ABD/İsrail-İran savaşı ve ezilenler
Ziya ULUSOY yazdı —
- Bölge ve dünya işçi sınıfı ve halklarının siyasi temsilcileri, bağımsız halk hareketinin, zayıflayacak rejimi yıkmaya hazırlanmasını destekleyecekler.
ZİYA ULUSOY
ABD-İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta tekrarladığı savaşı, sadece Haziran 2025 savaşının geniş çaplı devamı değil. Aynı zamanda HAMAS ile başlayan savaş zincirinin son halkası. Dahası ABD emperyalizminin, kapitalizmin krizini, üstün askeri gücüyle gelişen rakip Çin emperyalizmine karşı yeniden paylaşım savaşıyla kendi hakimiyetini restore etme yönünde çözme atağıdır.
Trump ABD’si, Strateji ve Güvenlik belgelerinde açıkladığı gibi, Amerika kıtasının tümünde, rakipsiz hakim olma ihtiyacının ürünü olarak ilhakı, askeri güç ve ambargoyla himayeci sömürgeciliği dayatıyor. Venezuela’yı kuşatma ve korsanlıkla hidrokarbon rezervlerini ABD tekellerinin hakimiyetine aldı. Kanada’ya, ilhak isteğini gümrük savaşıyla dayatarak parya devlet muamelesi yaptı. İran savaşından sonra Trump’ın nobranlığıyla ‘Küba’ya savaş İran’dan sonra zaman meselesi’ (bknz. 6 Mart, Reuters news agency). Kolombiya’da liberal demokrat devlet başkanı G.Petro’ya rejim değişikliği tehdidi ile Şili, Arjantin, El Salvador, Honduras’ı kapsayan faşist rejimleri teşvikle 'Monroe Doktrini'ni güncelliyor. Arka bahçesi saydığı kıtaya, dayattığı yeniden himayeci sömürgeciliğiyle Çin’in kıtada yaygınlaşan ekonomik nüfuzunu tasfiye ediyor.
Belgeler’in açıklamadığı, Ukrayna savaşına son verme -Rusya’yı müttefiklikten kopararak Çin’i hedefleyen- taktiğinin üzerini örttüğü gerçek ise Ortadoğu’da ABD’den özerk milliyetçi iktidarları savaşla yıkarak ABD-İsrail hakimiyetini tamamlama savaşları yürütüyor. İsrail-Suudi-Türkiye’nin alt hakimiyetinde ABD’ci emperyalist hakimiyeti gerçekleştiriyor. Çin ve Rusya’nın bölgedeki siyasi-ekonomik nüfuzunu zincirleme savaşlarla tasfiye ediyor. AUKUS, QUAND gibi yeni askeri paktlarla Çin’i kuşatmaya alıyor. AB emperyalist blokunu aşağılayarak, Grönland’ı ilhak dayatmasıyla ve gümrük savaşıyla boyun eğdirerek yedeğine çekiyor.
Bu kez 1990’lı yıllardaki “ABD Yüzyılı” stratejisini ve bileşeni BOP politikasını değil, askeri güç üstünlüğünü kullanarak “önleyici” savaşlar, tehditler, gümrük tarifeleri ve ambargolarla rakip Çin’in yükselişine karşı ABD hakimiyetini restore stratejisi izliyor. İçeride ve dışarıda neofaşist iktidarlar kurmayı bu stratejisinin diğer bir dayanağı yapıyor. Emperyalist ve burjuva devletler arası uzlaşmanın aracı olan BM’yi ve biçimsel de olsa “kurallı düzen”i fiilen tasfiye ediyor.
İran savaşı, ABD’nin gerilemiş hakimiyetini askeri güçle yeniden sağlama ve sürdürme stratejisinin bölgedeki son savaşı. Trump, Netenyahu’nun arkasına takılıyor söylentisinin tersine, ABD aslında Netanyahu faşizminin savaş makinasını kullanarak bölgede tam hakimiyetini sağlıyor. Haziran 2025 İran savaşında İsrail savaş makinası ağırlıklı olarak kullanılırken şimdi ABD savaş makinasının ağırlıklı kullanılması bu gerçeği kanıtlıyor. ABD, 28 Şubat’ta tekrarladığı savaşla Molla iktidarını rejimin içinden değişimle, olmuyorsa peşpeşe ayaklanmalar gerçekleştirmiş halkların yeniden ayaklanmasını kışkırtarak ama faşist Şah rejimi alternatifini önde tutan ABD’ci bir iktidar kurmak istiyor. Bu yolla Çin’i önemli bir müttefikten mahrum bırakarak zayıflatmayı hedefliyor. Başta hidrokarbon olmak üzere İran’ın yer altı zenginliklerine tümden el koyarak, ABD tekellerinin talanına sunmayı amaçlıyor.
Bölge ve dünya işçi sınıfı ve halklarının siyasi temsilcileri, elbette ABD-İsrail’in İran’a savaşına karşı mücadeleyi yaygınlaştırma çağrısı yapacaklar fakat aynı zamanda teokratik faşist Molla rejimiyle İran halklarının “milli” uzlaşmasını rededecekler. Bağımsız halk hareketinin, zayıflayacak rejimi yıkmaya hazırlanmasını destekleyecekler. Nitekim İran işçi sendikaları, idam tehdidi altındaki tutsaklar ve devrimci güçlerin çağrıları bu yönde.
Molla rejimi, 28 Aralık’ta başlayan ayaklanmayı binlerce insanı katlederek bastırdı. Molla rejimi, emperyalistlerin savaş saldırıları altında İran halkları ve işçi sınıfına karşı, liderlerini yenileyerek ve milliyetçiliği kullanarak, sert baskısını sürdürüyor. Adli mahkumlara af çıkarırken hapisteki siyasi tutsakları öldürmekle tehdit ediyor.
Emperyalist savaş saldırısı koşullarında ve Molla rejiminin sert baskısı altında, Trump-Netanyahu ekibinin “ayaklanın” çağrısına uymayan işçi sınıfı ve halklar, devrimci güçler, savaşın sonucunda rejimin zayıflamasını bekliyor. Rejimin zayıflaması veya çöküşü koşullarında ayaklanarak, rejimden de kurtuluşa ve emperyalist savaşa da boyun eğmeyen seçeneğe hazırlanıyor. Demokratik ve ezilen halkların hak eşitliğine dayanan halkçı iktidarı kurmaya hazırlanıyor.
