Kürdistan’a stratejik yaklaşım
Demir ÇELİK yazdı —
- Bugün Bakur, Başûr, Rojava ve Rojhilat’ta Kürtlere ve Kürdistan'a statü talebiyle ayağa kalkan Kürtler, “Yek e, yek e, Kurdistan yek e" sloganı etrafında, ulusal birlik ruhunu şahlandırıyor.
- Türk iktidar blokunun onca gelişmeye rağmen Rojava’da işgalci olmaya devam etmesi, selefist ve cihadist yapılarda ısrar etmesi, Kürdistan karşıtı stratejisinde ısrarcı olduğunu gösteriyor.
- Kürdistan'ın statüsünü engellemeyi, bekaları için olmazsa olmaz gören ırkçı/dinci sömürgeci zihniyete karşı panzehir; Kürtlerin ulusal demokratik ve statü talepli mücadelesinde ulusal birliği sağlamaktır.
DEMİR ÇELİK
Selçukluların Kürdistan ve Anadolu coğrafyasını işgaliyle başlayan bin yıllık Türk devlet geleneğinin tarihi, Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere halkları ve farklı toplum kesimlerini inkâr etme, siyasal ve sosyal kırımlara uğratma tarihidir. İşgal, talan, ganimet ve el koyma üzerine kurulu bu inkarcı ve imhacı devlet geleneği, Selçukludan Osmanlıya, Osmanlıdan Türk ulus devletine aktarılarak sürdürülen bir gelenektir.
Bu devlet geleneği, Kürdistan'ın demografisiyle hep oynadı. Osmanlı devleti ve ardılı olan Türk ve Arap ulus devletleri, Kürdistan coğrafyasına Arap, Acem, Azeri, Afgan, Gürcü, Türkmen ve Kafkas halklarını yerleştirerek Kürtleri kuşatmaya almakla kalmadılar, buna paralel olarak okul, kışla ve camii üzerinden asimilasyonu dayattılar. İlk kez 1806-1808 yıllarında Babanzade Abdurrahman Paşa ile başlayan Kürt ulusal mücadelesi, 200 yılı aşkın bir süredir bu zihniyete karşı mücadeleye devam ediyor. Son yüzyılda da başta Koçgirî, Şêx Seîd, Agirî-Zîlan, Dêrsim olmak üzere yaşanan onlarca kalkışmayı, çok kanlı bastırıp soykırım yaşattı.
Hiçbir bir kötülükten sakınmadı
Bu soykırımcı zihniyet, Şengal, Mexmûr, Rojava ve Medya Savunma Alanları'na saldırarak, Kürdistan coğrafyasının demografisini değiştirmek, statüsünün önünü almak istedi. Kürdistan’ın statüsünü engellemek için başta DAİŞ olmak üzere selefist yapıları, Musul’da ağır silahlarla donattı, Kobanê'ye saldırttı. Bu saldırıdan önce PKK‘yi silahsızlandırmak için Oslo ve İmralı’da görüşmeler yaptı. Gerek Kürt Halk Önderi, gerekse PKK bu oyunu boşa düşüren kararlaşma içinde olunca, Bakurê Kurdistan’ı ikinci kez işgale kalkışarak, “Taş üstünde taş, gövde üstünde baş kalmayacak” dedi. Böylece 21. yüzyılda Kürt soykırımını güncelledi. Kürt Halk Önderi’ne mutlak tecrit uyguladı, onlarca Kürt kentini yakıp yıktı, yüzlerce Kürt’ü bodrumlarda diri diri yaktı, yüz binlerce Kürt’ü yerinden etti, milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıdı, eşbaşkanlar ve onlarca milletvekilini tutukladı, Rojava'ya işgal saldırıları sırasında Cuma hutbelerinde “Fetih Sûresi” okuttu, Bakurê Kurdistan'daki belediyeleri gasp etti, belediye eşbaşkanlarını hapsetti. Böylece Bakûr Kürtlerini teslim almak, siyasetini tasfiye etmek için hiçbirinden sakınmadı.
Aynı zihniyet ayak sürüyor
Türk devletinin Kürdistan karşıtı stratejisi, tarihi Kobanê direnişi esnasında yeniden güncellendi ve ulus devlet, 2017’de tahkim edildi. Kürtlere karşı savaşı, devletin bekası için olmazsa olmaz gören zihniyet, bugün de ayak sürüyor. Tarihler veriyor, bölgesel ve küresel gelişmelerin lehine sonuçlanması anına ötelemeye çalışıyor. AKP-MHP-Ergenekon iktidar bloku, diğer siyasal aktörlerin de desteğiyle ülke içinde ve dışında yürüttüğü kirli savaşını, yeni Osmanlıcılık hayalleriyle süslese de, esas olarak Kürtlere ve onların ikili iktidar alternatiflerine karşıdır. Hem 21. yüzyılın koşulları hem de Kürt Siyasal Hareketinin kazanımları ve örgütlü gücü nedeniyle bu niyetinde zorlanıyor. Ekonomik ve siyasal kriz başta olmak üzere çoklu krizi aşamamanın açmazında, bölgesel ve küresel yeni bloklaşmadan medet umuyor.
