Erdoğan ve Bahçeli’nin İran politikası
Ziya ULUSOY yazdı —
- Türk iktidarı, İran’a savaşın başlangıcında kitlesel göç bahanesiyle 'tampon bölge' işgalinin hazırlıklarının tamam olduğunu belirterek, olası Rojhilat özerkliğini bastırma tehdidiyle gerçek politikasını açığa vurdu.
ZİYA ULUSOY
Erdoğan-Bahçeli ve destekçileri, ABD’nin adını anmadan İsrail’in saldırganlığını zikrederek sözümona İran savaşına karşı söylemlerde bulunuyorlar. Savaşın fayda vermeyeceğini “istikrar için sona erdirilmesi ve barış yapılması”nı dile getiriyorlar. Bu, elbette toplumsal destek kitlesini kaybetmemek için yalan ajitasyonudur.
Erdoğan-Bahçeli’nin savaşa ilişkin gerçek görüşü, söylemediklerinde saklı ve şöyle özetlenebilir: Bölgesel rakip İran’ın ABD-İsrail kampınca iyice güçten düşürülmesi, zayıflamış İran’da kitlesel göçü önleme bahanesiyle Batı İran sınırında 'tampon bölge' adı altında işgali gerçekleştirmek. Kürt hareketini bu yolla bastırmak. Eğer İran rejimi çökerse Batı İran’da Aliyev ve Erdoğan himayesinde Güney Azerbaycan’ı kurmak.
Erdoğan, söylemine rağmen Kürecik radar üssünü kullandırıyor, İncirlik üssünü basına kapatarak neler olduğunu örtüyor, askeri savaş araçlarının Türkiye’den geçişine izin veren kararnameyi imzalıyor, Arap ve islam ülkeleri dışişler bakanlarının Riyad toplantısına gönderdiği Hakan Fidan vasıtasıyla İran’ın Körfez ülkelerine saldırısını kınıyor. Bunlar, Erdoğan'ın söyleminin tersine pratikte ABD-İsrail’in İran’a savaşının yanında yer aldığının kanıtları. Ayrıca himaye ettiği Aliyev’in, Nahçıvan’a füze düşünce irdelemeden-sonradan uyarılınca geri alsa da İran yönetimine hakaret ve tehdidi, Türkiye’ye füze parçaları düşünce Erdoğan’ın uyarı ve tehdidi, İran’a savaşı sonuçlarından yararlanmak üzere destekleme politikası izlediğinin kanıtı.
Hegemonya rekabeti yeni değil
Esasen Erdoğan-Bahçeli’nin bölgede İran rejimiyle hegemonya rekabeti politikası, yeni değil. Suriye iç savaşını örgütlemeleri, ABD-İsrail’le iş birliği içinde İran müttefiki Esad’ı devirmeleri, Suriye’deki İran ve Hizbullah güçlerine karşı vekil güçlerini savaştırmaları ve işgalle destek vermeleri, Colani’nin 6 Ocak Paris anlaşmasında İsrail ile iş birliğini kotaran güç olmaları, İran rejimiyle rekabet politikasının daha başlangıçtaki kanıtıydı.
Erdoğan'ın Yemen savaşında İran’ın yörüngesindeki Ensarullah/Husi iktidarına karşı ABD-İngiliz-İsrail desteğindeki Suudilerin acımasız savaşını desteklemesi de bu rekabetin başlangıcındaki diğer bir gerçeği olmuştu. Hatta öyle ki bu savaşa 500 DAİŞ elemanını THY uçağıyla gönderdiği söylentisi basında yer almıştı. Erdoğan faşizmi ve yayılmacılığı, bölge stratejisinin Ekmek Teknesi’ndeki Heredot Cevdetvari yatıcısı Yenişafak başyazarı İbrahim Karagülle o dönemde Suudilerin Yemen’e savaşını İran saldırısına karşı “Kabe’yi koruyan kutsal savaş” olarak ilan etmişti.
Erdoğan, emperyalizmin yanında
Bugün İran’a kadar gelen savaş, İsrail-ABD’nin 7 Ekim sonrası başlattığı zincirleme ve ABD’nin 1991’den başlayarak bölgede sürdürdüğü savaşların devamıdır. Erdoğan, 2003 Irak işgalinden başlayarak, ABD-İsrail kampının bu emperyalist savaşlarının yanında yeraldı. Erdoğan, İran molla rejimiyle -Kürtlere karşı ittifak dışında- bölgede hegemonya rekabeti içindeydi ve safı ABD’nin yanıydı. İran’ın müttefikleri Lübnan ve Suriye’de İsrail tarafından bombalanırlarken, Erdoğan HTŞ’den DAİŞ’e ve SMO’ya bütün çetelerini İran müttefiki olan bu güçlere karşı Türk ordusu desteğinde savaşa sürdü. Kalemşörlerine “Şii hilali” kampının darbe yemesinin sevinç ajitasyonu yazıları yazdırdı. İran’la rekabetteki ve ABD-İsrail’le birlikteki bu faşist karşıdevrime “devrim” diyerek de kutsadı.
İran mollalarıyla rekabette Irak’ta Tarık Haşimi vasıtasıyla İran karşıtı DAİŞ’li çeteleri Musul işgalinde kullanarak iktidar darbesini örgütlemeye bile girişti. Filistin’de ideolojik kardeşi HAMAS’a üzülürken soykırımcı İsrail’e Ceyhan’dan petrol akışını ve ticareti sürdürdü. Sonuçta İran mollalarının HAMAS ve İslamcı örgütlere savaş desteğinin tersini yaptı. Filistinlilere köleci “Trump barışı”nın yönetiminde yeraldı.
Erdoğan-Bahçeli iklisinin söylemdeki yalanla gizledikleri stratejisini en iyi dile getiren tetikçi kalemi Karagül Heredot Cevdetvari atıcılıkla dile getiriyor: “ İran’ın... takati kalmayabilir...Türkiye, doğu sınırında; en güneyden en kuzeye kadar, İran içlerinde yabancı bir varlığın, bir örgüt devletinin oluşmaması için, derinlemesine bir güvenlik hattı oluşturmak zorunda kalabilir. rejim devrilirse, ..... Türkiye bir gün bile geç kalmamalı.... Gerekirse İran Azerbaycan’ının tamamına askeri destek verilmeli, bu destek fiili olmalı, Türkiye’nin bütün doğu sınırı Türkiye-İran Azerbaycan’ı sınırı olmalı.”(Yenişafak gazetesi)
Erdoğan-Bahçeli iktidarı da İran’a savaşın başlangıcında kitlesel göç bahanesiyle tampon işgal bölgesinin askeri hazırlıklarının tamam olduğu demecini vererek ve olası İran Kürdistanı özerkliğini savaşla bastırma tehdidiyle gerçek politikasını açığa vurmuştu. Erdoğan-Bahçeli’nin işgalci savaş niyeti ve stratejisine karşı çıkmak, Türkiye ve Kürdistan devrimci ve savaş karşıtı güçlerinin politikası olmalıdır.
