Uluslaşmanın momenti

Demir ÇELİK yazdı —

  • Bu statükoyu aşabilmemiz için yoğun bir emek, gayret ve özgüce dayalı bilinçli ve örgütlü mücadeleye; bu mücadelenin değerli birikim ve deneyimlerini ortaklaştırmaya ihtiyaç var.

DEMİR ÇELİK

Kürtlerin tarihsel hafızası ve Kürtlük bilinci, Kürdistan’ın dört parçasında ve yurt dışında giderek yaygınlaşıp toplumsallaşıyor.

Ulusal birlik ve Kürdistani ruhi şekillenme, 6 Ocak 2026’dan bu yana hiç olmayacak düzeyde ve bilinçle oluştu. Kürt siyasi parti ve hareketlerinden bağımsız, dört parça Kürdistan’da,  metropollerde, Avrupa ve diasporadaki milyonlar, hiçbir dönem olmadığı kadar ulusal birliği haykırdı; tüm ulusal aktörleri, "Yek e yek e, Kurdistan yek e" şiarı etrafında birlikte mücadeleye davet etti. Açıkça söylemek gerekirse Kürt halkı, öncü pozisyonundaki parti ve hareketleri aşan bir siyasal duyarlılık ve bilinçle, hepimize tarihsel görev ve sorumluluklarımızı hatırlattı. Ne yazık ki parçalanmış ve ilhak edilen Kürdistan sınırlarını aşan; parti, hareketler, aşiretler ve mezhepler üstü bir uluslaşmayı da başarmış değiliz. Bu açıdan da devlet dışı aktörlerin tasfiye edilmekte olduğu bu süreçte, uluslararası aktörler sömürgeci devletlerin öncelikleri ile biz Kürtlere yaklaşıyor. Bu nedenle her şeyden ve her kesimden önce Kürtler arası ilişkilerin demokratik ve hukuki zemine oturtulması ve ulusal birlik tarihi zorunluluktur. Kürt siyasi aktörleri, parti ve hareketleri özgünlüklerini koruyarak iç demokrasimizin inşası sürecine sarılmaları elzemdir. Kürt ulusal birliği zemini üzerinden sağlanan sinerjiyle parçalı Kürdistan sınırlarını yok hükmünde gören, Kürt statüsü amaçlı demokratik siyaseti ve siyasal mücadeleyi ortaklaştırmak, kazandıran yol olmaktadır. Dolayısıyla bu dönemi karşılayan yol ve yöntemler esasıyla yeniden örgütlenmeli, Kürt uluslaşmasını inşa etmenin siyasal faaliyetleri öncelikleriyle hareket etmeliyiz.

Değişim ve dönüşümün zorluğu

Toplumun değiştirilip dönüştürülmesinde demokratik siyaset çok önemli bir işleve sahiptir. Bu doğrultuda 'nasıl bir siyaset ve kim için siyaset' soruları önem arz edeceği gibi, bu siyaseti yürütecek olanların bilinçli ve yetkin olmaları da o oranda büyük önem arz etmektedir. Toplumsal ve siyasal şekillenmeler, değişim ve toplumsal dönüşüm, mevcut ulus üniter devletli sistem içinde, ha dediğinde hemen gerçekleşmesi çok kolay değildir. Yüz yıllık ulus devletin hegemonik ve tahakkümcü zihniyetinin yanında, bizde ve toplumumuzda oluşan mevcuda razı olma, mevcutla yetinmenin psikolojisi, temel hedefin önünde en büyük engel olmaktadır.

Dünya ve zor aygıtları

İçinden geçmekte olduğumuz süreci ve günümüz dünyasını incelemeye çalıştığımızda, şunları söylemek mümkündür. Her şeyden önce dünyamız artık iki kutuplu dünya değil. Emperyalist-kapitalist sistem, egemen güç olarak varlığını sürdürüyor. Artık ulusal kurtuluş hareketlerini ve mazlumların mücadelesini sahiplenen ve destekleyen bir güç yok. 50-60 yıl öncesinin Sovyet sisteminin varlığı ve ulusal kurtuluş hareketlerinin çokluğu hem yok hem de yaşanmıyor artık. Dünya demokrasi hareketi ve devrimci enternasyonalizm diye bir siyasal organizasyon ve örgütlülük de yok. Bütün bu olumsuz objektif koşulların yanında, devasa teknolojik gelişmeler ve siber savaş araçlarına karşı bırakın devlet dışı güçleri, devletlerin bile karşı koyamadığı günümüz dünyasında, devlet dışı güçlerin askeri başarıları imkansıza yakın bir durumdur. Artık zor aygıtları, sistemin sürdürülebilirliğinde önemli bir işlev görüyor.

