Komisyon raporu ve işçiler
Ziya ULUSOY yazdı —
- Saray, yandaş sermaye başta olmak üzere yerli holdinglere ve emperyalist sermayeye yüksek kârlar sağlamak için faşizmin zulmünü Türk halkına, kirli ve işgalci savaşı Kürtlere reva görüyor.
Kürt Özgürlük Hareketi (KÖH), kurulan diyalog/müzakere masasının yasal/hukuki statüye kavuşması ve Kürt sorununa ilişkin öneriler sunması için Meclis'te komisyon kurulmasını önermişti.
Erdoğan -Bahçeli, Komisyon’nun adını “milli birlik” ve sürecin adını “terörü bitirme”, “terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge” koyarak, Kürt sorununda demokratik bir barışa karşıt tutumunda ısrar ediyor. Öncelikle devrimci sosyalist hareketi ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni teröristlikle suçlayarak, çamur atarak, işçileri ve ezilenleri bu hareketlere düşman yapmaya çalışıyor. Oysa devrimci sosyalist hareket, işçi sınıfının ve ezilenlerin hakları ve sömürüden kurtuluşları için mücadele ediyor. İşçi sınıfının hak alma ve kurtuluş mücadelesini ezmek isteyen sermayenin kanlı balyozu olan faşist rejimi yıkmak için mücadele ediyor.
KÖH, Kürt ulusunun demokratik hakları, sömürgecilikten kurtuluşu için mücadele etti. Şimdi de demokratik ve onurlu bir barış yapmak, demokratik alanda mücadele etmek istiyor. Nasıl ki Filistinliler, kendi ulusal demokratik hakları ve kurtuluşları için mücadele ettiler, ediyorlarsa, Kürtler de ulusal demokratik hakları ve kurtuluşları için mücadele ettiler, ediyorlar.
Netanyahu-Trump nasıl ki “terörü ve Hamas”ı bitirmek çamurunu atarak Filistinlileri ve HAMAS’ı katlettiyse Erdoğan-Bahçeli de Kürtlere ve PKK’ye “terörist” çamuru atarak benzer katliamlar yaptı. Netanyahu’nun Filistinlileri destekleyen Lübnan Hizbullahı’na karşı kirli savaşının ve işgalinin benzerini, Erdoğan-Bahçeli Suriye Kürtlerine ve QSD'ye karşı yapıyor. DAİŞ, HTŞ ve SMO çetelerini, Suriye ve Şengal Kürtlerine saldırtan Erdoğan’dır. Çocuk, yaşlı ve kadın boğazlatan, Ankara Gar ve Suruç katliamlarını bu çetelere yaptıran da Erdoğan-Bahçeli’dir. Hatta sırf Suriye’ye işgal yapmaya gerekçe olsun diye, SMO’lu Suriyeli kadına İstanbul-Tünel’de bomba attırarak sivil halkı öldürten ve bunu Kürt hareketine yükleyen, sonra foyası ortaya çıkan da Erdoğan-Bahçeli’dir.
Şimdi Kürt hareketi barış ve demokratik mücadeleye yönelmişken, 40 yıllık savaşı sona erdirirken, kurulan Komisyon’un hazırladığı rapor fare bile doğurmadı. Ne Sayın Öcalan ve devrimci tutsaklara doğru dürüst bir özgürlük öneriyor, ne Kürt sorununa ilişkin haklar ne de Türkiye’ye demokratikleşme öneriyor. Kayyum atanmamasını önermekle kendisini sınırlıyor. Üstelik raporu hazırlayanlar, kamuoyuna açık değil kapalı tartışma yaparak, Kürtlerle barışın, Kürtlere ve Türk halkına, hangi kazanımları getireceğinin halklarımız tarafından anlaşılmasını önlemeye çalıştılar.
Siz işçiler, büyük çoğunluğunuzca Kürtleri “bölücü” gösteren yoğun propagandanın adeta şartlandırıcı etkisi altında, yanılgılı fikri henüz bir tarafa atamamış olabilirsiniz. Şu 40 yıl gösterdi ki, selefleri gibi Erdoğan-Bahçeli’nin bu “bölücülük” yalan/şartlandırmasına ses çıkarmadığınız sürece, Saray’ın iktidarı sizin de grev hakkınızı rahatça gasp eder. Grevlerinizi ya doğrudan veya erteleme yoluyla yasaklar, yasaklıyor. Sendika seçme özgürlüğünüzü vermez, vermiyor. İşçiden ve ezilenden yana olan aydınlarımızı, vekilleri, akademisyenleri hapse atar, atıyor, müebbet veya onlarca yıl ceza veriyor. Hatta iktidarını zor yoluyla sürdürmek için muhalefetin bile belediyelerini gasp ediyor, belediye başkanları ve vekillerini hapse atıyor, binlerce yıl ceza vermeye çalışıyor.
Saray’ın Kürtlerin demokratik barış isteğine “terörü bitirme" damgası vurması, Suriye Kürtlerine işgalci savaşla cevap vermesi, şimdi de Şengal ve Güney Kürdistan için savaş planı yapması, Türkiye’de de faşizmin kalıcılaşmasına, işçi ve halkın yoksullaşmasına yol açıyor.
Tabii ki Saray, yandaş sermaye başta olmak üzere yerli holdinglere ve emperyalist sermayeye yüksek kârlar sağlamak için faşizmin zulmünü Türk halkına, kirli ve işgalci savaşı Kürtlere reva görüyor.
Bu saldırganlığa karşı ancak demokratik barış, işçi sınıfı ve halkın örgütlenme özgürlüğü, grev ve eylem özgürlüğü, yaşam koşullarını iyileştirme talepleriyle sesimizi ve mücadelemizi yükseltebilirsek faşizmden kurtulabiliriz. Kürt halkıyla gerçek işçi kardeşliği etrafında özgürce birlik sağlayabiliriz. Demokratik bir gelecek kurabiliriz, bölgede savaş değil barışı sağlayabiliriz, sömürüden kurtuluşun şartlarını yaratabiliriz, yaratmalıyız.
