Doruk Maden işçisi deneyimi

Ziya ULUSOY yazdı —

  • İşçi, hızla büyütülen sermayeden ancak mücadeleyle haklarını alabiliyor. Maden işçisinin direnişleri, bu gerçeği yansıtıyor. Doruk Maden işçisi, Polyak işçisinin genişlettiği yoldan yürüyor.

Doruk işçisi, Polyak maden işçisi gibi verilmeyen ücretlerini mücadeleyle koparıp almak istiyor.

Erdoğan-Bahçeli iktidarı, sermaye birikimini hızlandırma yöntemlerinde, seleflerinden daha çok kuralsız/pervasız hareket ediyor. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın hemen hemen bütün yeraltı zenginliklerini yerli/yabancı sermayeye açmaya, kırsal halkın yaşam alanlarını talan edercesine sermayenin hizmetine sunmaya çalışıyor. Madencilik, kâr oranı yüksekliği nedeniyle bu yöntemlerin başında geliyor.

Erdoğan-Bahçeli’nin İslamcı-Türkçü faşizminin varlık nedenlerinin başında da sermayenin birikimini hızlandırma amacı geliyor. Suriye’de himayeci sömürgecilikle Colani İslamcı faşizmini kurmasının nedeni de, Rojava Devrimi'ni savaş kudurganlığıyla ezmeye girişmesinin nedeni de bu uğursuz amacıdır. Diğer ifadeyle Erdoğan-Bahçeli’nin asıl dini, sermayeyi hızla büyütmedir.

İşçi, sınıf bilinci zayıfken, bu büyümeden bir lokma da kendisine düşer yanılgısını taşır fakat sermaye ve Saray’ın saldırganlığı, bunun tersini pratikte acımasızca kanıtlayor. Erdoğan faşizminden güç alan maden patronları, işçinin lokmasını büyütmek bir yana, ücret ve kıdem tazminatını bile vermeyerek işçiyi ailesiyle birlikte açlığa mahkum ediyor.

İşçi, hızla büyütülen sermayeden ancak mücadeleyle haklarını alabiliyor. Maden işçisinin direnişleri, bu gerçeği yansıtıyor. Polyak işçisi uzun süreli mücadeleyle ücretlerini alabildi. Polyak işçisi, elbette bu mücadelede özgüven, kolektif davranma, mücadeleci sendikası Bağımsız Maden İş’e güvenme yoluyla sendikalaşma bilinci kazandı. Maden işçisi, yoldaşlarına mücadeleyle haklarını alabilecekleri yolunu daha fazla açtı.

Doruk Maden işçisi, Polyak işçisinin genişlettiği yoldan yürüyor. Bağımsız Maden İş örgütlülüğünde aylardır verilmeyen birikmiş ücretini, kıdem tazminatını almak için Ankara yürüyüşünü gerçekleştirdi. Ankara’da polis saldırısıyla gözaltına alındıktan sonra da haklarını alamadan gitmeyeceğini haykırıyor. Erdoğan faşizmi, Doruk’u TMSF/Varlık Fonu'na aldığı halde işçinin birikmiş alacaklarını vermek yerine, polis gazı ve gözaltı terörü uyguladı. Sermayenin kanlı yumruğu olduğunu bu küçük örnekte yeniden gösterdi. İşçi, devletin sermaye sınıfına ait olduğu gerçeğini, mücadele deneyimi içinde öğreniyor.

Tekil işyerlerinin çoğunluğu onbinlerce işçiyi değil, yüzlercesini kapsıyor. Bu durum ve işyerini kapatma/taşıma tehdidi nedeniyle tekil işyeri işçisi, güçsüzlüğünü, sınıf kardeşleri ve diğer emekçilerden destekle gidereceğine ve kazanacağına inanıyor. Destek bekliyor.

Türk-İş ve Hak-İş’in sendika ağaları, Erdoğan faşizmi ve sermaye ile iş birliği yaparak bu desteği engelliyor. Bağımsız devrimci sendikalar, devrimci sendikal mevziler ve sosyalist partiler eliyle işçi sınıfı dayanışması geliştirilerek, mücadeleci sınıf birliğinin gelişmesi sağlanabilir, iş birlikçi sendika ağaları engeli aşılabilir, mutlaka aşılmalı. Aynı zamanda iş birlikçi sendika ağalarının yolaçtığı sendikasızlaşma eğilimi tersine çevrilebilir ve çevrilmeli.

İşçiler, mücadele içinde aynı zamanda devrimci, sosyalist hareketin kendi sınıf çıkarları için mücadele ettiğini deneyimliyor. Tabii elbette devrimci, komünist hareket işçi sınıfı içinde çalışma yapıyor ve işçinin mücadelesine önderlik ediyorsa!

Bu deneyimleme, işçinin devrimci ve komünist harekete güven biriktirmesi yoluyla toplumsal kurtuluş bilincini edinmesini kolaylaştırıyor. İşçiyi, Kürt düşmanlığı, “teröristler” şartlanmasıyla ve dini inançla Erdoğan faşizmine destek yanılgısını yıkmasına ve enternasyonalist bilinç kazanmasına elverişli hale getiriyor.

Her işçi eyleminde olduğu gibi, devrimci ve komünist hareketin, işçi eylemleri ve sınıf dayanışmasına önderlik yoluyla, işçi kitlesiyle bağlarını geliştirmesine olanak sunuyor. Olanak tabii ki ancak değerlendirilirse gerçeğe dönüştürülebilir. İşçi kitlesi içinde çalışma ve bağ kurma yöntemleriyle, işçi kitle örgütlerini değerlendirmeyle çalışmayı yoğunlaştırarak olanak gerçeğe dönüştürülebilir.

Erdoğan faşizmi ve burjuvazi, saldırıları ve şartlandırmaları yoluyla devrimci ve komünist hareketi işçi sınıfı ve ezilen kesimlerin kitlesinden büyük ölçüde tecrit etmiş durumda. Bu durumu değiştirmenin yolu işçi sınıfı ve ezilen kitleleri sayısız hak ve güncel talepli değişik siyasi mücadelelere seferber etmekten geçiyor. Devrimci ve komünist hareket, ancak bu mücadelelere önderlik yoluyla kitle bağlarını geliştirebilir. Bağların güçlendirilmesi, işçi ve ezilen kitlelerin kendi deneyimleriyle devrimci şiar ve amaçların doğruluğuna inanmalarını, önderlik eden komünist ve devrimci partiler etrafında örgütlü güç biriktirmelerini sağlayacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.