Kürdistan'a stratejik yaklaşım
Demir ÇELİK yazdı —
- Sınırlar üstü, tüm parçaları kapsayan, Kürt ulus esaslı ve Kürdistan statüsü stratejik yaklaşımını, tüm yapı, parti ve hareketlerin önüne koyması gerekiyor.
DEMİR ÇELİK
Başta Türk devleti olmak üzere, ulus devlet aklı ve ondan beslenen elit siyasal parti ve odaklar, Kürt sorununu dün olduğu gibi bugün de asıl bağlamından kopararak ‘terör’ parantezine indirgiyor. Devletin ve devletten beslenen elit siyasi parti ve hareketlerin söylediği gibi, Kürt sorunu basit ve sıradan bir tedhiş sorunu değildir. Her şeyden önce siyasal, sosyal, kültürel ve kimliksel boyutları olan bölgesel ve küresel bir sorundur. Bu özellikleriyle Kürtlerin üzerinde yaşadıkları coğrafya ile direkt ilişkili olan bir sorundur.
Kadim Mezopotamya ve Kürdistan coğrafyası, tarih boyunca çoklu aktörün ve çoklu devletli sistemin üzerinde hakimiyet ve hegemonya kurmak istedikleri jeo-stratejik önemde olan bir coğrafyadır. En son I. Dünya Savaşı sürecinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı sonrasında emperyalist devletler, 22 Arap devletini kurarken, Kürt ulusunu bu haktan mahrum bırakmakla kalmadı, Kürdistan coğrafyasını 1916’da Sykes-Picot Anlaşması'yla Türkiye, Suriye, Irak ve İran’ın işgal ve ilhakına peşkeş çekti.
Neden çözümsüz bırakıldı?
Sorunun I. Dünya Savaşı'nda çözümsüz bırakılmasının bir nedeni; biz Kürtlerin parçalı duruşu, kendine göreci çözümü esas almış olmamızdı. Diğer bir nedeni de Kürdistan'ın uluslararası sömürge bir ülke olmasındandı. Kürdistan’ın sömürgeleştirilmesi sanayi devriminden çok öncesinde oluşan bir durumdur. Binlerce yıllık geçmişinden bu yana birçok devletli egemenlikçi sistem tarafından sömürgeleştirilen Kürdistan, son bin yılda Türk ve Farsların sömürgesi iken, son yüzyılda buna Irak ve Suriye devletleri de dahil edilerek Arap sömürgesi haline düşürüldü. Ortadoğu'nun en milliyetçi, cinsiyetçi ve dinci gücü olan Fars, Türk ve Arap egemenlikçi sisteminin işgali ve ilhakı altındaki coğrafyanın kadim halkı olan Kürtlerin sorunu, sıradan, basit bir sorun olarak görülemez. Hele de Azerbaycan, Ermenistan, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile Gürcistan’ı da göz önünde bulunduracak olursak 8 devleti direkt ilgilendiren bölgesel bir sorundur Kürt sorunu.
Coğrafyadan yalıtılarak anlaşılmaz
Bölge devletleri, bölgesel dinamiklerin küresel emperyalizmin ilişkisi ile devlet altı uluslararası şirketlerin yoğun ilişkisini dikkate aldığımızda da Kürt sorunu, uluslararası bir sorundur. Bu yönüyle ABD, Rusya; Çin ve AB emperyalistlerinin ve NATO’yu da ilgilendiren çok aktörlü, çok bileşenli bir sorun. İlhak altındaki coğrafyası ve bu coğrafyaya ait olan on binlerce yıllık tarihi yapım ve yaratım faaliyetlerinden yalıtılarak ele alınacak her yaklaşım, çözümsüzlüğe hizmet eder. Bu anlamda Kürt sorununu, Kürdistan coğrafyası esasıyla ele almak ve yaklaşmak jeo-politik olanıdır. Dolayısıyla Ortadoğu ve uluslararası devletli sistemi ilgilendirdiği için birçok bölge devleti ve emperyalist güçler coğrafyayı yeniden bölüşmeye kalkışıp Kürtleri uluslararası komplo ve soykırım kıskacına aldılar. Çok aktörlü, çok bileşenli girift ve karmaşık sorunlar yumağı haline geldiği için sorunun askeri çözümü mümkün olmayıp, siyasi ve diplomatik çözümü de zor ve meşakkatlidir. Dilsel, kültürel, kimliksel, inançsal, siyasal ve sosyal parametreleri ile birlikte ele almak yerine, bağlamından koparılarak ve coğrafyasından yalıtılarak yaklaşıldığı için Kürtler, 21. yüzyılda bir kez daha soykırımla karşı karşıyadır. İşte Kürtler, Kürdistan coğrafyası ve Kürt ulusunun statüsüzlüğünden kaynaklı soykırımın yaşandığı gerçeğinden hareketle dört parça Kürdistanlı ve dünyanın dört bir yanındaki Kürtler haftalardır ayakta, direnişte. Coğrafi bir sorun olduğu için Kürtler, üzerinde yaşadıkları parça yerine Kürdistan’ı esas alıyor. Bu amaçla bölgeler üstü, parti ve hareketler üstü, aşiret ve mezhepler üstü ulusal duyarlılıkla Rojava’ya sahip çıkarak, "Yek e, yek e, Kürdistan yek e!" sloganını atıyor. "Rojava Rojhilat e, Kürdistan yek welat e!" diyerek uluslaşmada tarihi bir momentumu yakalamış bulunuyorlar. Uluşlaşma sonucu Kürtlerin her kesimi ayağa kalkarak birlikte mücadelenin değerli pratiği içindedirler.
