Emperyalistlikle övünmek

Ziya ULUSOY yazdı —

7 Ağustos 2020 Cuma - 23:00

  • Saray faşizminin Rojava’dan Libya’ya “cihanda savaş”la övünmesi bir yanıyla içte talan ve zorbalığını Kürt’e savaşla, Kuzey Afrika’ya savaş ve askeri üs yayılmacılığıyla örtme çabası. Ama bununla sınırlı değil. Sermaye birikimini savaş ve işgallerle, yık-yap talancılığıyla, militarist sanayiden kar kapmayla, hızlandırma kudurganlığı.

Saray faşizminin son beş yılda kitle desteğini pekiştirmek için başvurduğu ve öne çıkan ideolojik argüman emperyalistlikle övünmek!


Diktatör Erdoğan, faşist rejimi aracılığıyla devletin büyümesi ve güçlenmesiyle övünüyor. 12 adayı yeniden almaktan Osmanlı mirası topraklarda, savaş sahasında etkin olmayı ajite ediyor. Çok sayıda ülkede onlarca askeri üs kurmakla övünüyor.


Faşist şefin kalemşörleri, Türkiye’nin nasıl emperyalist büyük güç haline geldiğini abartarak ve övünerek propaganda ediyor:


“Kızıldeniz, Basra Körfezi, Akdeniz’in ortası, Doğu Akdeniz, Ege, Kafkaslar ve Balkanlar’da, Afrika’nın derinliklerinde Türkiye varlığı görüyoruz şimdi.


Askerlerimizle, uçaklarımızla, gemilerimizle... hemen her yerdeyiz.”(İ.Karagül, Türk Mucizesi, Okyanusa Açılan İki Kapıyı Tutmak, Yeni Şafak, 20.07.20)


Saray faşizminin tabanına Erdoğan amigoluğu yapan Karagül, Türkiye’nin Erdoğan faşizmiyle emperyalist yayılmacılığa hızlı geçişini bayrak gibi yüceltiyor.


“Erdoğan ...hem söylem hem de yeni inisiyatifleriyle uluslararası sistemde etkin bir lider olarak öne çıkıyor.” (B.Duran, Erdoğan, Aktivizm, “İmparatorluk Hayali”, Sabah, 17.07.20) Duran ise emperyalist yayılmacılık ve Osmanlı imparatorluğu hayali iddialarına karşı çıkarken, işgal, savaş, askeri üslerle yayılmacılığı Erdoğan’ın ”Büyük ve güçlü Türkiye” hedefi olarak övüyor.


Tetikçi kalemlerin yayılmacılığa hergünkü övgüsü sınırsız.


Emperyalistlikle açıktan övünmeyi, 90’lı yıllarda dile getirenlerden biri briyantinli Yiğit Bulut’tu. Şimdi Saray’da. Hidayete de ermiş koltuğa da kavuşmuş.


Batı’ya karşı Doğu’nun savunuculuğu, Hıristiyan emperyalist ülkelere karşı ülkelerin savunucusu iddiasıyla ortaya çıkan islamcılar ve Erdoğan’ın kalemşörleri; emperyalist yayılmacılık, güçlü askeri ve militarist aygıt ve sanayi ve sömürgecilikle övünmeyi Saray faşizmi dönemine geçişin belirgin değişikliği olarak yaşıyor ve yansıtıyorlar.


Kemalistler Hatay’ı ilhakla övünseler de “cihanda barış” şiarıyla kitle desteğini istikrarlı kılmaya çalıştılar.


Saray faşizminin Rojava’dan Libya’ya “cihanda savaş”la övünmesi bir yanıyla içte talan ve zorbalığını Kürt’e savaşla, Kuzey Afrika’ya savaş ve askeri üs yayılmacılığıyla örtme çabası. Ama bununla sınırlı değil. Sermaye birikimini savaş ve işgallerle, petrodolarla, savaşın yık-yap talancılığıyla, militarist sanayiden kar kapmayla, hızlandırma kudurganlığı.


Saray faşizmi şimdi bu savaş tırmandırıcılığı ve militarist sanayi ve aygıtı büyütme arsızlığını, destek kitleyi pekiştirmenin, burjuva klikleri kendi etrafında birleştirme, gelmezlerse savaş kılıcıyla biçmenin aracı yapmak istiyor.


Emperyalist savaşçılıkla övünmek kitle dayanağını ne kadar pekiştirebilir? Eğer onyıllarca sürecek işgalci savaşçılığı finanse edecek büyüklükte sermaye birikimi varolsa ve işgalci talancılıkla küçük burjuva aristokrasi genişletilebilse bu olanaklı.


Oysa Saray, ekonomik kriziyle topu atmak üzere. Savaş talanıyla yalnızca kendi sermaye kliği ve oligarşiye yağlı lokmalar, militarist-polisiye güce ulufe verebiliyor. İş cinayetlerinin ayyuka çıktığı, Korona salgınında çalışma kampları ve ücretsiz izinle işçilerin açlığın ve ölümün ağzına atıldığı yaşanan gerçek. Erdoğan faşizminin emperyalist savaşlarla işçi ve yoksullara sus payı vermek bir yana daha fazla sefalete ittiği ve iteceği de yaşanan gerçek. Savaşlarını uzun süre finanse edemeyeceği, Libya ve Katar petrodolarlarının sürekli akamayacağı da bir gerçek.


Diktatörün amigolarının emperyalizmle övünmeleri de, Hıristiyan Batı’ya karşı mazlum müslüman ülkelerin ve Doğu’nun liderliği söylemiyle emperyalist savaşçılığı gizleme arsızlığı da, büyük devlet şovenizmi de, kitle tabanını pekiştirme bir yana korumaya da yetmeyecek.


Komünistler, devrimciler, özgürlük severler, barış savunucuları mücadele bayrağına yazdıkları programı özgüvenle ve ideolojik haklılığın onuruyla yükseltmeliler:


Demokratik ülke, işçi ve emekçilerin iktidarı, halkların özgürlüğü, emperyalist yayılmacılığa karşı komşularla ve halklarla barış!


İşçi sınıfı ve ezilenlerin geçen yüzyılda ve bugün kapitalist emperyalizme karşı mücadelesi, Hıristiyan emperyalizme karşı müslüman emperyalist soyguncu ve zalimleri yükseltmek için değil, savaşsız ve sömürüsüz yeni sosyalist bir dünya kurmak içindir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.