Faşist kirlenme nasıl giderilir?

Ziya ULUSOY yazdı —

  • 40 yılı aşkın süre boyunca tırmandırılan Kürt düşmanlığı, şovenizmin sürekli ve yoğun olarak, her türden iletişim aracı ve örgütlenmeyle boca edilmesinin sonucu.

ZİYA ULUSOY

Türkiye’de Erdoğan-Bahçeli faşizminin ve muhalif burjuva partiler ile ulusalcıların destek kitlesi içinde önemli faşizan bir siyasi kirlenme var. Bu kirlenme özellikle burjuvazi ve devleti tarafından, 40 yılı aşkın süre boyunca tırmandırılan Kürt düşmanı şovenizmin sürekli ve yoğun olarak, her türden iletişim aracı ve örgütlenmeyle boca edilmesinin sonucu.

Tabii ki, aynı güçlerin yarattığı antikomünist “terörist” şartlandırması da bu sonuca yol açan diğer başlıca etken.

Geçmişte yaşanan bu gerçek, HTŞ-SMO çetelerinin Suriye’de QSD’ye, Kürt halkına, azınlık ulusal, inançsal topluluklara, demokrat şahsiyetlere yönelik katliamcı kirli savaşı sürecinde bir kez daha yaşandı.

Başta Erdoğan-Bahçeli’nin elindeki devlet/özel yazılı/görsel medya tekeli tetikçileri ve trolleri olmak üzere, faşist, siyasi islamcı, milliyetçi, ulusalcı, basın ve partiler, Colani ve çetelerinin katliamcı zaferi için cansiperane ajitasyon yaptılar.

Colani ve çetelerinin, Erdoğan-Bahçeli ordusunun generalleri ve diğer bürokratlarınca yönetildiğinin bilinciyle, bu güruh, ırkçı şovenist zafer naraları attı. AKP-MHP’nin tv kanalları ve basını, Suriye Kürt halkını ve SGD’yi “sinkaf edilmeleri gereken hayvanlar” olarak niteleyen aşağılık ajitasyon yapacak kadar çirkefleştiler. Netanyahu’nun Filistinlileri “hayvansı” addeden çirkefliğinin aynısı.

Laik milliyetçi ve ulusalcı güçler de, islamcı faşist Colani ve çetelerini meşru “devlet” addederek, “terörist” çamuru attıkları laik-demokratik-halkçı QSD’nin ezilmesi için ajitasyon yaptılar. Kirli katliamcı zaferini kutladılar. Cumhuriyet gazetesi ve Perinçek bunun öncüleriydi. Üstelik, Erdoğan-Bahçeli’nin Suriye’de himayeci sömürgecilikle islamcı-ırkçı rejim inşa etmekte olduğunu, Batılı emperyalizm ve Netanyahu’nun bu projeyi desteklediğini bildikleri halde. Bunun Türkiye’de “laik cumhuriyet”in tabutuna çakılan son çivi olduğunu bilmelerine rağmen

Konumuz, bu güçlerin teşhirinden ziyade, etkiledikleri işçi ve ezilen halk kesimlerinin faşist kirlilikten nasıl kurtarılabileceği.

Komünist, devrimci ve antifaşist propaganda-ajitasyonun, teorik ve ideolojik mücadelenin, işçi ve ezilen kitlelerin sömürü ve faşizmden kurtuluş programı propagandasının süreklileştirilmesi, elbette başta gelen iştir. Fakat bu yetmez.

Üstelik faşist rejimin ve onu besleyen bilumum gerici güçlerin propaganda araçları devasa farkla, halkın çıkarlarını savunan güçlerin elindeki araçlardan güçlü.

İşçi ve halk kitlelerinin, kendi sınıfsal kurtuluş programına, şiarlarına ve çözüm önerilerine inanmalarını sağlayacak “kendi pratik mücadele deneyimleri”nden geçmeleri, öncü parti ve örgütlerce, irili ufaklı sayısız mücadele deneyimlerinden geçirilmeleri şarttır.

Geçen yüzyıllık mücadele deneyiminden çıkardığı derslerle, komünist ve devrimci hareket, pratiğe yol gösteren bu ilkeyi formüle etmiş ve uygulamıştı. Zafere ulaşan devrimlerle ve geniş kitleleri devrim ve sosyalizm mücadelesine kazanmayı başararak, bu ilkenin doğruluğunu kanıtlamıştı.

Mücadele kitleleri eğitir ve değiştirir. Uzun yıllar sürecek durağanlık ve kitleleri mücadeleye seferber etme başarısızlığı, kitleleri faşizm ve kapitalizmin ideolojik hakimiyeti altında tutarken, kitleleri mücadeleye seferber etmenin başarıldığı yıllar, haftalar ve bazen günler, milyonları faşizm ve gericiliğin etkisinden kurtarmaya yetebilir. Geniş devrimci örgütlü kitle gücü yaratabilir.

İletişim tekniklerinin her gün her eve saatlerce girerek, propaganda ajitasyon imkanını faşizme ve burjuvaziye verdiği, burjuvazinin ekonomik bakımdan da geçmişe göre misliyle güçlendiği günümüzde, kitleleri mücadele deneyiminden geçirerek devrimcileştirebilme zorunluluğu çok daha fazlasıyla geçerlidir.

Üstelik, kitlelerin sosyalizme umut kırılması yaşanmışlığının bu döneminde, bu ilke daha fazla geçerlidir.

Öte yandan iddiasal ve devrimci fedakar mücadele öncülüğü, sadece öncü örgütlenmeyle kendisini sınırlayamaz ve kitleleri kazanmaya sanıldığının aksine bu yeterli olamaz. Daha geniş kitlelerin içerisinde örgütlenebileceği işçi ve emekçi kitle örgütleri, öncüler ile kitleler arasında varsayılan kayış rolünü oynar. Komünist ve devrimci hareketin işçi ve emekçi kitle örgütleri ve mevzilerini, daha geniş kitleleri etkilemenin ve kendisini üretmenin araçları olarak değerlendirmede başarılı olması zorunludur. Bu yolla ve kadrolarının körelen kitle çalışması yeteneklerini geliştirerek, kitlelerle faşizmin koparamayacağı güçlülükte bağlar kurmayı başarmalıdır.

Bu başarılar kazanıldığı ölçüde, halk kitlelerindeki faşizan kirlenme giderebilir, giderilmelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.