İpe un sermek

Demir ÇELİK yazdı —

  • Türk devlet geleneğinde savaş ve kıyımı savunagelen bir kurumsallık söz konusudur. Şimdiki iktidar da bu zihniyetle Kürtlere ve Kürt sorununa yaklaşıyor.
  • İktidar, Kürtlere teslimiyeti dayatıyor; tarihi, siyasal, sosyal ve kültürel olduğu kadar bölgesel ve küresel sorunu, ‘terör’ parantezine indirgiyor.

Devlet ve iktidarın Kürt sorununa konjonktürel yaklaştığı bilinen bir durumdur. Kürt Özgürlük Hareketi bu gerçekliği herkesten daha iyi biliyor ve işin çok daha fazla farkındadır. Buna rağmen çözüme fırsat vermek, çözümden yana olanak ve imkanları sağlamak amacıyla stratejik önemde kararlaşmalara gidip tarihi adımlar attı. Atılan tarihi önemdeki bu adımlara rağmen devlet ve iktidar, kendisinden beklenen adımları atmayıp ipe un seriyor.

Kürt sorununun siyasal, sosyal, kültürel ve kimliksel bir sorun olduğu gerçeğini kabul edip yüzleşeceğine, silahsızlandırma ve teslim alma önceliğiyle hareket etti; zaman kaybına, güvensizliğe, kaygı ve kuşkulara neden oldu.

PKK’nin Mayıs 2026 kongre kararları, Kürt sorununun demokratik siyasal çözümüne fırsat verme amacıyla alınan kararlardı. Silahlı şiddet stratejisinden demokratik siyaset stratejisine kendisini eviren Hareket, hayatın her alanında yeni stratejiye uygun bir pozisyon aldı, onurlu barışa giden yolun taşlarını ince ince örmeye ve döşemeye çalıştı. İktidar bu iyi niyeti ve çözüm iradesini göreceğine, toplumda oluşan beklentiyi karşılayacağına sorunu öteledi, zamana yayarak çürütmeye baktı. Söz konusu bu tutarsız ve ilkesiz yaklaşıma karşı yapılan eleştirileri sönümlendirmek amacıyla her seferinde ileri tarihleri dillendirerek zaman kazanmaya baktı. 

Haziran 2025’teki İnfaz Yasası’na yapılan eleştirileri dağıtmak amacıyla Ekim'i bekleyin diyordu. Ekim-Kasım ayını demokratikleşme yönünde değerlendireceğine, Rojava Özerk Yönetimi’ni dağıtmayı önceliğine aldı. 10 Mart Mutabakatı'nın gereklerini yerine getirmemesi için HTŞ üzerinde baskı kurdu, QSD’yi mutabakata uymadığını gerekçelendirerek Kürtleri terörize etmeye baktı, beklentileri 2026'ya erteledi. Bölgesel ve küresel jeopolitiğin Kürtler aleyhine gelişmesi üzerine, HTŞ’ye arka çıktı, birlikte askeri operasyonlarla Kürt soykırımında yer aldı. Rojava yönetimi ile Şam hükümeti arasında gerçekleşen 30 Ocak anlaşması sonrasında kararan umudu, bayram sonrasını işaret ederek toplumsal tepkiyi sönümlemeye baktı. Bayram öncesinde başlayan ABD-İran savaşında olası gelişmeleri dikkate almış olacak ki sözlerini unuttu, işi yokuşa sürmeye devam ediyor. Bayram geçeli haftalar olmasına rağmen Meclis'te, iktidarda ve devlette tık bile yok. Zaman zaman Bahçeli’den yükselen çıkışlar olsa da saman alevi gibi etkisiz ve sonuçsuz kalmaya devam ediyor.

Meclis Başkanı, “Siyaset kurumu görevini yapmış. Sıra örgütte” diyerek çözümsüzlükte ısrarın devam edeceğini söylüyor. AKP sözcüleri, ” Örgütün silah bıraktığı tespit ve tescil edildikten sonra yasal adımlar atılacak…” diyerek Kürtlere teslimiyeti dayatıyor; tarihi, siyasal, sosyal ve kültürel olduğu kadar bölgesel ve küresel sorunu ‘terör’ parantezine indirgiyor.

Tarihte 16 devlet kurmakla övünen Türkçü zihniyette değişen bir şey yok gibi. Söz konusu bu devletlerin tümü, gasp etmek, el koymak, işgal ve ilhak etmek zihniyetindeydi. Asla ortaklaşmacı kültür ve anlayış sahibi olmadılar. Barışı savunmak ve barışçıl yaklaşımdan yana olmak yerine savaş ve kıyımı savuna gelen bir kurumsallık söz konusudur. Zorda kaldıklarında güçlüye boyun eğme adına anlaşmalara imza atmışlardır. Türk devleti de bu zihniyet esasıyla Kürtlere ve Kürt sorununa yaklaşıyor. Bu gerçeklikten bizim çıkarmamız gereken sonuç; örgütlü ve bilinçli bir mücadelede ısrarcı olmak, Kürt ulusal birliğini esas almaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.