Rejim ABD'ye teslim olmaya hazırlanıyor

Aykan SEVER yazdı —

25 Mayıs 2021 Salı - 23:00

  • TC'nin emperyalist hiyerarşide belirleyici bir yere sahip olma hülyaları sonuna geldi, karaya oturdu. Bu durum o iddiaların ortadan kalktığı ve rejimin can çekiştiği, sonunun geldiği anlamına gelmiyor. Aksine başkalarının yardımıyla ve bir takım rötuşlarla yenilenme olanağına sahip.

 

ABD'nin Biden iktidarıyla birlikte genel olarak politikalarında bir "değişim" yaşanmaya başladı. Bunun dış politika alanında TC'ye dönük yansıması "S-400'den vazgeçin"le özetlenebilecek bir çağrıydı. Biden'ın koltuğa oturmasından bu yana TC'yi yönetenler kendilerine verilen şansı iyi kullanamadılar. Son olarak İsrail-Filistin geriliminde iş Erdoğan'a dönük anti-semit suçlamalarına kadar vardı. Mısır, İsrail-Filistin ateşkesinde ara buluculuk yaparak ön plana çıkarken; TC bu konuda etkisiz olduğunu bütün çırpınışlarıyla sergiledi. "ABD Erdoğan'ın üzerini çizdi mi, TC'nin ABD nezdinde kredisi kalmadı” türünden tartışmalar açıktan yapılmaya başlandı. Geriye epeydir yürümeyen bir ekonomi, temsiliyeti tartışmalı siyaset yani çok boyutlu bir krizler yumağı ve toplum olma özelliği fazlasıyla aşınmış, parçalanmış bir Türkiye kaldı. 

Bu durumda ne yapılacak? Etrafta asılacak kavi bir İngiliz ya da Rus sicimi olmadığına göre ABD'nin kapısı çalınacak. Nitekim basına yansıyan bilgilere göre Erdoğan’ın Türkiye’ye yatırım yapılmasını konuşmak üzere yaklaşık ABD'li 20 büyük firmanın yöneticileriyle bugün video konferans yöntemiyle görüşeceği açıklandı. Bu durum rejim açısından görücüye çıkma anlamına geliyor. Kısmetse nişan da, 14 Haziran'da NATO Liderler zirvesi kapsamında ABD Başkanı Biden ile Erdoğan arasında yapılması planlanan ikili görüşmede gerçekleşecek. Özetle Biden'ın TC'ye "ayar verme" politikaları başarılı olmaya doğru gidiyor.

Rusya'nın son bir hafta içinde iki kere Türkiye'yi Ukrayna-Kırım üzerinden adeta tehdit eder havada uyarması da rastlantı olmasa gerek. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova'dan sonra bizzat Dışişleri Bakanı Lavrov'un "Ukrayna’nın militarist duygularını teşvik etmeyin" ve "Umuyoruz ki Ankara izlediği çizgiyi meşru endişelerimiz uyarınca düzeltir" açıklamalarını sadece Ukrayna bağlamında değerlendirmek yanlış olur. Rejimin ABD'ye göre yeniden konumlanması elbette ilk elden Rusya ile olan kırılgan bağımlılık ilişkilerini zorlayacaktır. Bu durumun neler getirebileceği meçhul. Zira Putin yönetiminin tarzı bu tür gelişmelere karşı çeşitli "sigortalar" oluşturmaya müsait. Bu hamlelerin Türkiye'de epey hasar bırakması ise güçlü bir olasılık.

Bugün devletin bir uzvu olan Sedat Peker aracılığıyla yapılan beyanatlar rejime bir takım göstermelik yargılamalar ve tasfiyelerle kendini aklama imkanı sunuyor. Elbette olanlar her şeye rağmen kolayca sıyrılabilecekleri düzeyde değil. Yine de ülkede devrimci bir halk hareketinin olmayışı ve halkın sindirilmişliği, alenen aldatmaca olan bu kısır döngünün tekrar yaşanmasına yol açabilir... 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.