Fesat yuvası din iktidarcıları

Ahmet TURHALLI yazdı —

29 Kasım 2022 Salı - 09:00

  • 8 milyar insanın gözünün içine bakarak, Tvlerden ben Kürtleri Rojava‘da katl edeceğim ve onların topraklarına kendi çetelerimi yerleştireceğim demektedir. Bu nasıl bir konuşma ki insan haklarını savunduğunu söyleyenler de, bir infiale sebep olmamakta ve insanlık camiasında sıradan bir konuşma gibi karşılanmaktadır?

Fesat: Arapça bir kelimedir

Arapça’da mastar olarak “bozulmak, çürümek; sağduyudan sapmak” vb. anlamlara gelir. İsim olarak da “zulüm; çalkantı, düzensizlik; kuraklık, kıtlık” mânalarında kullanılmıştır. Bazı dilciler fesadı “itidal çizgisinden uzaklaşıp bozulmak” şeklinde tanımlamışlardır (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “fesâd” md.; Kâmus Tercümesi, “fsd” md.). Başkasının malına haksız yere el koymaya da fesad denilmiştir (Tâcü’l-arûs, II, 452). 

Kur’ân-ı Kerîm’de on bir âyette fesad kelimesi, otuz dokuz âyette de bunun türevleri geçmektedir. Bu âyetlerde düzen, sistemli bir bütün olarak kavranan âlemin ve toplumun, dolayısıyla ferdin var oluşuna temel olan fıtrî ve tabii denge ile aynı çerçevede ele alınmakta, fesad da bu düzen ve dengenin bozulmasını yahut bu dengeden çıkmayı ifade etmektedir.

Kur’an fesat ve fitne merkezi olarak saydığı karekterden şöyle bahs etmektedir: Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. (Bakara 11-12)

İktidara müptela olanlar, kötülük diye tarif edilen İblisin yoldaşları ve onun rehberi olurlar. Bütün düşünce melekeleri ve beyin hücreleri kötülük ve yıkım için çalışır duruma gelir. Barış, inşa, adalet ve huzur onlar için yoktur/olmayacaktır. insanları aldatma ve daha fazla yıkım için, dini, insani ölçü ve ilkeleri onlar için süslü birer sözcük olarak kullanırlar. İktidarperestlerin dindar görünmeleri ve kendilerini böyle konumlandırmaları, yönettikleri toplum ve topluluklarda daha derin çürümeye yol açar. Bu çürüme öyle bir aşamaya gelir ki, Kur’an-ın deyimi ile toplum Esfelei, Safilin noktasına yuvarlanılır.

Tüm dinler, peygamberler ve kutsal kitaplar bu yaklaşım ve insanlardan söz etmişler, insanlık için büyük tehlikeler barındırdıklarını bildirmişlerdir. 

Hz Isa: Kendi havarilerine;
“Yeryüzünün tuzu sizsiniz. Ama tuz tadını yitirirse, bir daha ona nasıl tuz tadı verilebilir? der. Hz Muhammed’in (sav) vefatından sonra, İslam adına iktidarı hedefleyen kesimlerin, din adı altında sağı solu işgal etmeleri, HZ İsa’nın (as) deyimi ile İslam adına tuzun bozulmasına zemin oluşturmuştur. Böylelikle din iktidarcıların elinde bir yıkım, kıyım ve fesada zemin yapılmıştır. Kur’an iktidar için fesad çıkaranlara seslendiğimizde, bizler ıslah edicileriz dediklerini duyacağımızı söylemektedir. Yine Kur‘an bu sözcüklerle size cevap verenlerin bozguncuların ta kendileri olduğunu bizlere bildirmektedir. 

