‘Masa da masaymış’

Dilzar DÎLOK yazdı —

23 Mayıs 2020 Cumartesi - 13:45

Edip Cansever’in “masa da masaymış haa” şiirini hatırlatıyor bu tartışmalar. Herkes o şiirdeki adam olmak istiyor. Masaya herşeyi koymak, tüm yükü masaya atmak istiyor. Masaya kaldırabileceğinden çok yük koymak istiyor. Kendini, dertlerini, suçlarını, kötülüklerini, kibir ve kaprislerini, öldürmelerini, tecavüzlerini, şiddeti, unutmanın erdemini, derdi, tasayı bir bir silişi, çocukların grileştirilen geleceğini… herşeyi herşeyi koymak istiyor. Ve tüm bunları masanın taşımasını istiyor. Masa da masaymış! Hangi masa taşıyabilir bunları? Bunu isteyenlerin masa algısı ile topluma-halka, kadınlara, insana yakıştırdıkları anlam eş değer. Ve anlamı büyütme adına yaratılarak sunulan sözleri hızla tüketmenin peşinde.

Oysa bu masa başka masadır.

Önder Apo, mart ayının başında kardeşi Mehmet Öcalan ile bir görüşme yaptı. Bu görüşmede Türkiye’nin demokratikleşmesine dair birçok önemli konuda tespitler geliştirdi. Türkiye’nin demokratikleşmesi için iktidarın durumunu gözeterek HDP’nin Türkiye’nin demokratikleşmesindeki rolüne değindi. Burada Kürtlerin rolüne ve örgütlenmesinin önemine biçilen misyonu ele aldı. Bu konuyu kardeşine bir metafor üzerinden anlattı. Bir masa üzerinden görüşlerini dile getirdi.

“Türkiye’de iki ayaklı bir masa var. Sizin oluşumlarınızın içerisinde sol hareketler de var. Ağırlıklı olarak Kürtler var. Diğer halklar da var. Siz de bir ayak olmak zorundasınız. Orada güç olacaksınız. Masa üç ayaklı olursa düşmez. İki ayaklı masayı, sistem onu ne kadar korumaya çalışırsa da o sürekli yıkılmaya mahkumdur. Bunun için bizim oluşumumuz, Kürtler, üçüncü ayaktır. Bu üçüncü ayağın olumlu da büyümeyle olur.” dedi. Önder Apo, ağırlaştırılmış işkence ve tecrit koşullarında rehine olarak tutulan bir halklar önderinin geliştirebileceği en güçlü tutumu ortaya koyduğu gibi, tüm saldırılara rağmen çözüm yolunu işaret etti. Bir masadan söz etti.

Masa nedir? Nasıl ele alınmalıdır? Bu nasıl bir masadır? Masanın iki ayağı nelerdir? Üçüncü ayak hangi ihtiyaçtan dolayı olmalıdır? Kimler-nasıl üçüncü ayak olunabilir?

Önder Apo’nun, “Bir Muhatap Arıyorum” çözümlemesini yaptığı günden beri masa kavramı yeni bir anlam kazanmıştır. Masa metaforu, Kürtlerin ve demokratik kesimlerin gündeminde ay boyunca tartışıldı. Önemli bir yoğunlaşma da demokratik siyaset alanında yarattı. Sonrası buradan kendilerini halka, demokratikleşmeye karşı sorumlu görenler, tabi ki başta Kürtler olmak üzere tüm demokratik güçler çalışmalara yöneldiler. Dönem itibariyle HDP de bunun bir kısmını ifade ediyor.

Tüm bu gerçeklere rağmen soykırımcı siyaset bunu duymazlıktan geldi. Demokrasiden, halklardan, varlıktan, direnen insan gerçeğinden, direnen insanın dirisinden çok ölüsünden korkan bu kesimler, sinsice köşelerine çekilip karanlıkta yeni komplo teorileri, yeni saldırılar üretmeye başladılar. Kimileri işi daha ileri götürdü ve masa kavramı etrafında kendini kemirmeye başladı. Meral Akşener’in İyi Partisi de bunlardan biri.

Meral Akşener masadan söz ederek bir kâr elde edeceğini sanmış olmalı ki memleket masası adını koyarak kavramı yumuşatıp bir gündem yaratmaya çalıştı. Ancak tüm bu çaba, kendisinin de iyi bir öğrencisi olduğu soykırım siyasetinin hışmından kendisini kurtaramadı.

Bir masadan söz edilecekse, ilk şart şudur: Türkiye’de Kürtsüz hiçbir güç var olamaz. Kürtsüz bir masa zaten var. Zaten Bahçeli’nin hışmı da bunadır. Kürtsüz bir masa var, yeni bir masadan söz etmek, Kürtle birlikte bir masa demektir. Bugün Kürtlerle demokratikleşme tartışılmadığı için Kürtlerin kökünü kazıma üzerinden soykırımcı iktidar varlıkları inşa edilmeye çalışılmaktadır. Türkiye’de Kürtleri esas almayan, Kürtleri yok sayan, Kürtlerin öncülük ettiği demokratik siyaseti yok sayan ve yok etmeye çalışan hiçbir siyasi anlayış kazanamayacaktır.

Önder Apo’nun sözünü ettiği masa kavramı, demokratik Türkiye tablosudur. Buna tahammül etmemek, faşizmin, soykırımın ve halklar boğazlaşmasının zihniyeti köleleştirmiş olmasındandır. Meral Akşener bir masadan söz ediyor ancak tam da masadan söz ederken masanın ayaklarını kesiyor. Soykırım siyasetinin, bu siyasetin öğrencilerinin zihniyetine zerk ettiği bir tarz bu. Masadan söz ederek faşizmi tahrik ve teşvik etmiştir. Önder Apo’nun sözünü ettiği masa söylemini çalmaya çalışırken suçüstü yakalanmıştır.

Darbe tartışmaları, Süleyman S. istifası, Erdoğan’ın iplerinin biraz daha sıkılması, Meral Akşener’in söylemleri bir bütün Türkiye’de iktidarın yeniden şekillendirilme çabalarına işaret ediyor. Böyle bir dönemde iktidarın tüm hedefi Kürt’ün kökünü kazıma siyasetini sürdürebilmeye odaklanmıştır. Kürt’ün varlığını çağrıştırmanın en uzak olasılığına dahi tahammül yoktur.

Masa demek, inkar siyasetinin inkarı demek olacaktır. Soykırım siyasetinin tartışmaya açılması, sözü edilen kirli bekanın son bulmasıdır. Masa sözü, Türkiye’de Kürtlerin varlığı ve özgürlüğünün kabulüne kodlanmıştır. Masa demek, Kürt varlığı demektir, Kürt’e karşı işlenen suçların itirafı demektir, direnen Kürdistan gerçeği ve özgür Kürtlük demektir, Önder Apo demektir. Anlaşılan odur ki, bunu bahçeli iyi biliyor, Akşener’in unuttuğunu düşünerek ona faşizmin gazabıyla yeniden hatırlatıyor. Akşener, masa sözünün siyasette yarattığı etkiyi çalmak üzereyken, suçüstü yakalanmıştır. Hırsızlık kötüdür.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.