Bahçeli ve muhalefete saldırganlığı

Ziya ULUSOY yazdı —

  • Bahçeli MHP’sinin Erdoğan’dan daha çok Erdoğancı rolü benimsemesinin nedeni, İslamcı-Türkçü faşizmi kalıcı kılma isteği, içte işçi sınıfı ve halklarımızın devrimci mücadelesini demir yumrukla ezme, bölgede ise sömürgeci yayılmacılıkla nüfuz alanını genişletme isteğidir.

Bu yazı yazılırken 1 Mayıs eylemlerinin hazırlığı sürüyordu. Yayınlanma günü de 2 Mayıs olacağı için, geçmiş sayılacak 1 Mayıs işçi sınıfının mücadele ve birlik gününün güçlenerek geçmiş olmasını diliyor ve birlikte yeni mücadelelerde buluşmayı ümit ediyorum.

Türkeş ve Bahçeli MHP’si, burjuva devletin askeri ve sivil bürokrasisi içinde her zaman önemli bir yer tuttu. Emperyalizm, işbirlikçi tekelci burjuvazi ve hükümet bileşkesi ve iktidar bileşimi içinde belirgin bir yeri her zaman vardı.

MHP bu konumunu, işçi sınıfı ve halklarımızın devrimci mücadelesine karşı vurucu güç rolü sayesinde edinebildi. Alt sınıflardan reaksiyoner/muhafazakar eğilimden devşirdiği militanları işçi sınıfı ve halkların mücadelesine, devrimci harekete karşı savaştırma yeteneği, MHP’ye iktidar içinde özgün bir süreklilik kazandırdı. Tepedeki bu süreklilikte, ABD hakimiyetindeki NATO’nun kontrgerilla örgütlenmesiyle örgütsel bağı da temel bir rol oynuyordu.

12 Eylül askeri faşist cuntası, zorunlu olarak MHP’nin militanlarını harcarken asker ve polis içindeki gücüne dokunmadı, aksine korumaya özen gösterdi. 12 Eylül öncesi 1977’de askeri cunta hazırlığı yapan MHP’li Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun zorunlu olarak emekli edildiyse de, ordu içinde MHP her zaman önemli bir güç olarak varlığını sürdürdü.

12 Eylül sonrası MHP, moral bozukluğuyla, vurucu güç rolünü oynamakta zorluk çekti. Polis ve PÖH-JÖH içinde rolünü daha güvenceli biçimde sürdürmeyi tercih etti. Liberal burjuva kalemler MHP’nin “ılımlılaştığı” abartısını propaganda etmekten geri durmadılar. Oysa MHP; özellikle Kürdistan devrimine karşı, Türk halkı arasında Kürt düşmanlığının tırmandırıldığı şovenist şartlanmanın estirildiği on yıllar boyunca JÖH, PÖH, JİTEM içinde vurucu güç rolünü oynarken militan devşirmeyi geliştirebildi.

1991’de RP-MHP-IDP seçim ittifakıyla parlamenter alanda marjinalliğini yıkarak genişledi. 1999 seçimlerinde ikinci büyük parlamenter parti düzeyine yükseldi. Mesut Yılmaz ve Ecevit hükümetlerinde yeraldı.

Türk milliyetçiliği iddiasındaki ideolojisi, MHP’nin partisel varlığını, 2001 krizinde ayakta kalarak sürdürebilmesini olanaklı kıldı. Türk halkı arasında Kürt düşmanlığının yoğunlaştırılması ve yükseltilmesi MHP’ye karşı antifaşist duyarlılığı geriletti. Sovyetler Birliği’nin çöktüğü koşullarda Pantürkizm parlaması da bu zayıflamaya hizmet etti. Politik İslamcılığın yükselerek muhafazakar ve reaksiyoner hareketi kendi hegemonyasında birleştirmesi MHP’nin inişli çıkışlı yüzde 10’luk parlamenter oy desteğinin sınırlanmasına yolaçtı.

MHP, geçmişte TÜSİAD tarafından faşizme vurucu güç ihtiyacı olduğu ölçüde desteklenirken, az sayıda da olsa örgütlü patronlara sahipti. Sonraki dönemde geniş kredi olanaklarıyla ve kirli savaşta narko sermaye birikiminden en çok yararlanmasıyla geniş bir kesiminin patronlaşmasını elde etti.

MHP, 1990 sonrası burjuva fraksiyonlar çatışma ve ittifaklarında kolaylıkla rol değiştirdi. AKP iktidarında başta burjuva muhalefet ittifakı içinde yeralırken, 2015 dönemecinde Erdoğan faşizminin destekçisi ve iktidar ortağı oldu.

Saray faşizminin İslamcı-Türkçü ideolojiyi hakim kılmasında başlıca rol oynamakla kalmadı, içeride ve dışarıda tüm kanlı saldırılarının suç ortağı oldu. Devletin, burjuvazinin kolektif çıkarlarının temsilcisi olmaktan Erdoğan-Bahçeli liderliğindeki daha dar iki fraksiyonuna evrilen siyaseten daralmanın başlıca iki aktöründen biri oldu.

Bahçeli MHP’sinin Erdoğan’dan daha çok Erdoğancı rolü benimsemesinin nedeni, İslamcı-Türkçü faşizmi kalıcı kılma isteği, bu yolla içte işçi sınıfı ve halklarımızın devrimci mücadelesini demir yumrukla ezme, bölgede ise sömürgeci yayılmacılıkla nüfuz alanını genişletme isteğidir.

MHP bu politikayı sürdürürken, bir yandan CHP’ye burjuva muhalefete yönelik Erdoğan’ın saldırılarına tam destek veriyor. Bahçeli ve yardımcıları, en saldırgan dili kullanıyor. Dahası saldırı çıtasını CHP’yi kapatma isteğine vardırıyor. Erdoğan diktatörlüğünün kalıcılaşması ajitasyonu yapıyor.

Diğer yandan sayın Öcalan’la görüşmenin ve sürecin devamını, iktidar içinde AKP’den daha çok dile getiriyor. Fakat Erdoğan gibi “terörsüz Türkiye” hedefini vurguluyor. Suriye’de Kürtlere düşmanlığı tek SDG’li kalmayıncaya kadar Kürtlerin ezilmesi talimatına değin vardırıyor. MHP’ye bağlı Süleyman Şah, El Hamzat tugaylarını doğrudan yöneterek işgalci sömürgeciliğin şiddetini uygulamaya devam ediyor.

İçte sürece ilişkin iktidarın adım atması gerektiğini söylemiş olmasına rağmen, Bahçeli şimdi acele etmemek gerektiğini belirterek Erdoğan’ın oyalama taktiğine katılıyor.

AKP’den nüansla bazı söylemlerine rağmen benzer politikayla burjuva liberal parlamenterist çizgide muhalefet yapan CHP’ye zindan sopasını göstererek ve kapatmayla tehdit ederek Erdoğan faşizmini kalıcı kılmaya çalışıyor.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.