Kanıksanan savaş

Aykan SEVER yazdı —

25 Ocak 2022 Salı - 23:30

  • Savaş, kapitalizmin kendini geliştirmek için kullandığı önemli dinamikler arasında yer alıyor. Bu hep böyle oldu fakat geçtiğimiz yüzyıla göre bugün daha baskın bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Öyle ki kapitalizm ile savaş arasındaki ilişki adeta yumurta-tavuk hikayesine dönüşmüş durumda. Ukrayna krizi olarak adlandırılan süreçte somutlanan da aynı dümen.

Ukrayna meselesinde tarafların itiş kakışı her düzeyde sürüyor. Rusya, Venezuela ve Küba'ya silah gönderme tehdidinin yanı sıra, Belarus'u da devreye sokarak Batı ve Ukrayna üzerindeki baskıyı artırırken, Batı da kendi saflarını sıklaştırma derdinde. Son çare ABD'nin NATO üzerinden Doğu Avrupa ülkelerine güç ve silah takviyesinde bulunması oldu. Bunların arasında bölgeye kaydırılan 8500 Amerikan askeri de var. Bu süreçte Almanya'nın Ukrayna konusunu kendisi için bir "dava" haline getirmediği de görüldü. Ukrayna'ya silah satışlarını sınırlı tutması bir yana Almanya Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Schönbach'ın, Putin'in politikalarına dönük "pozitif" yaklaşımının, istifa ile sonuçlanması da bölünmenin bir başka boyutunu sergiliyordu. Alman yönetiminin asıl kaygısının geçen yıl yapımı tamamlanan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattıyla ilgili olması çok daha muhtemel. Hat, Rusya'nın Baltık Denizi kıyısından başlayarak deniz boyunca Almanya'ya kadar iniyor. ABD'nin yaptırım tehditleri nedeniyle henüz gaz akışı sağlanamadı. ABD, Kuzey Akımı-2'yi Rusya'ya karşı adeta bir şantaj aracına dönüştürdü. Almanya ve AB için ise bu gaz hattı hali hazırda enerji alanında Rusya'ya olan bağımlılık/ihtiyaç nedeniyle vazgeçilmez önemde. Biden, Kuzey Akımı-2 ile ilgili Trump döneminde sergilenen politikadan uzaklaşmış değil. Trump'ın farkı "Rusların yerine tankerlerle biz size gaz satalım" diye açıktan söylemesiydi. Bu arada Almanya Başbakanı Scholz'un, Biden'ın Ukrayna’daki gelişmeleri görüşmek üzere Washington'a yaptığı daveti geri çevirdiği yönündeki iddiaların açığa çıkması ise tesadüf olmasa gerek.

Diplomatik düzeyde ise bu hafta Rusya, Ukrayna, Fransa ve Almanya'nın "Normandiya formatında" görüşmeler yapacakları açıklandı. Tarafların bu tür zirvelere dönük ciddi bir beklentisi olduğu ise söylenemez. Asıl yatırımın sahada alınacak neticeye yapıldığı görülüyor. Biden geçen hafta Rusya'nın küçük bir bölgeyi işgal edebileceği, buna karşı Moskova'ya dönük ağır bir yaptırım sürecinin başlayacağı ve Ukrayna'nın henüz NATO'ya üyelik için hazır olmadığını söyleyerek, sonradan toparlamaya çalışsa da Putin'e elini göstermiş oldu. Sonuçta Ukrayna onun için sadece bir YEMdi ve hâlâ öyle. 

Bütün bu savaş tantanasının ortasında elbette sıradan insanların hayatı kapitalizmin sürdürülmesi sunağına yatırılan kurbanlar olmaktan öteye gitmiyor. Asıl mesele de burada başlıyor. Savaşa ve haklı olduğuna dair kim, hangi masalı anlatırsa anlatsın, orada sıradan insanların mutlu ve özgür olma hatta yaşama isteğine yer yok. 

Bütün bunlara rağmen bırakın dünyanın sağında solunda çeşitli yoğunluklarda süren sıcak çatışmaları, savaşın insanları ve doğayı doğrudan yok ettiği ve daha fazlasını yapabileceği yerlerde bile savaş karşıtı bir mücadele verilmiyor. Gerçekte korkulması gereken ve tehlikeli olan bu değil mi?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.