İran savaşında kime karşı kiminle?

Ziya ULUSOY yazdı —

  • İran devrimci ve komünist hareketi, varlık hakkını idam vinçleriyle ortadan kaldıran, savaş altında zindanlarda idamları sürdüren Molla rejimiyle ittifakı savunamazlar.

ZİYA ULUSOY

ABD-İsrail, İran’a savaşta umduğu zaferi elde edemeyince, emperyalizme karşı olan geniş kesimde haklı olarak memnuniyet yayılıyor. Bu bir yanıyla doğal, çünkü askeri süper emperyalist ABD ve savaş makinası İsrail’in zincirleme savaşlarla bölgeyi tamamen hakimiyetine almaları, gerici de olsa bölgedeki bir devleti yenmeleri, ne Marksist-Leninistler ne de diğer emekçi kesimler tarafından istenir. Tersi dünya işçi sınıfı ve ezilenlerinin baş düşmanı ABD emperyalizminin bölgede rakipsiz hakimiyetini pekiştirir. ABD-İsrail emperyalist savaş kampının yenilgisi istenen olmalıdır.

Bu memnuniyet, İran işçi ve ezilenlerin devrimci temsicilerine Molla gericiliğiyle ittifak yapmalarını önermek anlamına gelmemeli. Bunu önerenlerin başında ve agresif tarzdaki polemiğiyle Teori ve Politika(TvP) dergisi geliyor. Daha doğrusu derginin başyazarı M. Kayaoğlu, bu politikayı “somut gerçek ‘ya mollalar ya ABD’dir” keskin ikilemiyle işliyor. Bağımsız devrimci halkçı tutum ve politikayı “ABD’cilik”le suçluyor. İran’daki halk ayaklanmalarının, ABD-İsrail hegemonyasında bir iktidara yarayacağını ileri sürüyor. TvP'nin bu politikaya varmasının iki başlıca nedeni olduğu görülüyor;

* Türkiye’de, bölgede ve dünyada devrimci işçi ve halk hareketlerinin ve örgütlerin gelişme döneminde olmadıkları tespitinden kaynaklanıyor. Buradan hareketle ABD ve Batı emperyalizmi önünde engel olan devletlerin, ayakta kalmaları ve emperyalist saldırılar karşısısında desteklenmeleri yoluyla ABD ve Batılı emperyalizmin zayıflatılabileceğini düşünüyor.

* Yine bu temelden kaynaklanan bir fikir olarak Çin’in gelişkin sosyalizm kurmayı amaçladığı teorisine sarılıyor. Dolayısıyla ABD emperyalizminin stratejik düşman olarak aldığı Çin’i desteklemeyi önplandaki amaç olarak ele alıyor. Nesnel ve iradi müttefik devletlerini Küba’dan İran’a, Rusya’ya değin uzanan bu devletleri destekleme yoluyla saldırgan ve baş düşman ABD emperyalizmi ve müttefiklerini geriletme politikasını temel alıyor.

Biden’dan Trump’a nüanslarla devam eden ABD’nin Filistin, Ukrayna savaşları, Trump’la faşist hareketleri geliştirmeyle birleştirilerek sürdürülüyor. Güncel halkası İran’a ve hegemonyasındaki devlet-örgütlere savaşı ABD-İsrail yükseltiyor. Önceki ABD Yüzyılı stratejisinden farklı olarak, gerileyen hakimiyetini restore amacıyla ABD, üstün askeri gücünü kullanıyor; Çin’i ve Rusya’yı güçten düşürme stratejisi izliyor. Daha kontrolsüz saldırganlığı, müttefiklerini bile ilhak isteği, bu strateji ve amaçtan kaynaklanıyor.

Ezilen devletler değil, halklar

ABD-İsrail’in Avrupalı emperyalistler desteğindeki saldırı savaşlarına maruz kalan “engel” devletlerde, rejimleriyle ittifak içinde mi yoksa bağımsız devrimci işçi ve halk hareketlerini geliştirerek mi süreci göğüslemek gerekir? Askeri emperyalist Rusya haricinde savaş maruz kalan diğer küçük devletler, eğer komünistlerin ve devrimci hareketin işçi ve ezilen kesimleri örgütlemelerine özgürlük tanıyorlarsa elbette ittifak içinde, tanımıyorlarsa ittifaka girmeksizin. Lenin, daha 1920 gibi erken ve emperyalist sömürgeciliğin dünya çapında hakim olduğu bir zamanda Komintern’de tartışmalar sonucunda bu politikayı formüle etti. Sömürgelerdeki devleti olmayan burjuva hareketler ile ittifak için biri komünistlere özgürce örgütleme imkanı öngören iki temel kriteri şart koştu. Trump - Netanyahu’nun emperyalist faşist savaş saldırısına uğruyor olsa da İran gerici-faşist devleti söz konusu, devletsiz sömürge ulusun burjuva kurtuluş hareketi değil.

TvP başyazarı, Lenin’in “emperyalist ve ezilen devletler” temel ayrımı yaptığını iddia ediyor. Hayır! Emperyalist devletler ve ezilen halklar temel ayrımını yaptı. Devletlerini değil, bağımlı ülkelerin halklarını ve sömürge ulusları kastetti. Yazar, Lenin’in temel ayrımında çubuğu “ezilen devletler”e bükerek teorisine dayanak yapmaya kalkışıyor.

Rejim ile ittifak savunulamaz

Yazar, İran rejiminin direnişinin dünya çapında oynayacağı baş düşman ABD emperyalizmini geriletici rolünü dikkate alarak politika belirlemek gerektiğini de dayanak yapıyor. Dünya çapında bu rolü oynasa da İran devrimci ve komünist hareketi varlık hakkını idam vinçleriyle ortadan kaldıran, savaş altında zindanlarda idamları sürdüren Molla rejimiyle ittifakı savunamazlar. Emperyalist saldırı savaşına da Molla rejimine de karşı çıkar, yapabildikleri ölçüde bağımsız halk hareketini örgütlemeye çalışırlar. TvP yazarı, bunu pratiği olmayan bir politika olmakla suçluyor ama kendi önerisinin rejim safında savaşmaktan başka bir pratiği olmadığını unutuyor.

Enternasyonal işçi sınıfı ve halklar, ABD-İsrail savaş suçlularını hedef alan bir mücadeleyi esas alır, İran işçi sınıfı ve ezilenleri ise ABD - İsrail savaş suçlularıyla varlık hakkını tanımayan rejimi hedef alır. Bu iki politika, farklılıklarıyla birbirini tamamlar.

Mücadeleyi geliştirecek olan özerk gerici devletlerin emperyalizme kaşı mücadelesi değil, işçi sınıfı ve ezilenlerin burjuva kliklerden bağımsız hareketi ve örgütlülüğüdür.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.