMÖ, eskiden beri Şah diktatörlüğünden burjuva demokrasisine geçmeyi amaçlıyordu. İslamcılıkla sosyalizmi birleştiren bir ideolojiye sahipti. Şah ve molla diktatörlüğüne karşı çok sert mücadelelerden geçti. Binlerce kadrosunu idamlarda kaybetti. Uzun süre emperyalizme karşı duruşu vardı. Fakat Molla diktatörlüğünün amansız saldırıları altında savaş zamanında Saddam’la ittifaka, Saddam rejimi yıkılınca bu kez Batı emperyalizmiyle ittifaka itildi. Güçsüzleşti fakat yine de İran halk ayaklanmarına kadro ve sempatizanları katılıyorlar. İdam ediliyor ve çatışmalarda öldürülüyorlar. Ocak 2026 ayaklanmasında 10’a yakın kadrosu idam cezası aldı ve yarısı idam edildi. Ayrıca HMÖ’nün iddiasına göre Hamaney’in resmi yerleşkesine askeri eylem düzenlerken 100’e yakın kadrosunu kaybetti. Şubat ayında ise “Geçiş Hükümeti” ilan etti. Özsubjektivizmi ve özabartısı yüksek olan HMÖ, gerek buradan ve gerekse ABD-İsrail saldırganlarıyla uzlaşmasından kaynaklanan Molla faşizminin erken yıkılacağı beklentisiyle “Geçiş Hükümeti” ilan etti.

HMÖ ve benzer beklenti içinde olanlar, esasen Molla faşizminin amansız devlet terörü ve yasakları sonucu Batılı emperyalizmle uzlaşma çizgisine itildiler. Fakat elbette iradi olarak

halkçı bağımsız çizgide kalabilmeliydiler, kalmalılar.

Günümüzün dünya gericiliği rüzgarının egemen olduğu koşullar da ideolojik olarak zayıf olan partileri Batılı emperyalizmle (bazılarını da ehveni şer tercihle Çin-Rusya ekseniyle) uzlaşmaya itiyor. Koşullara boyun eğmeyen ideolojik direnç de turnusol rolü oynuyor.

İdeolojik kararlılık ve İran’da ve dünyada örgütlü işçi ve halk hareketlerini geliştirmek, güncel aleyhteki koşulları yenilgiye uğratmanın iki temel yoludur. Bu yolla İran devrimci örgütleriyle dayanışma içinde olmak, idamlara karşı enternasyonal destek eylemlerini geliştirmek önemli.

Emperyalist savaşçılıktan beklentiden ve burjuva dinsel-milliyetçiliğe kuyrukçuluktan bağımsız örgütlü güçleri geliştirmek kurtuluşun tek yoludur.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.