Sistemin rıza üretmesi

Devletli sistemin bu zor aygıtlarına karşı koymanın, onu alt etmenin günümüz dünyasında çok zor olacağını bilerek, hareket etmek gerekiyor. Zor aygıtlarının toplumu sindirmesi, umudu karartması yetmezmiş gibi, kapitalist modernitenin toplumda rıza üretmesi, ezilenleri yönetilmeye razı etmesi nedeniyle toplumsal kalkışmalar da çok az yaşanıyor. Din, sanat, edebiyat, siyaset, eğitim, ekonomi, hukuk, aile ve medya gibi ideolojik aygıtlarıyla kapitalist modernite, sürekli olarak toplumda rıza ürettiğinden toplum sessiz, suskun ve kaderine razı pozisyondadır. Devlet ve iktidar her gün ama her gün ideolojik aygıtlarıyla bu rızayı üretmeye devam ettiğinden, açlık ve sefalet girdabındaki toplum bile kapitalist sistemi mutlak görüyor, karşı direnişi örgütleyemiyor. Bizler sistemi deşifre ve teşhir edelim derken, sistem din, sanat, edebiyat, müzik, hukuk, medya ve siyaset ile durmadan rıza üretmeye devam ediyor. Toplumu yönetilmeye ikna ediyor, egemenlikçi sisteme rıza üretiyor. İşte bu nedenle elitist siyaset yerine demokratik siyasetle, toplumun manipüle edilmesini engelleyebilmeli, toplumun kendi kendisine yabancılaşmasının önüne geçmenin ve özgücüne dayanarak kendisini yönetebilmesinin öznesi olma halini sağlamak gerekiyor. Bu da sisteme göbekten bağlı olmayan siyasal aktörler ve demokratik siyasetle mümkündür.

Sabır, bilinç ve örgütlülük

Kürt Siyasal Hareketi, devletin yanı başında, devlete rağmen toplumun sivil demokratik örgütlülüğünün esas alınması gerektiğini yıllar öncesinde söylemiş, toplumun öz gücüne dayanarak kendi kendisini yönetmesinin siyasal paradigmasını deklare etmişti. Bu temelde de silahlı mücadeleyi sonlandırma, demokratik siyaset stratejisini devreye koymanın arayışı içindeydi hep. Tekçi, katı merkeziyetçi ulus devlet, bu iradeyi esas almak yerine, savaşta ısrar edince çok ağır siyasal ve sosyal travmalar yaşatıldı. Umut karartıldı, kaygı, korku ve toplumsal çürüme yaşandı, yaşanıyor. Hal böyleyken, hepimizin bulunduğumuz alan ve birimde buna denk düşen bilinçli ve örgütlü pozisyon içinde olmamız gerekiyor. Bu nedenle yeni yol ve yöntemleri devreye koymak, geleceğimiz için hayati önemdedir. Sabır ve sebatla on yıllar boyu demokratik siyaset ile toplumun ekonomik, demokratik, siyasal, sosyal, kültürel problemlerine çözüm arayan mücadele içerisinde olduğumuz; toplumu kendi kendisini yöneten bir özne durumuna sıçratabilmenin çalışmalarını yürütebildiğimiz oranda toplum kendi tarihsel direnişçi hafızasıyla buluşmuş olur. Yüzyılların ürünü zihniyeti ve algıları birkaç yılda ya da on yılda aşabilmemiz mümkün değildir. Yüzyılların oluşturduğu alışkanlıklar, devletin ideolojik aygıtlarıyla oluşturduğu razı olma, rızalık veren bir toplumsallık söz konusudur. Bizim bu statükoyu aşabilmemiz için hala çok yoğun bir emek, büyük bir gayret ve özgüce dayalı bilinçli ve örgütlü bir mücadeleye; bu mücadelenin değerli birikim ve deneyimlerini ortaklaştırmamız gerekiyor.

Beklemek yerine mücadele

Onurlu ve demokratik çözüm arayışı içinde olmanın, tarihi bir görev olduğu bilinciyle hareket etmeliyiz. Bu duyarlılıkla soruna yaklaşmak, insani ve vicdanı pozisyon içinde olmak herkesin görevidir. Harekettin kendisi de, lideri de, demokratik siyasete bunca büyük rol biçtikleri bu süreçte, demokratik siyasetin rolünü doğru oynamasını sağlayan, doğru öncülükle Kürt toplumunun birikmiş tarihsel, siyasal ve sosyal sorunlarını çözüme kavuşturan pozisyonda olmalıyız. Kaldı ki tarihte hiçbir savaş sonsuza kadar sürmemiştir, süremez de. Her savaşın, bir de barışı olmuştur hep. Siyaset dediğin şey, savaşın çözemediğini çözmek, savaşın başaramadığını başarmaktır zaten. Bu anlamda barış; hem insanı ve vicdanidir hem de evrensel hukuk ile demokratik toplum hukuku açısından arkasında durmamız gereken en temel değerdir. Kürt ve Kürdistan statüsü, esasıyla onurlu barıştan yana olmak, onun mücadelesini vermektir; biz demokratik siyaset yürütücülerinin en temel faaliyeti olduğunda onurlu barış mümkündür. Mücadele yerine egemenden beklemek, her zaman olduğu gibi yanıltıcı ve kaybettiren olur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.