Nasıl yapmalı?
Demir ÇELİK yazdı —
- Fars milliyetçisi, dinci ve cinsiyetçi mola rejiminin inkarcı, katliamcı zihniyeti yıllar yılıdır halklara büyük zulüm yaşatıyor. Irkçı ve faşist rejimin yanında olamayız.
Ekonomik, teknolojik, diplomatik ve dijital alanlar başta olmak üzere çoklu alanlarda emperyalistler arasında kıyasıya bir mücadele söz konusudur. Özellikle ABD ve Çin arasında söz konusu alanlarda süren çelişki ve çatışmalar, henüz direkt askeri bir savaşa evrilmemişse de dolaylı olarak farklı coğrafyalarda, gerek devletler üzerinden, gerekse devlet dışı farklı aktörler üzerinden karşı karşıyadır. Kapitalist modernite, yapısal ve tarihsel krizini aşamadığı için savaş, her zaman gündemde olma potansiyeline sahiptir.
Kâr ve iktidar uğruna başvurulan savaşların ve geliştirilen devasa teknolojik gelişmelerin yol açtığı siyasal, toplumsal ve ekolojik kırımın geri dönderilemez gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda, insanlığı ve bir bütünen eko-sistemi çok ciddi tehlikeler bekliyor. Teknolojik gelişmeler, dijitalleşme ve yapay zeka alanlarındaki rekabetin yanı sıra olası su ve tohum savaşları eşliğinde, çok daha büyük kırım ve yıkıma neden olacağını ön görmek mümkündür. Bunun da tamamen bir felaket olacağı gerçeğinden hareketle, insan toplumsallığını, mevcut fauna ve floranın geleceği, dinazorların yaşadıklarından farklı olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu nedenle söz konusu emperyalist barbarlığa ve hegemonyaya karşı dünya demokrasi hareketi anlamında enternasyonalizmi örgütlemek tarihsel görevdi.
Emperyalizm ile ulus devletler çelişkisi
Irak, Libya ve Suriye’de mevcut kapitalist-emperyalist sistemle tam uyumlu olmayan rejimler, siyasi ve askeri olarak tasfiye edildi. Daha sonra Venezuela ve İran’a dönük saldırı ve kuşatma yaşandı; benzeri saldırı ve askeri operasyonlar, başka alan ve coğrafyalarda devam edecek gibi görünüyor. Emperyalizm, mutlak kâr ve mutlak iktidar için devletli sistemi dizayn etmek, içe kapanmacı rejimleri tasfiye ederek, kendi hegemonyasını engelsiz tüm dünyaya, hatta başka gezegenlere de yaymak istiyor.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırması emperyalist hegemonya amaçlı olup karşısında olunması gereken bir durumdur. Aynı şekilde İran'daki rejiminin milliyetçi, dinci ve cinsiyetçi faşist zihniyetine de karşı olmak gerekiyor. Bu nedenle yanıbaşımızda sürmekte olan III. Dünya Savaşı'nda, mazlum ve mağdur toplum kesimlerinin ve devlet dışı halkların takınması gereken tavır; kendi öz güçleri esasıyla hareket etmeleri esas olanıdır. Ne kapitalist-emperyalist hegemonya ne de milliyetçi, dinci ve cinsiyetçi ulus devlet. Esas olan ‘Üçüncü Çizgi'dir.
Hegemonik güçler ile devlet dışı aktörler çelişkisi
Kapitalist - emperyalist sistem, Sovyet sistemine karşı oluşturduğu vekil savaşçıları, hem askeri alanda bastırarak hem de sistem içine çekerek ehlileştirme operasyonlarıyla tasfiye ediyor. III. Dünya Savaşı başlarında kullandığı bu güçlerin denetim ve kontrol dışına çıkmaları, devlete benzer alan hakimiyeti kazanmaları sonrasında, onlarla çatışmak yerine, ehlileştirme operasyonlarıyla Taliban’ı Afganistan’da; HTŞ/SMO’yu Suriye’de iktidara taşıdılar.
Burada Kürt Siyasal Hareketi’ne ayrı bir parantez açmakta yarar vardır. Söz konusu vahşi ve barbar vekil savaşçılarla hiçbir ortak yanı olmamasına karşın devlet dışı bir halk hareketi olması nedeniyle emperyalizmin hedefinde olduğu da açık olan bir durumdur. Milyonlara dayanması, milyonları harekete geçirme mobilizasyonuna sahip olması, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü perspektifleri sayesinde dünya halkları ve ezilenleri nezdindeki meşruiyeti nedeniyle tasfiyeye güçleri yetmedi. Kürdistan’da ve dünyanın dört bir yanında milyonların Rojava’ya ve Kürdistan’a sahip çıkmaları, bu tasfiyeyi engellediyse de tehlike tamamen geçmiş değildir. Söz konusu bu nesnel durum olmasaydı, Ocak 2026’daki saldırılar çok daha ağır travmaların yaşanmasına yol açabilirdi.
Latin Amerika başta olmak üzere dünyada egemen ülkelerde “rejim değişikliği” yapma, halkların egemenliği ve haysiyetini çiğneme, uluslararası hukuk normunu ve ahlaki değerleri hiçe sayan ABD saldırganlığı ve hegemonik yaklaşımı, elbette kabul edilmez, ancak katı merkeziyetçi, inkarcı ve katliamcı ulus devletlerin faşist zihniyetini de kabul etmiyoruz. Bu anlamda Irak, Libya, Suriye, İran, Türkiye ve yer kürenin başka yerlerinde sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı esas olan, halkların ve ezilenlerin mücadelesidir.
Fars milliyetçisi, dinci ve cinsiyetçi mola rejiminin inkarcı, katliamcı zihniyeti yıllar yılıdır halklara büyük zulüm yaşatıyor. Bu nedenle emperyalist ABD’nin hegemonik saldırısını kabul etmediğimiz gibi, ırkçı ve faşist rejimin de yanında olamayız. Başta Kürtler olmak üzere mazlum ve mağdur halkların ve toplum kesimlerinin özgür, adil ve demokratik ortak yaşamından yana olmak, dönemin stratejist yaklaşımı olmalıdır. Bu temelde de Kürdistan statüsü için birlikte mücadele, dünyada ise enternasyonal dayanışma esas olanıdır…