Eş güdüm ve koordinasyon
İnkar, imha ve soykırım kıskacında olan biz Kürtlerin çözüm arayışı her yönü ve boyutuyla meşrudur. Devlet aklının toplumu yönetilmeye ikna etme amaçlı kimi yapı ve kurumları öne çıkarıyor olması anlaşılır. Bu diğer yapı ve kurumların meşru olmadığı sonucuna bizi götürmemelidir. Binlerce yıldır çözümsüzlükte ısrar edenlerin, bir anda ve hemen her şeyi kabul edecekleri yanılgısı içinde de olmamalıyız. Bu hamur daha çok su kaldırır. Bu nedenle çok meşakkatli, sabır ve sebat isteyen bir süreçle karşı karşıya olduğumuzun bilinciyle hareket etmeliyiz. "Kürdistan'a statü" ve "Özgür kimlik" taleplerini gerçekleştirme mücadelesi içinde olanların, eş güdümüne ve koordinasyonuna ihtiyaç vardır. Devletin ‘meşru’ gördükleri ile siyasal zeminde yan yana gelmenin arayışı içinde olacağı bu süreci bilinçli, örgütlü ve günün ihtiyaçlarına göre yeniden örmemiz ve örgütlememiz gerekiyor. Siyasal, sosyal, kültürel, dilsel ve inançsal taleplerimizi nitelikli diplomasi faaliyetleri ile dünya kamuoyuna ve uluslararası meşru kurumlara taşımalı ve tartışmalıyız.
'Özgür Kürdistan' perspektifi
Yaşanan bu an, kadim coğrafyanın tarihsel rolüne uygun düşen çözüm parametreleri ile buluşması anıdır. Yakın zamana kadar sömürge Kürdistan parçalarının merkezi devletlerine karşı yürüttükleri kimlik esaslı kısmi çözüm metotları, ulus devletlerinin sınırları içinde mümkün olabilme potansiyeli taşıyordu. Genelde son yıllarda, özelde son bir yılda yaşananlar ve Türkiye’nin 'Terörsüz Türkiye' parantezine hapsetme yaklaşımının bu kadim sorununun çözümüne hizmet etmeyeceği açıktır. Sorun, Kürtler arasına çizilen suni sınırları aşan, bölgesel ve uluslararası bir sorundur. Sınırlar üstü, tüm parçaları kapsayan, Kürt ulus esaslı ve Kürdistan statüsü stratejik yaklaşımını tüm yapıların, partilerin ve hareketlerin önüne koyması gerekiyor. Rojava, Bakur, Basûr ve Rojhilat'tan ayrı olmayacağı gibi, ayrı da düşünülemez. Parçalar kendi merkezi devletleri ile demokratik temelde ilişki sahibi olsalar bile, Kürdistan'ın diğer parçalarındaki siyasal aktörler arası ulusal birlik olmaksızın Kürt mücadelesinin uzun soluklu ve istikrarlı olabilme şansının olmayacağını, son ayda yaşananlar gösterdi. O nedenle "Özgür Kürdistan" perspektifi ve siyasal programını ortaklaşmamız, ekmek kadar, su kadar, hava kadar elzemdir.
