Süreci, Suriye'de boğma çabası

Zeki AKIL yazdı —

  • AKP hükümeti, bir yandan Gazze ve Ukrayna’da "savaş bitsin, barış olsun" diyor ama gırtlağına kadar savaşa batmış ve yıkıma uğramış Suriye için ise savaş senaryoları hazırlıyor.

ZEKİ AKIL

Türkiye’de demokrasinin gelişmesi ve önünün açılması, Kürt sorununun çözümüne bağlıdır. Kürt inkarı sürdükçe ve çatışma ortamı ortadan kalkmadıkça demokrasi budanmaya ve şiddet kültürü artmaya devam edecektir. Bu gerçeği anlamak için uzun araştırmalara ve tartışmalara da gerek yoktur. Türkiye, bu gerçeğin anlaşılması için iyi bir laboratuvardır. Belirttiklerimizin tersi de doğrudur; demokrasi mücadelesi verilmeden ve mesafe alınmadan Kürt sorunu çözülmez. Örgütlenme, tartışma ve düşünce özgürlüğünün olduğu bir Türkiye’de Kürt sorunu daha sağlıklı çözülür.

CHP, Meclis komisyonu için hazırladığı raporunu da ağırlıklı olarak demokrasinin sorunları üzerine oturtmuş. Kapsamlı bir Kürt sorunu ve çözümü yerine demokrasiyi öne çıkarmış. Bu rapor, tartışmalara ve eleştirilere de konu oldu. Diğer partilerin raporları da sürece ve barışa cevap olacak kapsamda değildi. Bu açıdan önder Apo’nun öncülüğünü yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci çözümle sonuçlanacak mı, sorusu gündeme geldi. Raporlar ve partilerin yaklaşımı, toplumun beklentilerine cevap vermiyor.

Süreçten umut kesilmedi

Bütün yetmezliklerine rağmen Barış ve Demokratik Toplum Süreci gündemdeki yerini koruyor. Süreçten umut kesilmiş değil. Kürt halkı ve örgütlü güçleri, sürece öncülük edip toplumsal destek sağlama çalışmalarını sürdürüyor. Pratikte barış ve demokrasi sadece Kürtlerin sorunuymuş gibi görülüyor. Başta CHP olmak üzere diğer partiler, barışa toplumsal destek sağlamak için aktif çalışmıyorlar. Kısır ve dar tartışmalar içinde zaman harcanıyor.

Bahçeli'nin çağrısının nedeni

Bahçeli’nin Önder Apo’ya ve Kürtlere çağrısı, siyasi gelişmelerden kaynaklıydı. Ortadoğu’da hızlı gelişmeler yaşandı. İsrail giderek öne çıktı ve bölge yeniden dizayn edilmekle karşı karşıya kaldı. Bahçeli, bu tehlikeden yola çıkarak, "Türkiye’nin bekası için iç birliğimizi tahkim edelim" dedi. Kürt-Türk kardeşliği bu ihtiyaçtan gündemlerine geldi. Özcesi Kürt-Türk kardeşliği argümanı sadece iç gelişmelerden ortaya çıkmadı. Bu, daha çok bölgedeki gelişmelerden kaynaklandı.

Savaşı yaymayı desteklediler

Gelinen yerde Kürt sorunu Türkiye’nin içiyle ilgili bir sorun olmaktan çıkmıştır. Bunun bölgesel boyutları var. Türkiye, ordu gücüyle Kürdistan’ın üç parçasını fiilen denetiminde tutuyor. "Irak ve Suriye zayıflamış, Kürtleri durduramıyorlar. Benim elimde NATO’nun ikinci büyük ordusu var, Kürtlerin önünü ben keserim, onları ben bloke ederim" diyor. Mevcut haliyle Irak ve Suriye’de güç bulunduruyor ve savaşı geniş bir alana yaymış. Bu gerçek orta yerde dururken CHP gibi demokrasi talep eden partiler, bu işgal ve savaşı bölgeye yayma planlarına karşı sessiz kalıyorlar. Daha doğrusu destek verdiler. Şimdi ve buna karşı çıktıklarına dair bir girişimleri ve açıklamaları yok.

AKP hükümeti, şimdi süreci getirip Suriye’ye bağlamış durumda; "Suriye’de SDG (QSD) ve Özerk Yönetim tasfiye edilmeden çözüm için adım atmayız, yasaları çıkarmayız" diyor. Özgür Özel, "Suriye’de toplanmış militanların düşünce değiştirdiklerine ve demokrasiyi benimsediklerine kimse inanmaz" diyor. Söyledikleri doğru. Zaten onların bir yıllık yönetim pratiğine Alevi ve Dürzi katliamı damgasını vurdu. Şiddet ve baskılar bırakılmış değil. Buna rağmen Kürtler ve Demokratik Özerk Yönetim bölgesinin böyle bir yapının insafına terkedilmek istenmesine karşı sesi çıkmıyor.

Suriye için savaş senaryoları

AKP hükümeti, bir yandan Gazze ve Ukrayna’da "savaş bitsin, barış olsun" diyor ama gırtlağına kadar savaşa batmış ve yıkıma uğramış Suriye için ise savaş senaryoları hazırlıyor. AKP’li yetkililer, aralıksız olarak QSD ve Demokratik Özerk Yönetim'i tehdit ediyor. HTŞ savaşa girsin diye baskı yapıyorlar. Buna paralel olarak Türk askeri gücü emrindeki silahlı çeteleri hazırlıyor; Arapları kışkırtarak Özerk Yönetim'i ortadan kaldırmak için kanlı senaryolar planlıyor. Gerçekten Suriye’nin yeni bir iç savaşa ve yıkıma ihtiyacı var mı? Türkiye’deki demokratikleşme ve barış sürecini gerçekleştirmeyi getirip Suriye’de boğmak gerekli midir?

Türk yönetimi, Suriye’de yapıcı bir rol oynayabilir. 10 Mart Mutabakatı'ndan bir savaş doğurtmak zorunda değil. QSD zaten bu sürece öncülük yapıyor. Türk hükümeti, Kürt düşmanlığından vazgeçer ve HTŞ’ye savaş için baskı yapmazsa entegrasyon süreci hızla ilerler. Arabulucu olup demokratik bir Suriye’nin kurulmasına ciddi katkı sunabilir ama bunun tersi bir duruşa sahip ve bunda ısrar ediyor.

Özgür Özel karşı çıkmalı

Özgür Özel’in Suriye’nin Türkiye eliyle HTŞ zihniyetine teslim edilmesine de karşı çıkması gerekiyor. Suriye’de Kürt düşmanlığına ve yeni kanlı bir savaşa karşı da bir tutumu olması gerekmiyor mu? Türkiye demokrasi güçleri, Suriye’de savaş kışkırtıcılığına karşı durmazlarsa içeride demokrasi mücadelesini kazanamaz. Dışarıda savaş, içeride barış olmaz;  Kürt-Türk kardeşliği de olmaz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.