Molla rejiminin süren idamları
Ziya ULUSOY yazdı —
- Molla rejimi, önce de yaptığı gibi savaşı, milliyetçi gericiliği tırmandırmanın aracına dönüştürüp kitle desteğini arttırıyor. Bu yolu, siyasi idamları meşrulaştırmakta kullanıyor.
- Avrupa’da/Türkiye’de görmezden geliniyor, çünkü kanıksama ve “üçüncü dünya devletçisi” antiemperyalist anlayış etkili oluyor. Bazı sosyalist iddialı yayınlar bile haber olarak vermiyor.
İran rejimi idamlara devam ediyor. Siyasi idamları devrimci ve demokrat muhaliflere karşı uyguluyor. Bugünlerde PJAK ve Halkın Mücahitleri’nden 10’a yakın siyasi aktivisti idam etti. Çok sayıda aktivisti idam için sırada tutuyor.
İdam edilen ve sırasını bekleyenler, Ocak 2026 ayaklanmasına katılanlardan. Rejim ayaklanma sırasında en az 6 bin siyasiyi katletti. İdamlarla katliamını sürdürüyor. Molla rejimi, çok sayıda adli suçluyu da idam ederek, siyasi suçtan idamı daha geniş kitleler nezdinde meşrulaştırmaya çalışıyor. 2024’te bine yakın, 2025’te ise binin üzerinde insanı idam eden rejim, geçen yıl 12 gün savaşından sonra da idamları hızlandırdı. Şimdi savaş sırasında da özellikle siyasi idamları hızlandırıyor. Savaşı, milliyetçi gericiliği tırmandırmanın aracı olarak kullanıp kitle desteğini arttırıyor. Bu yolla siyasi idamları meşrulaştırmanın elverişli aracı olarak kullanıyor.
Humeyni dönemi gibi
Geçmişte de bu politikayı izledi. 1988’de Irak savaşı atmosferini kullanarak on binlerce komünist ve antifaşist tutsak devrimciyi 5 ay boyunca idam etti. Humeyni, “İslam'ın düşmanlarını derhal yok et. Davalar açısından, kararın uygulanmasını hızlandıran kriterden yararlanın" fetvasını vermişti. İslamcı rejimin militanlarından kurulan komisyonlar (halk arasında 'Ölüm Komisyonları' adı verildi) hızla idam kararları verip uyguladılar. İbrahim Reisi, bu komisyon üyelerinin önde gideniydi. Hızlı idam kararı vermekle ünlendi, bu sayede molla rejiminin ileri gelenleri arasına girdi, rejimin devlet başkanı olabildi. Rejim içinden ve Humeyni’nin halefi olarak bakılan Ayetullah Muntazeri, Humeyni’ye toplu idamlara karşı uyarı mektubu yazdığı için ölünceye dek ev hapsine mahkum edildi.
Argümanları da aynı
Rejim o zaman savaşın milliyetçi atmosferini, suçunu örtmede kullanırken şimdi de kullanıyor. İdeolojik meşruiyet aracı olarak “Allah’a karşı çıkmak” ve “yabancılara hizmet etmek” argümanlarını ileri sürüyordu, bugün de sürdürüyor. Üstelik şimdi daha büyük iki düşmanın ABD-İsrail’in ağır savaş saldırısı ortamında siyasi idamları meşrulaştırmada daha elverişli ortam var. Bu durumu kullanmayı kaçırmayan İran Yargı Başkanı Hulam Hüseyin Mohseni İci, mahkemelere çağrıda bulunarak muhalifler ve siyasi tutuklular hakkında yürütülen davalarda idam kararlarının hızlandırılmasını emretti.
İdam için el ovuşturanlar
Türkiye’de İran rejiminin idamları adeta kanıksandı. “Engellenemiyor” kaderciliğiyle kendiliğindenci davranılıyor. Pek çok burjuva devlet ve ABD, idam cezasını sürdürüyor. Burjuva devletler faşistleşme yönünde evrilirken, yeniden idam cezasını yasalaştırmaya başladılar. Netanyahu faşizmi Filistinliler için idam cezasını yakın zamanda yasallaştırdı. Avrupa’da kitleselleşen faşist partiler, kitleler arasında idam cezasına karşı yaygın tepki bulunduğu için bunu açıkça dillendirmeseler de, siyasi mantıkları gereği iktidara geldiklerinde savaş, sivil ölümler ya da bazı provokasyonlar yaşandığında idam cezasını yeniden yasalaştırabilirler.
Trump, siyasi idamlara halk desteğini hazırlamak için C. Kirk’ü öldüren genç için “idam edilmesi gerekir” ajitasyonu yapma fırsatını kaçırmadı.
Erdoğan, idam cezasından yana olduğunu aralıklarla dile getiriyor. Bahçeli’nin idam ipi atan ritüelinin görüntüsü hafızalarda taze. Bahçeli’nin ardından ip ritüelini Musavvat Dervişoğlu devraldı. Ümit Özdağ idam ritüeli için sırasını bekliyor.
İktidar ve muhalefetteki faşist partilerin liderlerinin idam cezasından yana olmaları elbette sadece laf değil, koşullarını bulduklarında yasallaştırıp gerçekleştirecekleri bir amaç.
İdamlara seyirci kalınıyor
Devrimci, komünist ve antifaşist hareket genelde ve İran özelinde siyasi idamlara karşı ilgi zayıflığında, adeta ilgisiz. Kaygı verici olan budur.
Avrupa’da İranlı devrimcilerin Salı günleri idamlara karşı protesto eylemlerine Türkiyeli devrimci güçlerin ilgisi zayıf.
Avrupa’da ve Türkiye’de bu ilgi zayıflığına yol açan nedenlerin başında kanıksama ve İran’a yönelik ABD-İsrail savaşındaki “üçüncü dünya devletçisi” antiemperyalist anlayış geliyor. Öyle ki sosyalist iddialı yayınların bazılarında Molla rejimin hızlandırdığı idamlara ilişkin haber bile verilmiyor.
Oysa emperyalist savaşa karşı mücadele, aynı zamanda faşizme ve kapitalizme karşı mücadeleyle birleşmiş halde yürütülürse işçi sınıfı ve ezilen kitlelere devrimci ve demokratik bilinç, tutum ve örgütlülük kazandırabilir.
Molla faşizminin siyasi idamlarına karşı mücadele, aynı zamanda hepimizin faşizme karşı mücadelesinin bir parçasıdır.
