Kibar bir 'talep' radikal bir sonuç 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

10 Ağustos 2020 Pazartesi - 11:00

  • Erdoğan meşruiyetini kaybetmiştir. Darbe yapmıştır. Faşist bir rejim kurmuştur. Bunun için Erdoğan’ın “yıkılmazlık” algısının yıkılması gerekir. Bu son seçimlerle bir nebze olsun gerçekleşti. Ama daha önemlisi Erdoğan rejiminin “meşru olmadığı” ilan edilmeli ve “Erdoğan istifa et” demeli.

Faşist rejim nasıl yıkılır? 
Günümüzün temel sorusu budur. 
Bu sorunun akla gelen üç yanıtı vardır: 
Faşist rejim seçimle yıkılır. 
Faşist rejim darbeyle yıkılır. 
Faşist rejim devrimle yıkılır. 

Seçim yoluyla rejimden kurtulmak, eğer mümkün olsaydı, herkesin tercih edeceği yol olurdu. Ancak yıkıldığı gün topu birden kodesi boylayacak olan bir suç örgütü kendi eliyle kendi ipini çekmez. Kaybedeceği seçimi yapmaz. Şu anda Erdoğan Akdeniz'de Yunanistan’la bir günlük bir savaşa tutuşsa, “on bin günlük” savaş hali ilan eder, seçim meçim hayal olur. 

Faşizm seçimle devrilmez. 

Erdoğan darbeyle devrilir mi? Devrilir devrilmesine de, bu devrilme faşizmin devrilmesi olmaz. Erdoğan’ın yerini paşalardan biri alır. Seçimle de darbeyle de faşizmden kurtulmak mümkün olmadığına göre, geriye devrim kalıyor.

Faşizm devrimle yıkılır mı? 

Yıkılmasına yıkılır da devrim nasıl olacak? 

Bu ülke sayısız “seçim” gördü, onlarca “darbe”, “muhtıra”, “müdahale” yaşadı.

Ama tek bir devrim görmedi. 

Neden?

Çünkü seçimleri de darbeleri de halk yapmıyor, bunlara egemen sınıf, derin devlet ya da Meclis karar veriyor.

Devrim ise halkın işi. Ama halk kendi işini görmüyor. Ülke her biri bir diğerinden beter nice kriz yaşadı, ama bu krizlerden hiç biri devrime dönüşmedi.

O halde yaşanan tüm krizlerden beter şu kriz günlerinde temel mesele krizi devrimci değişime dönüştürmenin “yol haritasını” çizmek ve o harita güzergahında yürümek… 

Bir yerden başlamak şarttır. 

Nereden başlamak şarttır? 

Halkı somut bir hedef etrafında birleştirmekle işe başlamak şarttır. Bana sorarsanız, başlangıç noktası, Recep Tayyip Erdoğan’ın “dokunulmazlığına” dokunmak olmalı.

Ama nasıl?

Erdoğan’ı eleştirenin hapse girdiği bir ortamda “faşist Erdoğan’ı devirelim” hedefinin etrafında halkı bugün için birleştirmek gerçekçi değil.

Diikkat ederseniz ekonomik kriz halkı ayağa kaldırdı. Sanal medyada Hazine Bakanı Damat'a öfke kabardı. Sonunda yüzbinlerce insan “Albayrak istifa” diye haykırdı. Hemen troller “yedirmeyiz” diye hareketlendi.

Çok iyi. Ama bu hareketlenme faşizmi yıkmanın başlangıcı olmaz. “Damat istifa” sloganı, Erdoğan’a “bu bakanı at yerine yenisini getir” sonucuna yol açar.

“Erdoğan defol” diyemese de, bugün milyonlarca muhalif yurttaş “Erdoğan istifa” diyebilir. Dediği anda da “dokunulmaz” sanılan Erdoğan’a milyonlarca insan dokunmuş olur, şunun ya da bunun değil, Erdoğan’ın “geleceği” böylece doğrudan tartışmaya açılır. 

Siz şimdiye kadar “Erdoğan istifa” diyen her hangi bir parti genel başkanı, vekil, belediye başkanı filan gördünüz mü? Ben görmedim.

Neden?

Şundan: Çünkü tüm partiler ve siyasiler Erdoğan’ın yenilmez, yıkılmaz olduğuna inanmış durumdalar. Ve bilerek ya da bilmeyerek bu adamın gasp ettiği iktidarını meşru saymaktalar.

Erdoğan meşruiyetini kaybetmiştir. Darbe yapmıştır. Faşist bir rejim kurmuştur.

Doğalı onun halk ayaklanmasıyla yıkılmasıdır. Bunun gerçekleşmesi için birincisi Erdoğan’ın “yıkılmazlık” algısının yıkılması gerekir. Bu son seçimlerle bir nebze olsun gerçekleşti. Ama daha önemlisi Erdoğan rejiminin “meşru olmadığı” ilan edilmeli.

“Halk çoğunluğu sana karşı, istifa et.”

“Kurduğun rejim meşru değil, istifa et…” 

“Ülkeyi yıkıyorsun, halkı mahvediyorsun, istifa et…”

Kimisi diyor ki, “sen istifa et dediğin için istifa eder mi?”

Etmez.

Ama şöyle düşünelim: Sanal medyada, duvar yazılarında, damların üzerinden atılan pullamalarda, milyonlarca ağızdan “istifa” denilmekte… Bir milyon, iki milyon tweet atılmakta. 

Troller “yedirmeyiz Recep’i” diye kıvranmakta. Erdoğan’ın façası çizilmekte, karizma yıkılmakta…

Ardından sanal medyadaki beş milyon istifa talepçisinin bir milyonu alanlara çıkmış. “Recep istifa” diye haykırıyor.

Sizce bu işin sonu nereye varır? 

Ben diyorum ki, bu işin sonu Erdoğan’ın devrilmesine varır. Halk zorla demokratik seçim de dayatabilir, olmuyorsa Saray’ı bile basabilir. 

Ancak bu son, kendi başına faşizmin sonu olmaz. Faşizmin kökten son bulması, milyonların öz savunma düzeyine ve örgütsel gücüne bağlı kalacaktır. 

Her neyse… Biz “işe nereden başlamalı” sorusunun yanıtını aramakla meşgulüz. Bu yanıtı bulalım, yani yüzmeyi öğrenmek için cesaretle suya atlayalım, gerisi gelecektir.

“Çok radikal” dediğinizi duyar gibiyim.

Ama en başa dönün ve kendi kendinize “Erdoğan istifa” diye mırıldanın. Göreceksiniz ki, hiç de “radikal” değil.

Sonuçta “kibar” bir talep. “Seçimle” ezmiyorsun, “darbeyle” yıkmıyorsun, “devrim” deyip, tepelemiyorsun.

Ne yapıyorsun? 

“İstifasını” talep ediyorsun. 

Önce nazikçe… Sonra gürültüyle… Derken….

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.