İnsanlığın ateşle imtihanı

Doğan Barış ABBASOĞLU yazdı —

  • İnsanlık tarihinin en önemli gelişmesi ateşin kontrol altına alınmasıdır. İnsan türünün evrimleşmesinden, toplumsallığın ortaya çıkmasına kadar birçok boyutta insanlığa katkı sunan ateşin kontrollü kullanımı bugün Dünyanın her köşesinde yaşamamızı sağlayan temel faktörlerden biridir.

Büyük bir beyne sahip olmamızı, küçük insansı gruplardan klanlara ve kabilelere geçişimizi, dilimizi, hemen hemen her doğa koşuluna karşı donanımlı olmamızı sağlayan ateşin kontrolü, insansıların diğer tüm canlı türlerine karşı büyük bir avantaj elde etmesini sağladı. Bu gelişme insanlara sadece bir canlı olarak avantaj vermedi, aynı zamanda bir kültür yarattı. Hatta tarih boyunca birçok topluluk ateşe kutsallık atfetti.

Ateşin kısa bir tarihi

Fosil bitkilerin incelenmesi sayesinde son 10 milyon yılda Dünya’nın bitki örtüsünde ciddi bir değişim yaşandığını biliyoruz. Afrika bu dönem öncesinde ağırlıklı olarak yağmur ormanlarıyla kaplıydı ve yangınlar az görülüyordu. Miyosen dönemin sonunda daha kuru bir iklim Dünya’ya hakim olmaya başlayınca yangınlar çok daha sık bir şekilde görülmeye başlandı.

Bilim insanlarına göre arazide çok sık yangın görülmesinin ilk insansılar için anlamlı sonuçları vardı. Yangında ölen hayvanları etleri insansılar için beslenme fırsatıydı. Yangınlardan sonra yeşere otlar, büyük sürüleri çekip avlanmak için fırsatlar yaratmış olabilirdi.

Kurak iklim nedeniyle daha önceki canlılara göre çok daha fazla ateşle tanışan maymunlar ve insansıların ateşi kullanma becerisini çok erken zamanlarda geliştirdiğine inanılıyor.

Ateşi Homo erectuslar kullandı

Birçok bilim insanına göre ateşi ilk kontrol edip kullanan insansı, 1,9 milyon yıl önce Afrika’da evrimleşen Homo erectus’tur. İnsansı türler arasında en uzun sürede doğada kalan ve Afrika’dan Avrasya’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılan Homo erectusların, kuzeye doğru gittikçe ateşi kontrol etme becerileri nedeniyle soğuk bölgelerde tutunma başarısını gösterdikleri düşünülüyor. Homo erectus’un ateşi kullandığına yönelik en erken kanıtlar Çin’deki Zhoukodian kazı bölgesinde bulundu. Burada elde edilen kanıtlar Homo erectusların 770 bin yıl kadar önce bilinçli bir şekilde, bir amaç doğrultusunda ateşi kullanma becerisine sahip olduklarını gösteriyor.

Yine Neandertallerin de 400 bin yıl kadar önce ateşi kullanmaya başladıkları düşünülüyor. Burada bir not düşelim. Bugüne kadar elde edilen verilere göre bu tarihlerde modern insan doğada daha bulunmuyordu.

Ateşin daha önce kullanıldığına dair bazı kanıtlar da var. Ama bu kanıtlar tartışmalı.

1 milyon yıl önce ateşin kullanımına ilişkin kanıtlar

Örneğin Güney Afrika’daki Wonderwerk Mağarasında, yaklaşık bir milyon yıl önce insansıların ateşi kullandıkları düşünülüyor. Bu mağarada inceleme yapan uzmanlar kızılötesi bir inceleme yöntemiyle hem tortu hem de ilgili kemiklerde yanmaya dair kesin kanıtlar elde etti. Bu mağarada ateş doğal olarak oluşamayacağı için bilim insanları ateşin dışarıdan mağaraya taşındığını düşünüyor.