Erdoğan ve çevresi fesat ve bozgunculuk siyaset ve riyasetini sürdürmektedirler. İstanbul’un göbeği Taksim’de kendi vatandaşlarını, kadın çocuk demeden bombalarla katl edecek biçimde canileşmiştir. Yeryüzünde fesadı ve fitneyi körüklemek için her türlü melaneti çevreye yaymaktadır. Vatandaşım dediği insanları katl edecek düzeyde gözlerini karartmıştır. ABD, Rusya ve AB devletleri gibi muktedirlerden de fesadı ve yıkımı genişletme sözü ve olurunu almıştır. Kürtleri bana teslim etmişsiniz müsaade buyurun bitireyim demektedir. Birkaç yıldır Rojava da barış ve huzur içerisinde yaşayan Kürtlerin nefes almaları dahi onu rahatsız etmektedir. Yıllarca Esad’ın mezalimine duçar olmuş toplumlar, özgürlük ve huzur kokusunu soludukları günden beridir, TC tarafından yapılan şiddetli saldırılara maruz kalmaktalar. DAİŞ’le, El-Kaide ile bitiremediğim işi, kendi Turan devletimin gücü ile tamamlamalıyım arayışını sürdürmektedir. Kürtleri yok ederek ırkçı histerisini tatmin edecek ve Fatih olarak ırkçı yığınları arkasına alarak iktidarını ilelebet sürdürmüş olacağına kendini inandırmış durumdadır.

21. yüz yılda bir millet dünyanın gözleri önünde jenositten geçirilmektedir. Bunun gerekçesinide, kendi okuluna roket atarak öğretmen ve öğrencileri katl ederek oluşturmaktadır. Dünya muktedirleri bunları bildikleri halde, çıkarları gereği bu ağır suça ses çıkarmamakla ortak olmaktadırlar. Günümüz muktedirleri, bunu Libya‘da, Filistin’de, İran’da ve Çin’de bu yönetimlerle iş tutarak sürdürmekteler.

Dünya muktedirleri birer fesat merkezleri olarak, birbirlerini korumaya devam etmekteler. Rojava‘ya onlarca uçak, obüs topları ve füzelerle saldırı düzenleyen bu fesad kaynağı kişi ve onun yönetimi, Millet yaşamının bağlı olduğu, elektrik dağıtım merkezleri, su dağıtım şebekeleri, buğday depoları, hastahaneler ve temel gıda yerlerini hedef gözeterek bombalanmaktadır. Çocuk ve sivil bombalayan bu fesat yuvası, sadece bozgunculuk ve fesada rehberlik yapmaktadır.

8 milyar insanın gözünün içine bakarak, Tvlerden ben Kürtleri Rojava‘da katl edeceğim ve onların topraklarına kendi çetelerimi yerleştireceğim demektedir. Bu nasıl bir konuşma ki insan haklarını savunduğunu söyleyenler de, bir infiale sebep olmamakta ve insanlık camiasında sıradan bir konuşma gibi karşılanmaktadır? Rojava ve Bakur arasına hangi çeteleri yerleştirmek istemektedir bu fesatlar? Efrîn ve diğer bölgelere yerleştirdiği çeteler, talan tecavüz, yıkım ve demografik değişim dışında şimdiye kadar ne işler yaptılar? Avrupa’da bomba patlatarak yüzlerce insanın hayatına kıyanlar, binlerce Êzîdî’yi toplu katl edenler, kadınları cariye olarak pazarlar da satanlar, Kürtlerin coğrafyasına yerleştirilecek ve Kürtler kıyımdan geçirilerek işleri bitirilecek. Bu denli gaddarlaşan ve vahşileşen Erdoğan ve avenesi bir de, ‘biz teröre karşı mücadele veriyoruz’ demekteler. Biz ıslah edicileriz, biz cami, yol, hastahane, çeşme ve fakirlere yardım etmekteyiz demekteler. Garip olan ise bu fesatçıların, din ve insanlık değerlerinin koruyucuları olarak seçimlere hazırlanmalarıdır. Ne demişti Kur’an; fesat uygulayıcıları, biz ıslah edicileriz diyorlardı!

Fesat çetesi durdurulup, hesaba çekilmeden, barış, huzur ve özgürlük bu topaklarda yeşeremeyecektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.