Üç İsrail kurduracaklar palavrası

Ziya ULUSOY yazdı —

  • ABD, bölgenin rakipsiz hakimi olurken, Suriye’de İslamcı faşist merkezi devleti kurdu. Erdoğan-Bahçeli’yi ordusuyla himayeci sömürgecisi yaptı. "Üç İsrail" teorisinin ne kadar uydurma olduğunu kanıtladı.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin (KÖH) öncülüğünde Kürdistan devrimi sürerken, ABD ve AB'ye atfen Ortadoğu’da “Üç İsrail kurduracakları" palavrasını yutturan ve yutan genişçe bir kesim vardı. ABD, İsrail'in yanı sıra Türkiye ve İran’dan koparılacak Kürdistan'ın iki parçasıyla müstakbel bir “Büyük Kürdistan” veya Kürdistan Bölge Yönetimi ile iki Kürdistan kurduracak, böylece "Üç İsrail" teorisi, daha gerçekçi ifadeyle palavrası oluşturuldu.

ABD emperyalizminin 1991’de Saddam’a karşı savaşında, fiili Kürt özerk bölgesinin varlığını hava savunması tekeliyle korumasından bugüne bu teori sürdürülüyor. Bu teorinin sahipleri, AKP-MHP’den ulusalcılara kadar uzanıyor. Aralarındaki laiklik gibi ideolojik farka rağmen bu güçler, Kürt ulusal demokratik haklarına ya da ulusal kaderini hakkına düşmanlıkta birleşiyor. 40 yılı aşkın süren kirli savaş boyunca, ABD’cisinden Avrasya’cısına hemen bütün İslamcı, Türkçü, Kemalist ideolojideki güçler, “bölücülük tehlikesi"ne karşı birleştiler.

Sömürgeciliği sürdürmekte birlik

Bu, elbette Kürdistan üzerindeki Türk burjuvazisinin sömürgeciliğini sürdürmede birliktir. Türkiye’nin, ABD tarafından BOP projesiyle bölüneceği subjektivizmi ve korkusu, aynı zamanda küçük burjuva milliyetçiliğini de bu teori ve varyantlarına bağlanmaya götürdü. Perinçek, bu şovenist teorinin bayraktarlığını yapa yapa sonunda Erdoğan-Bahçeli faşizminin itaatkar siyasi tetikçisi oldu. Erdoğan-Bahçeli’nin Rojava halkına soykırımcı savaşını zafer narasıyla destekledi; Colani/Şara’nın etrafındaki İslamcı faşist çetelerin Suriye halklarına katliamlarla iktidarını sağlamlaştırmayı “meşru devlet” övgüsüyle kutladı.

TKP, rejimin tetikçisi olmaktan uzak durduysa da “parçalanma tehlikesine karşı mücadele”yi esas alan bölücülük paranoyasını, faşizme karşı mücadelenin önemsizliğinin vaazını yıllarca kongre kararları düzeyine yükseltti. Ulusal kaderini tayin hakkının, bağımsız Kürdistan savunusunun emperyalizme yarayacağı uydurma teorisini üretti. Yalçın Küçük, bu teoriye katıldı ve şu yayılmacı şovenist şiarı üretti: “Kerkük’ü almayan Diyarbakır’ı verir!”

Ulusalcıları ve sosyalizm lafızlı sosyal şoven güçleri, Kürdistan devrimine karşı tavır aldıran diğer bir neden de “üçüncü dünya devletleri” savunuculuğu, milliyetçiliğidir. Sömürgeciliği korumak ve üçüncü dünya devletleri milliyetçiliği, bölgede gericiliği ve militarist yayılmacılığı güçlendirirken, ülke içinde İslamcı, Türkçü ve ulusalcı faşizan gericiliği özellikle Türk halkı arasında tırmandırıyor.

İş birlikçi devleti neden yıksın?

Halbuki Yugoslavya’dan Suriye’ye değin yaşananlar, ABD liderliğindeki Batı emperyalizminin, geçmişte ABD-SB güç dengesinden yararlanan milliyetçi özerk iktidarları yıkarak kendisine bağlı iş birlikçi iktidarları işbaşına getirme savaşlarıdır. Türk burjuvazisi ve devletinin ABD, NATO, Avrupa emperyalistleriyle güçlü bağları nedeniyle ABD, Türkiye’yi neden bölsün ve iş birlikçisi devleti neden yıksın?

Diğer yandan şimdi yeniden sömürgeleştirme eğilimine girinceye değin, ulusal sorunlar, çok uluslu bağımlı ülkeleri kapsar sınırlar daraldı. Geçen yüzyılda emperyalist sömürgecilik, devrimler fırtınasının doğrudan ve dolaylı sonuçlarıyla yıkılmış, sorun daha dar bir alanı kapsar hale dönüşmüştü. Tarihin akışı, bu ülkelerdeki ulusal sorunlardan mücadeleleri kaçınılmaz kılıyor. Son 30 yıllık dünya gericiliğine ve sosyalizm mücadelesinin geri düşüşüne rağmen söz konusu alanlarda ulusal mücadelelerin devam etmesi, bu akışın sona erdirileyemeyeceğini gösterdi.

Çok uluslu üçüncü dünya ülkelerinde ulusal kurtuluş mücadelelerinin ayrık olarak veya sosyalizmin müttefiki olarak gelişmesi kaçınılmaz.  Sosyalizm mücadelesi, bu ülkelerde proletaryanın ezilen uluslardan işçilere güven vererek işçilerin birliğini sağlaması için sorunu programatik ve pratik mücadelesinin bileşeni yapma kararlılığını göstermeli. Yoksa bu ulusal mücadeleler ayrı sınırlı devrimci özellikleriyle de olsa gelişir. Devrimci olmayan konjönktürlerde zafer kazanma imkanını çok zor bulabilirler. Emperyalist rekabetin şiddetlendiği koşullarda bir tarafa yaslanmak zorunda kalan önderlikler altında ulusal mücadeleler başlıca öne geçebilir.

ABD emperyalizmi, İsrail savaş makinasıyla yönlendirdiği savaş zinciriyle bölgenin rakipsiz hakimi olurken, Suriye’de bağımlı İslamcı faşist merkezi devletinin katliamlarına izin vererek kurdu. Erdoğan-Bahçeli’yi ordusuyla katliamları destekleyen protektoracı/himayeci sömürgecisi yaptı. Üç İsrail teorisinin ne kadar uydurma olduğunu kanıtladı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.