’Güçlendirilmiş parlamenter sistem’

Ziya ULUSOY yazdı —

21 Ağustos 2020 Cuma - 23:55

  • Güçlendirilmiş parlamentarizm değil, güçlendirilmiş antifaşist mücadele ve birleşik cephe bu nedenlerle işçi sınıfı ve ezilenlerin faşizmden kurtuluşunun tek alternatifidir.

CHP, kurultayında “2. yüzyıla çağrı beyannamesi”nde bu hedefi vurgulama ihtiyacı duydu. Müttefiki Akşener, röportajlarında içeriğini doldurmadan bu hedefi dile getiriyor.

Geçerken belirtelim ki, burjuva muhalefet, diktatöre karşı sempati toplayarak kitlesel destek büyütmek için bile 2015’ten bu yana parlamentarizmi ajitasyonunun merkezine oturtmaya gerek görmedi. Parlamentarizmden söz etse de faşist şeflik rejimini devralmayı çıkarına daha uygun gördü.

CHP, kurultayda görüşünü biraz daha açtı. Erdoğan faşizmine duyulan hoşnutsuzluğun daha geniş kitleleri kapsamakta olduğunun özellikle yerel seçimlerde açığa çıkmasından cesaretlendiği anlaşılıyor. Öte yandan demokrasi üzerine vaadini biraz daha fazlalaştırarak, bu hoşnutsuzluğun kitle eylemine dönüşmesini engellemek istiyor.

Fakat laf olarak da olsa genişlettiği demokrasi vaadi, yine de çok şey kapsamıyor: kuvvetler ayrılığının olacağı parlamentarizme geri dönüş eşliğinde, yargı özerkliği, ifade-basın-örgütlenme özgürlüğü, Kürt sorununu parlamentoda demokrasi temelinde çözme, meslek ve sivil toplum örgütleri üzerindeki baskıyı kaldırma vb...

Bu vaadlerini bile aynı bildirgede dile getirdiği devlet terörü ve üniterlik kararlığı ile dengeliyor. Demokrasi dedikse baskıyı tümden gevşeteceğiz demedik anlamında burjuvazi, ordu ve polise güvence veriyor: “Türkiye’nin... üniter yapısı güçlendirilecek”le Kürt sorununda, “terör örgütleri ... ile mücadele, ödün vermeksizin sürdürülecek”le devrimci, komünist ve Kürt hareketine karşı gerici/faşizan güvence veriyor. Demokratik, devrimci siyasi ve kitle örgütlerine, eylem özgürlüğüne karşı faşist “terörle mücadele yasası”ını tasfiye sözü bile vermiyor, anlaşılan bu faşist yasayı baskının aracı olarak elde tutmak istiyor.

Akşener, parlamentarizme dönüş dışında demokrasi vaadlerini sıralamaya ihtiyaç duymadığına göre, dahası ‘Erdoğan parlamentarizme dönüş vaadi versin hükümet ortağı oluruz’ mealinde açıklamada bulunduğuna göre, güçlendirilmiş parlamentarizmle amaçladığı işçi sınıfı ve ezilenlerin hak ve özgürlüklerinin baskı altında olacağı, devlet aygıtının güçlü kalacağı gerici/faşizan bir rejim.

CHP ise güçlendirilmiş titrini, solun “demokrasi güçlendirilecek” biçiminde anlamasını, burjuvazi ve devlet bürokrasisinin “devlet ve rejim güçlendirilecek” olarak anlamasını sağlamaya çalışıyor.

CHP’nin parlamentarizminin içeriği, Erdoğan’ın faşist şeflik rejimine muhalif olan başlıca burjuva siyasi güçleri, buna Erdoğan’dan yeni kopanlar da dahil, birleştirerek bu güçlerin ortaklaşacağı bir programı hakim kılma çabasından da anlaşılabilir. Bir önceki versiyonu MHP’le ittifaktı. Ekmelettin vakasının yaşandığı, güçlendirilen MHP’nin Kılıçdaroğlu’nu tutuklatmaya çalışmasına işi vardırdığı bilinen traji komik sonuçlar üretti.

”Millet ittifakı” da belki biraz daha hafif ama benzeri traji komikliklere muhtemelen yolaçacak.

Fakat bizi ilgilendirmesi gereken asıl gerçek, faşizmin nasıl yenilgiye uğratılacağıdır. Faşizmi yenecek mücadele ve güçlerin büyütülmesi, asıl mesele budur.

Burjuva muhalefetin parlamentarizm önerisi ve titrek biçimde ve sınırlı hak ve özgürlükler vaadi, faşizme karşı mücadele ve güçleri büyütmüyor. Tam tersine, seçimde çoğunluk oyunu almaya bel bağlatıp mücadeleden kitleleri uzak tutmanın aracı oluyor. Kılıçdaroğlu ‘oyuna gelip halkı sokağa indirmeyeceğiz’ diyerek bunu açıkça dile getirdi.

Faşist şeflik rejimi, Kürt Özgürlük Hareketi, komünist ve devrimci hareketin direnişini yenilgiye uğratamadı. Bu temel nedenle kitle temelini amaçladığı ölçüde güçlendiremediği gibi, burjuva muhalefeti sert saldırıyla tasfiye edemiyor. Çünkü gerici faşist kitle desteğinin tahkim edilmesi ve büyütülmesinin öncelikli motivasyonu Kürtleri, komünistleri, devrimcileri yoketmek. Bu güçlerin can bedeli yürütttüğü direniş yenilmeyip sürdükçe bu desteği pekiştirme ve büyütme işini başaramaz.

Bu, faşizmin zayıflığıdır. Zayıflığı her açığa çıktığında yeni saldırılar ve savaşlarla kendisini güçlendirmeyi denerken, işçi sınıfı ve ezilenleri görevi, direnişe yeni soluk katmak, fiili meşru mücadeleleri ve güçleri büyüterek faşizmi yenilgiye götürmektir.

Faşizmi yenecek güçlerin programı işçi sınıfı ve ezilenleri tüm demokratik güçlerle birlikte iktidara getirmek, bu iktidar güvencesinde halkların demokrasisini gerçekleştirmek, başta diktatör ve sivil/askeri bürokrat şefleri olmak üzere faşist güçleri yargılayıp tasfiye etmektir.

Güçlendirilmiş parlamentarizm değil, güçlendirilmiş antifaşist mücadele ve birleşik cephe bu nedenlerle işçi sınıfı ve ezilenlerin faşizmden kurtuluşunun tek alternatifidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.