Münih çıkmazı

Aykan SEVER yazdı —

22 Şubat 2022 Salı - 23:30

  • Geçtiğimiz hafta sonu Münih Konferansı toplandı. Mevcut savaşın kurmay heyeti, ihtiyar erkekler topluluğu UMUT'tan ve BARIŞ'tan yine uzaktı. Zaten barış isteyenleri, savaş çözüm değil diyenleri toplantının yapıldığı yere bile yaklaştırmamak için ellerinden geleni arkalarına koymamışlardı.

 

Zirvenin gündemi duyurulurken ana başlıklar arasında Avrupa'da savaşın önlenmesinin yer aldığı söylendi. Fakat yapılan açıklamalara baktığımız zaman savaşa karşı değerlendirmelerin bir hayli havada kaldığı görüldü. Çünkü öncelikle var olan savaşın boyutu egemenler tarafından işlerine geldiği gibi tarif ediliyordu. Aynı zamanda bu kesimlerin asıl sorununun barış değil  "savaştan nasıl galip çıkarız"ın ötesine geçmediği görülüyordu.

Batı elbette bir bütünlük arz etmiyor. Fakat yine de biraz genelleştirerek ifade edecek olursak, Batı kendi üstünlüklerini sıralayarak savaştaki saldırgan pozisyonunu, nüfuz alanları yaratmasını; demokratik düzen, düşünce özgürlüğü, çoğulculuk, serbest seçim, azınlıkların korunması gibi temel ilke ve değerler üzerinden bir hak olarak görüyor. Çin ve Rusya'yı da bunlara sahip olmamakla itham ediyorlar. Gerekirse yanıt vereceklerini belirtiyorlar.

İlk bakışta kağıt üzerinde "doğru" gibi görünen bu yaklaşım Batı açısından dahi önemli ölçüde sorgulanmaya muhtaç. Örneğin işçi sınıfının, halkların çetin mücadeleler sonucu elde ettiği demokratik değerler gerçekte Batı'da ne kadar var ve ne kadar uygulanıyor?  Mesela korona salgınıyla ilgili kendi koyduğu kuralları dahi tanımayan Boris Johnson ne kadar demokrat olabilir?

Bütün bu demokratik değerlere karşı olan ve hala önemli ölçüde etkinliğini koruyan Trump'a o meşhur Batı'nın son seçimde 74 milyondan fazla oy verdiğini kolaylıkla unutacak mıyız?

Ya ABD müesses nizamının zorlamasıyla Biden'ın mecburiyetten seçildiğini? Bu mu demokrasi? Evet şurada Batı'nın bir haklılık payı var, hükümsüz de olsa bütün bu olanları eleştirebiliyoruz. Maalesef Rusya ya da Çin'de o kadarı da yok.

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris "İki dünya savaşının yol açtığı yıkım sonrasında, Avrupa ve ABD'de, kaos değil düzen, çatışma değil güvenlik konularında mutabakat sağlandı"  diyor ama Soğuk Savaş'ı ve onun paralelinde Türkiye halklarına karşı yapılanlar dahil geliştirdikleri acımasız, kıyıcı politikaları unutuyor. Devamında Harris "Sınırların askeri güç kullanılarak değiştirilmemesi" gerektiğini söylüyor. Çok iyi, fakat başta kendi ülkesinin müdahil olduğu savaşları ne yapacağız? NATO niye hala var, neden genişlemeye çalışıyor sorularınınsa sanırım onun için hiç bir anlamı yok.

Münih çıkmazını daha fazla uzatmaya gerek yok. Zirveye Çavuşoğlu'nun yerine Akar'ın neden katıldığı ve ayrıca İmamoğlu'nun niye konferansa davet edildiğini ise varsın Erdoğan'ın danışmanları düşünsün.

Ukrayna krizi diye adlandırılan süreç ise şimdiden kurbanlarını yaratmaya başladı. Avrupa ve Türkiye'de enerji alanında tırmanan fiyatlar elbette öncelikle yoksul kesimleri etkiliyor. Ukrayna ve Donbass bölgesinden artan göçler işin bir başka boyutu. Milyonlarca insanın yaşamını tehdit eden savaşın gölgesinde Ukrayna ve Donbass'ta yaşayanların hali hazırda var olan yaşam zorluklarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Çatışmalar ve ölenlerin sayısı artıyor. İngiltere ve ABD'nin "Rusya Ukrayna'yı işgal ederse çok büyük yaptırımlar uygularız" tehdidi Rusya, Avrupa için enerji alanında alternatifi olmadığını test etmişken Putin'i bırakın caydırmayı teşvik eder nitelikte. Nitekim bunu son hamlesiyle gösterdi.

İmparatorluk olma arayışlarındaki Putin yönetiminin Donbass'taki "halk cumhuriyetleri"nin bağımsızlığını tanıması Ukrayna'da savaş ihtimalini kısmen azaltabilir fakat olayı içinden çıkılmaz, onarılamaz bir kronik soruna dönüştüreceği ise açık bir gerçek. Uluslararası planda ise Putin'in bu hamlesi ayrışmaları keskinleştiren bir kerteriz noktasına dönüşecek.

Bizim ihtiyacımız olansa mevcut postmodern karakterli yeniden paylaşım savaşının  acımasızlığı ve süreğenliği karşısında dünya çapında örgütlü bir BARIŞ hareketi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.