Kürtlerin güçlü meşruiyeti
Son 200 yıl boyunca katliam, soykırım, siyasal entegrasyon, asimilasyon ve derin kültürel kırıma maruz kalan Kürtler, ağır siyasal ve toplumsal travmalar yaşadı. Buna rağmen Kürt Siyasal Hareketi’nin uzun erimli insan toplumsallığını esas alan mücadelesi, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü perspektifi ile yarattığı değerler, onu yok olma yerine, evrensele taşıdı, dolayısıyla çok güçlü meşruiyet sahibi olmasını sağladı.
Son Rojava işgal girişimi, Kürt Siyasal Hareketi’nin dünya demokrasi hareketinin en temel gücü olması sayesinde geri püskürtüldü. Bütün dezavantajlarına rağmen bölgesel ve küresel bir güç düzeyine gelmiş olması, onu hem askeri hem de siyasal alanda yenilmez kıldı; 60-70 milyon Kürt Rojava’ya kendi gözü ve kalbi gibi sahip çıktı, küresel komployu geri püskürttü.
Yolu aydınlatan işaret fşeği
Parçaya dayalı, bölgesel, aile, aşiret ve mezhep öncelikli önceki ulusal kalkışmaların başarısızlığına karşın bugün Bakur, Başûr, Rojava ve Rojhilat’ta halk, Kürtlere ve Kürdistan'a statü talebiyle ayaktadır. "Yek e yek e, Kurdistan yek e" sloganı etrafında, ulusal birlik ruhu şahlanıyor. Artık Kürtler için parça yerine, Kürdistan eksenli ulusal ruhi şekillenme, siyasal ve kültürel asgari müştereklerde ortaklaşmanın işaret fişeği yolumuzu aydınlatıyor.
Kürdistan’ı parçalayan ulus devlet sınırlarına dayalı statüler aşınıyor, Kürdistan statüsü için önemli fırsat ve olanaklar söz konusudur. Mücadelenin tüm Kürdistan’ı kapsaması, bilgi ve iletişim çağının sınır tanımayan teknolojik gelişmeleri, ulusal direniş hattı sayesinde Kürt toplumsallığı ve kültürel bütünleşme daha da güçlüce yaşatılmalıdır.
Türkiye'nin acelesi var
MİT’in selefist yapıları Kürdistan karşıtlığında örgütlediğini; İhvancı yapıları HTŞ ve SMO üzerinden kendisine yedeklediğini; Türkiye’nin bu yapılara hamilik yaptığını herkes gibi küresel ve bölgesel güçler de çok iyi biliyor. Türkiye, vekil savaşlarının ömrünü tükettiği dönem olması nedeniyle elini çabuk tutmak istiyor; söz konusu yapılar üzerinden azami kâr etmenin hesabı içindedir. Türk devleti, başarmış olsaydı bu selefist örgütler aracılığıyla Başûr’daki statüyü, Bakûr’daki demokratik kazanımları dağıtarak, Rojava’da ete kemiğe bürünen sistemi parçalayacaktı. Bunun olmadığını ve olamayacağını gören bir noktadan soruna yaklaşmasına rağmen hâlâ kendine göreci yaklaşıp Kürt’ün aklını çelmeye bakıyor.
Sömürgeci zihniyeti ürküten
İktidar blokunun onca gelişmeye rağmen Rojava’da işgalci olmaya devam etmesi, HTŞ ve SMO gibi selefist ve cihadist yapılarda ısrar etmesi, Kürdistan karşıtı stratejisinde ısrarcı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Kürtler için hala büyük tehlike ve riskler söz konusudur. Bakur, Başûr ve Rojava’nın yanı sıra Rojhilat’taki gelişmelerin Kürdistan statüsüne evrilme ihtimali, başta Türk devleti olmak üzere diğer koloniyalist devletleri ürkütüyor ve birlikte hareket etmelerine yol açıyor. Kürdistan'ın statüsünü engellemeyi, kendi bekaları için olmazsa olmaz gören ırkçı, dinci ve cinsiyetçi bu koloniyalist zihniyete karşı panzehir; Kürtlerin ulusal demokratik talepleri ve Kürdistan statüsü mücadelesinde ulusal birliği sağlamaktır.
