Karayılan’dan tarihe düşen notlar

Selim FERAT yazdı —

7 Şubat 2022 Pazartesi - 23:30

  • Son dönemin çarpıcı, çarpıcı olduğu kadar Türk devletinin özellikle de DAİŞ ile ilgili yaptırımları ve projesini gün ışığına çıkaran sözleri, Murat Karayılan’a ait.

 

Söyleşi DAİŞ’in Hesekê’ye saldırısının ilk günlerinde yapılmış.

Söyleşinin zamanı özenle seçilmiş; DAİŞ’in son liderinin öldürülmesinden ve Erdoğan için çanların çalmasından önce yapılması da tarihe düşecek notlardan biri.

Karayılan’ın Erdoğan’ın sonunun geldiğini bilerek ve bu tarih sayfasını kapatmak için özenle yaptığı belirlemeler dikkati çekiyor.

Varsayımlara dayanmayan söyleşi, bir tarih sürecini aydınlatan resim kareleriyle dolu.

Kürtler’i kuşatmaya alan güçlerin "bir tarafı(nın) TC, üç tarafının DAİŞ" olması, Türk devletini görüntüleyen temel belirlemelerden biri.

Türkiye’nin "terör denizinde  bir ada gibi" oluşturduğu kıskacı yaran ve özgürleşenlerin tarih hikayesine dayanan söyleşide kaostan çıkış yolu "Arap, Asuri-Süryani, Ermeni, Çeçen, Çerkez, Türkmen halkları"nın birleşik mücadelesi.

Hesekê saldırısının Cîzre’nin Kantonunun ilan edilmesinin (20 Ocak 2014) 8. Yıldönümünde yapılması, planın Türk menşeli olduğunu gösteren tarihi kanıtlar arasında.

Özellikle de Efrîn’in 20 Ocak 2018’de işgal edilmeye başlanmasının 4. Yılında Türk devletinin Hesekê’de DAİŞ’i Kürtler’e karşı yeniden harekete geçirmesi, Kobanê ile başlayan Rojava Projesi yenilgisini hazmetmemesiyle doğrudan ilintili.

Rojavalıların kararlı ve uzun devam eden direnişini kırmak üzere harekete geçen TSK’nin  sinonimi DAİŞ güçleri yenildiler.

Bu anlamda Karayılan’ın söyleşisinin DAİŞ lideri Qureyşi’nin Türk işgalindeki topraklarda öldürülmesinden yakinen iki hafta  önce yapılması da önemli. Tesadüflere inanmadığımı ve tüm bu gelişmelerin ince dokulu bir diyalektik bağının bulunduğunun altını çizmek istiyorum.

Belki de zamansızlığın zamanlılığında gerçekleşen bir söyleşi.

Temel olarak iki eksene (Kobanê/Şengal) bağlı olarak Türkiye’nin stratejisine karşı direniş sergilediklerini dile getiren Karayılan, Kürdistan’ın iki yakasını birleştiren ilginç bir tarih koridoruna işaret ediyor.

Türkiye’nin dizaynına (DAİŞ’e dayalı) karşı Kobanê (Rojava)/Şengal hattındaki direnişle Türkiye stratejisini çökerttikleri hayati bir tarih kesitinin direniş hikayesini anlatıyor.

Karayılan, Mexmur/Şengal/Kerkük üçgenini Rojava’ya bağlayan tarihi bir bağlantının da altını çiziyor.

Kobanê’nin intikamını Şengal’de almak ya da "Şengal’in rövanşını almak için Kobanê’ye saldırmayı planlamak"… 

Türkiye’nin asıl amacı, Kürtler’i devre dışı bırakmak.

Suriye ve Ortadoğu’da yaşanan fiili savaşın instabilize ettiği bölgelerde, özellikle de Güney Kürdistan ve Rojava’daki Türk stratejisi; "Kürdistan halkının yeni dizayn sürecinde yer almaması."

Söyleşide, tarihin sosyal topluluklar tarafından örüldüğüne tarihin insan emeğine dayandığına dair verilen örnekleri bir film şeridi gibi algılayabilirsiniz; akıcı ve ilgiyle okuyabileceğiniz bir tarih dersi:

Botan’dan Kobanê’ye geçen ve 5-6 katlı bir binada DAİŞ’e karşı direnen Güney Kürdistan’lı Destina’nın ölümüne direnişi…

Ya da Cudî Bölgesinden Kobanê’ye gelen, "DAİŞ’in mevzilerini çözen… Ev ev, sokak sokak… Direnişi büzülme noktasından çıkararak giderek genişleme sürecine" getiren öncü direnişçilerden Gelhat’ın hikayeleri…

Erdoğan’ın bir mezarlık olarak planladığı Kobanê’nin "öz güce dayanan bir direniş"le, yerküreye yansıyan emekçi konseylerine dönüşmesinin detaylarını aktaran Karayılan, bir yerde durmak isteyenlere tarihi bir rapor sunuyor.

Özellikle de "Öyle bir an geldi ki Kobanê’nin içindeki savaş tamamen bir fedailer savaşına dönüştü" açıklaması, Kobanê’nin nasıl çetin bir direniş ve insan emeğine dayalı bir varolma mücadelesiyle, kazanıldığına işaret ediyor.

Söyleşinin bıraktığı iz: "Ortadoğu hakllarının… kendi öz gücüne dayanarak, dış güçlere bel bağlamadan… özgür ve demokratik bir yaşamı inşa" edebileceklerine vurgu yapması.

Selimferat@web.de 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.