Ateş kullanımına dair kanıtları 400 bin ila 300 bin yıl öncesi bir aralıkta artış gösteriyor. Bu dönemden itibaren Avrupa'da ateşin kullanımının alışkanlık haline geldiğine dair kanıtlar ileri sürülüyor. Isıtılmış çakmak taşları ve bir mızrağın kömürleşmiş ucu şeklindeki bu kanıtlar, Almanya'daki Schöningen'den gelmektedir.

Levant bölgesinden de 350.000 ila 320.000 yıl öncesine tarihlenen alışılmış ateş kullanımına dair kanıtlar olduğu iddia ediliyor. Bu verilerin bir kısmı İsrail'deki Tabun VI ve Qesem mağaralarından gelmektedir.

Ateşin ilk kullanımına dair erken dönem kanıtlara iyi bir örnek, İngiltere'de Suffolk'taki West Stow'da bulunan Beeches Pit’ten gelmektedir. Burası yaklaşık 400 bin yıllık geçmişi olan Paleolitik bir kazı alanıdır. Bu alanda kazı yapan uzmanlar insanların ateşin etrafında oturarak çakmaktaşı yonttukları öne sürüyor.

Kanıtlar 50 bin yıl öncesini işaret ediyor

Ateşin ilk kullanımının geceleri ısınmak ve karanlık bir mağarada aydınlatma amacı taşıdığı düşünülüyor. Bilim insanları ateşin yemek pişirmek için kullanılmasının daha sonra geliştiğini tahmin ediyor.

Birçok arkeolog yemek pişirmenin bundan 50 bin ila 10 bin yıl öncesine kadar düzenli bir faaliyet olmadığını öne sürüyor.

İnsanların ve insansıların ateş kullanımının tarihinin 1,5 milyon yıl öncesine kadar uzandığına dair kanıtlarımız olsa da, bilim insanları ateş üretiminin bundan 40 bin yıl kadar önce gerçekleştiğini düşünüyor. Bu döneme ait olan kalıntılara ev sahipliği yapan Mezopotamya’daki Şenader ve Belçika’daki Spy mağaraları Neandertallerin yemek pişirmek için ateşi kullandığını gösteriyor.

Ateş ve evrimimiz

Hiçbir şey düşünmediğinizi düşündüğünüz bir anda dahi vücudunuz ürettiği enerjinin yüzde 20’sini beyninize ayırır. Süren evrimin güncel izleri olarak varlığımızı sürdürmemizi bundan 1,8 milyon yıl önce insansıların beyin büyüklüğünde eşi benzeri görülmemiş artışın ateşin kullanımıyla direkt bir bağı var.

Bir organizma elde ettiği besini sindirmek için de ciddi bir enerji harcıyor. Bir canlının ağzına ne kadar yiyecek koyduğundan ziyade o yiyeceğin ondan sonraki serüveni de çok önemli. Eğer bir besini çiğnemek ve sindirmek için çok fazla enerji harcanıyorsa bu besinden elde ettiğimiz kaloriler organizmamızın geri kalanı için çok anlamlı hale gelmiyor. Özellikle beyni önemli miktarda enerji talep eden insanlarda etkili bir sindirim sistemi büyük önem taşıyor.

İnsanların ateşle yemek pişirmeleri, sindirimi basitleştiren ve sindirim için harcanan kalorileri azaltan bir pratik. Bilim insanları, insansıların pişmiş gıda tüketme alışkanlıklarının büyüyen bir beyin için gerekli kalori fazlasını oluşturduğuna inanıyor.

Ateş insansıları ağaçlardan indirdi

İlk insansıların geceleri avcılardan korunmak için ağaçlarda uyuduğu düşünülüyor. Yine birçok insanın -özellikle çocukluk ve gençlik döneminde- gördüğü rüyalarında ortaya çıkan yüksekten düşme kabuslarının bu dönemle ilişkili olduğunu düşünenlerin sayısı da az değil. Ateşin kontrollü kullanımıyla birlikte insansılar ağaçlardan indi, geceleri ısınma sorununun ortadan korkmasıyla birlikte kürksüz bir türün önü açıldı. Ağaçlara ihtiyaç duymayan bu türler iki ayakları üzerinde çok uzun mesafeler katedebilen canlılar haline geldi.

