Garê operasyonu üzerine birkaç not 

Sara AKTAŞ yazdı —

18 Şubat 2021 Perşembe - 21:00

  • Öncelikle bu harekatın planlanma biçimi, ön hazırlıkları ve sembolik olarak 15 Şubat Komplosu’nun yıldönümüne denk getirilmesi oldukça önemlidir.

8 Şubat'ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın "Çarşamba günü Millete Sesleniş konuşmamı özellikle izlemenizi tavsiye ediyorum. Sizlere birçok güzellikleri takdim edeceğim" cümlelerini büyük bir kibirle sarfettiği günden iki gün sonra 10 Şubatta 41 uçakla Garê bölgesine oldukça stratejik hedefler ve planlarla hava ve kara saldırısı başlatıldı. Operasyonun adı Pençe Kartal-2 Harekâtı olarak, amacı ise PKK’nin elindeki kamu görevlilerinin kurtarılması, liderlerin yakalanması olarak kamuoyuna duyuruldu. Kuşkusuz iktidar bu operasyona siyaseten altın vuruş anlamı yüklemişti.
Çok değil dört gün sonra 14 Şubat’ta ise Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar operasyonun büyük bir zaferle sonuçlandığını inanılmaz bir utanmazlıkla, yarım ağızdan şöyle duyurdu: "50 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Yerli ve milli mühimmat kullanılan harekâtta terör örgütünün varlığına ağır bir darbe indirilmiş ve bölge kontrol altına alınmıştır… Mağarada alıkonulan 13 vatandaşımızın naaşlarına ulaşılmıştır. Birinin omuzundan, diğer 12 vatandaşımızın başlarından vurularak şehit edildikleri tespit edilmiştir. Vatandaşlarımızı şehit eden mağaradaki teröristlerin tamamı etkisiz hale getirilmiştir… Operasyon tamamlandı. Kara ve hava unsurlarımız güvenle döndü." Ancak bu açıklama bir zafer açıklaması değildi. Bu operasyonun zaferle sonuçlandığına ne kamuoyu ne de ilgili tüm kesimler ikna değildi. Dolayısıyla son bir haftadır operasyonun neden ve sonuçları oldukça önemli bir değerlendirme gündemi oldu ve olmaya devam ediyor. 
Kuşkusuz bu harekatın özünü, neden ve sonuçlarını sadece iktidarın iç siyasette yaşadığı muazzam krizlerin eşliğinde yaptığı manipülatif açıklamalar olarak algılamak dar ve yüzeysel olacaktır. Öncelikle bu harekatın planlanma biçimi, ön hazırlıkları ve sembolik olarak 15 Şubat Komplosu’nun yıldönümüne denk getirilmesi oldukça önemlidir. Bugüne kadar yapılan sayısız operasyona göre oldukça stratejik hesaplarla planlanmış ve 15 Şubat komplosu ile bitiremedikleri Kürt özgürlük hareketini bitirme ve çöktürme stratejisinin bir devamı, stratejik bir aşaması olarak anlam yüklenmiştir. Bağdat, Erbil, Şam, Moskova, Tahran ve Washington’la yürütülen tüm pazarlıklar için tayin edici bir koz olarak kullanılan bu saldırgan stratejinin en önemli altın vuruşu bu operasyonla yapılmaya çalışılmıştır. Suriye ile Irak arasında tüm geçiş noktalarını kontrol etmek, devamında Kerkük ve Musul’u ele geçirmek, dolayısıyla Başûr ve Rojava’da kalıcı işgaller yürütmek can alıcı bir amaç olarak bütün bu saldırganlığı motive etmiştir. TC’nin Garê’ye saldırı hazırlıklarını tamamladığı sırada Heşdi Şabi’nin Şengal’e yaklaşık 10 bin kişilik güç kaydırma talimatını aldığını, Şengal ve çevresindeki Haşdi Şabi gücünün 20 bine çıkartılmasının amaçlandığını da unutmamak gerekiyor. TC’nin Şengal’e saldırma ihtimaline karşı İran ve Irak cephelerinden yaşanan itiraz ve alınan tedbirler, Türk Devletini Şengal için askeri, siyasi ve diplomatik cephelerin olgunlaşmadığı sonucunu doğurmuş ki Şengal’e saldırması beklenirken Garê’ye saldırmayı öne almıştır.
Ancak toplam 4 günün sonuda Türk işgalcileri ve tüm dünya Garê’nin hiçte öyle kolay bir cephe olmadığını tüm hava- kara güçlerine ve teknik donanıma rağmen görmüş oldu. Bu operasyon sonunda şu üç gerçek tüm çıplaklığı ile bir kez daha görünür oldu. 
Birincisi, Garê Direnişi ile tüm dünya Kürt özgürlük gerillalarının görkemli direniş ruhunu ve savaşma gücünü bir kez daha açığa çıkarmış, gerilla tüm inancı ve tutkusuyla orada yeni bir direniş destanı yazmıştır. 
İkincisi, ‘Kürdistan’a sefer olur ama zafer olmaz’ tarihsel gerçeği bir kez daha güncellenmiştir. 
Üçüncüsü, Erdoğan iktidarı kandan beslenen ve iktidarını kan dökerek, şiddet üreterek sürdüren bir diktatördür. Faşist AKP-MHP iktidarı PKK’nin esir aldığı ordu, MİT, jandarma üyelerini kurtarmaya gitmemiş öldürmeye çalışmış ve öldürmüştür. Faşist Türk devleti bir kez daha kendi askerlerinin kanı üzerinden algı operasyonu yaparak halkını ve dünya kamuoyunu kandırmak istemiş, yaşadığı bozgunu örtbas etmeye çalışmıştır, ancak bunda da başarılı olamamıştır.
Garê operasyonu bitti ama siyasi ve askeri sonuçları daha uzun süre konuşulmaya devam edecektir. Noam Chomsky’nin yakında zamanda Rojava Üniversitesi’nde verdiği bir seminerde dile getirdiği “Rojava Devrimi bir mucizedir, dünya bunu görmeli” cümlesindeki doğruluk gibi diyebiliriz ki Garê Direnişi özgürlük gerillaları için yüzde yüz bir başarı, faşist Türk devleti için yüzde yüz bir bozgundur. Hem dünya hem faşist Türk devleti bunu görmelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.