Olmak ya da olmamak
Ziya ULUSOY yazdı —
- Erdoğan-Bahçeli’nin işgalci soykırımcı savaşının estirdiği, seküler burjuva kesimlerin de “Kürt anasını görmesin” mottosuyla katıldıkları şovenizm rüzgarına boyun eğilmemeli.
ZİYA ULUSOY
Rojava Devrimi'nin sanat çalışmasının öncülerinden Önder Çakar, Medya Haber TV’ye bağlanarak yaptığı konuşmada bu sözlerle uyardı: Rojava Devrimi ve halkı olmak ya da olmamakla, soykırımla karşı karşıya!
Kobanê’yi örnek verdi. Şu an tehcir edilenlerle birlikte 500 bin civarında nüfusa sahip. Güneyden HTŞ çeteleri tarafından kuşatma altında. Kuzeyden Türk ordusunun tehdidi altında. Derîk’e değin Kürt halkının yaşadığı bütün yerler de benzer tehdit altında.
Rojava’ya karşı savaşı yöneten ve yürüten işgalci Türk ordusu ile HTŞ ve diğer cihatçı çeteler. ABD, İngiltere, Fransa ve Erdoğan-Bahçeli ile teokratik Arap devletleri tarafından siyasi, ekonomik ve diplomatik destek görüyorlar. Dahası, İran nüfuzunu ifade eden Irak’taki Haşdi Şabi güçlerini de tasfiyeyi, muhtemelen Federe Kürdistan'ın federasyon statüsünü geriletmeyi kapsayan, İran yönetimini düşürmeyi hedefleyen bir planın başlangıç saldırısı. Bölge halklarına karşı savaş felaketinin işareti.
ABD ve Batı emperyalizmi ile bölge iş birlikçileri, Sünni İslamcı iktidarları ve örgütleri dayanak yapacakları, buradan toplumsal desteklerini genişleterek rakipsiz hakimiyetlerini güçlendirme hesabı içinde oldukları anlaşılıyor. İsrail devletinin “güvenliği”ni İbrahim Anlaşmaları ve eklentileriyle sağlama ve iş birliğiyle, Batılı emperyalistlerin rakipsiz ve Türkiye rejimi ile Suudilerin ikincil hakimiyetinde bir bölge mimarisi şekillendiriyorlar. Halklar ve işçi sınıfının direniş mücadelelerini ezmeyi, faşist, teokratik diktatörlüklerle boyun eğdirmeyi, bu mimarinin temel bileşeni olarak planlıyorlar.
Filistin direnişi İsrail devletinin soykırımcı savaşıyla ezilirken, Kürdistan ve Rojava Devrimi, Erdoğan-Bahçeli devletinin ve HTŞ ile İslamcı çetelerin soykırımcı saldırılarıyla bitirilmeye çalışılıyor.
Tom Barrack, bir forumdaki konuşmasında “yüzyıllık süreç bölgede en istikrarlı rejimlerin krallık ve emirlikler olduğunu kanıtladı” sözleriyle çok küstahça ifade etmiş ve mealen şunu eklemişti: “Hazar Denizi’nden Akdeniz’e dizilen yeni bir düzen oluşuyor. Bunu sağlayan Trump’tır. Herkesin Trump’ın arkasında birleşmesi gerekiyor!”
Hitlervari histeriye karşı
Bu planda rol verilerek iktidara taşınan HTŞ ve onu yönlendiren/yöneten Erdoğan-Bahçeli iktidarının cihadist katliamcı saldırı ve hilelerine karşı QSD, Kürt halkının ağırlıklı olarak yaşadığı bölgelere çekilerek direniyor. Arap aşiretlerin örgütlenen saf değiştirmesinin yaşattığı kayıplardan sonra, mevzisini burada kurarak, kazanımları koruma ve soykırımı önleme direnişini halk seferberliğiyle sürdürüyor. Elbette ölçüsüz eşitsizlikteki güç ilişkisiyle...
Kürdistan çapında halk, özellikle genç kitleler, soykırımcı savaşa karşı direnişe katılılıyor. Kitlesel eylemleri süreklileştiriyor. Bu büyüyerek devam etmeli ki, Erdoğan-Bahçeli rejiminin Hitlervari “temizlik” histerisiyle soykırımcı savaşı geri püskürtülebilsin. Ölçüsüz eşitsizlik koşulları nedeniyle bu yetmez. Saldırının öncülüğünü yapan Erdoğan-Bahçeli’nin destek aldığı Türk halkının, işgal karşıtı eylemleri yükseltmesi şarttır. Desteksiz bırakılacak militarist faşist rejim, soykırımcı küstahlığını bırakmak zorunda kalır.
Şovenizme boyun eğilmemeli
Türkiye’nin devrimci demokratik parti ve kitle örgütleri, başlattıkları itiraz ve eylemlerini mutlaka genişleterek sürdürmeli. Erdoğan-Bahçeli’nin işgalci soykırımcı savaşının estirdiği, seküler burjuva kesimlerin de “Kürt anasını görmesin” mottosuyla katıldıkları şovenizm rüzgarına boyun eğilmemeli. İşgalci sömürgecilik ve Kürt düşmanlığının, Suriye'de yaratmakta olduğu İslamcı faşizm, Türkiye’de kalıcılaştırılacak İslamcı-Türkçü faşizmdir. Filistin halkının soykırımına akıttığımız gözyaşını, soykırım tehdidi altında olan Kürt halkına da akıtabilelim. Antiemperyalizm lafızları yükseltenler, Batılı ve kendi ülke rejiminin emperyalist savaşına karşı seslerini yükselterek gerçekten emperyalizme karşı mücadele etmeli. Emperyalist ve faşist boyunduruğun pekiştirilmesine izin vermemeli.
Halkın direnişiyle saf tutmalı
Suriye’de ezilen inançsal ve ulusal halklar ve cihadist rejime karşı olan tüm demokratik kesimler, seslerini yükseltmeli, Rojava halkının direnişleriyle saf tutmalı.
Bölge halklarının demokratik ve sosyalist güçleri, demokratik özlem içerisindeki halk kesimlerini işgalci savaşa karşı mücadeleye çekmeli.
Avrupa’da ve dünya genelinde Rojava Devrimi ve halkına destek eylemleri, Dünya Kobanê Günü eylemliliği seviyesine yükseltilmeli. Emperyalist basının sessizlik şalı, demokratik ve sosyalist basın emekçilerinin çabasıyla yırtılmalı, halkların savaşın zulmüne ilişkin bilgi edinmesi sağlanmalı. Her direnişte, her grevde, her hak alma eyleminde, Rojava halkına destek şiarları yükseltilmeli.
Rojava halkı ve direnişi vardır, varolmaya devam edecektir!