Ateş ve toplumsallık

Ateş sadece ısınmak, yemek pişirmek, ürün yetiştirmek ve düşmanları uzaklaştırmak için bir araç sağlayarak ilk insanların hayatını iyileştirmekle kalmadı, aynı zamanda bir topluluk oluşturma aracı olarak hizmet etti.

İnsanlar ateşin faydalarını fark ettikçe ve ateş yakma becerisine sahip olmayanlar ateş yakanlara katılmak istedikçe, küçük toplumlar oluştu ve ilk kültürlerin çerçevesi çizildi. İnsanlar bir araya gelmeye ve daha kişisel düzeyde etkileşime girmeye, birlikte daha fazla zaman geçirmeye başladı ve konuşma diline olan ihtiyaç arttı.

Diğer iletişim biçimleri şüphesiz ilk insanlar tarafından kullanılmış olsa da, sözlü iletişimin jest veya sembol kullanımından daha kolay olduğu ve önemli nüansların aktarılmasının yanı sıra daha açık tanımlamalara olanak tanıdığı açıktır. İnsan topluluklarının gelişmi için de kilit öneme sahiptir. 

Ateş birleştirici gücü olmasaydı, küçük grupların bir araya gelerek daha büyük gruplar oluşturması, yaşam tarzları ve günlük pratiklerinde farklılaşmalarının ne kadar zaman alacağını düşünemiyoruz bile.

İnsanlık ateşi net olarak kontrol edince yayılabildi

İlk insansızlar Dünyanın birçok bölgesine yayılıp, değişik nedenlerle geri çekilmek zorunda kaldı. İnsanların kalıcı olarak Dünyanın hemen hemen her bölgesine yerleşmelerinin en önemli nedenin ise ateşi kontrol etme yeteneklerinden kaynaklı olduğu düşünülüyor.

Ateşi kontrol edebilen insanlar en zor koşullarda dahi barınaklarında ısınabildi, korunaklı bir alan yaratabildi ve sağlıklı bir şekilde beslenebildi.

Ateş ilk tarımsal ilaç oldu

İlk insanlar, toprağa tohum ekmeden önce bile ateşin yiyecek yetiştirmek için bir araç olarak kullanılabileceğini öğrendi. Ağaç parçalarını keserek ve kütüklerden kurtulmak için "kontrollü yakmalar" yaparak, çiftçilere mahsul yetiştirmek için besin açısından zengin kül ve topraktan oluşan açıklıklar bırakıldı. Tarlaları ateşle oyma gücü tarımın yükselişine yardımcı oldu. Aynı yöntem avcı toplayıcılar tarafından av hayvanları için cazip ortamlar yaratmak amacıyla da kullanılmıştır.

 

*****

Kutsal ateş inancı

Ateşe birçok insan topluluğu tarafından kutsal değer atfedilmiştir. Bunlardan biri de coğrafyamızda aşina olduğumuz Zerdüşt inancına sahip topluluklardır.

Coğrafyamızdaki ateşe tapınma inancının İran’daki tanrı Atar kültüründen türediği düşünülüyor ancak bu inancın merkezi bir eylem haline gelmesi Zerdüştlükle ortaya çıktı.

Zerdüştlerde günümüzde de evlerdeki ateşlerin sönmesine izin verilmez. Tapınaklarındaki ateş büyük bir titizlikle korunur. Yeni bir tapınak inşa edildiği zaman ise bu tapınaktan yakılan ateş, eski tapınaklardan getirilen ateşle yakılır.

Günümüzde Hindistan’da yaşayan ve kendilerini Parsiler olarak adlandıran topluluk ölülerini ateşte yakmaz, bunun yerine ölen kişiler genellikle tepelik ve ıssız bir bölgede bulunan “sessizlik kuleleri”ne kuşlar ve diğer yırtıcıların yemesi için terk edilir. İran’da da halen dakhmas olarak adlandırılan Zerdüşt cenaze ritüel alanları bulunmaktadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.