Trump’ın ‘acelesi’ var!

Nazmi GÜR yazdı —

16 Eylül 2020 Çarşamba - 23:00

  • İki pragmatik lider olarak Trump ve Netanyahu, Beyaz Sarayda imzalan anlaşmalardan sonuna kadar yararlanacaklarını, başka anlaşmaların olması için “acele” edeceklerini biliyoruz. 3 Kasım ABD Başkanlık seçimleri sürecinde Trump yeni dış politika “zaferleriyle” durumu lehine çevirme çabası içinde olacaktır.

3 Kasım’da ABD’de Başkanlık seçimine doğru geri sayım devam ederken, rakibi Demokrat Joe Biden ile arasındaki yüzde 6 ile yüzde 10’luk bir farkı kapatmaya çalışan Trump, bu açığı dış politika “zaferleriyle” telafi etmeye çalışıyor. Pek “yabancısı” olmadığımız bir seçim kampanyası sürdüren Trump, “kazanmak” için her yola başvuracağını kanıtlamış durumda. Pandemi koşulları da işini bir hayli kolaylaştırmış durumda. Her yönüyle “tarihi” olacak ABD Başkanlık seçimleri öncesi Beyaz Sarayda; İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn ile imzalanan “ilişkilerin normalleştirilmesi” anlaşmaları, bu “tarihi” gelişmeler hakkında yeterince ipucu veriyor.

Damat Jared Kushner’in çabalarıyla, Trump’ın deyimiyle, “1 ay içinde” kotarıldığı anlaşılan bu anlaşmaların devamının geleceğini Trump; “5 ya da 6 ülkenin daha İsrail’le ilişkileri normalleştirme anlaşmalarına katılabileceklerini, söz konusu anlaşmaların bazılarının 3 Kasım’daki ABD Başkanlık seçimlerinden önce gerçekleşebileceğini” açıklarken “acelesi” olduğunu gizlemiyor.

Beyaz Sarayda, Trump’ın ev sahipliğinde yapılan imza törenine, BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed el Nahyan, Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif el Zayani ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu katıldılar. Törende en dikkat çekici detay, İsrail “Başbakan” düzeyinde katılırken, BAE ve Bahreyn “Diş İşleri Bakanları” düzeyinde imza törenine katılıyor olmaları. Netanyahu’nun kendi ülkesinde de başının “dertte” olduğunu göz önünde tutarsak, Trump ve Netanyahu’nun neden “barışa” bu kadar ihtiyaç duydukları anlaşılır. Trump ve Netanyahu’nun barış ihtiyacı kısa vadede onlara “seçim” kazandırabilir, fakat bu gelişmelerin yeni dengeler ortaya çıkaracağı olasılığını da hesaba katmalıyız. Görünürde Trum için seçimlerde avantaj sağlayan anlaşmalar, uzun vadede Ortadoğu’nun şekillenmesinin adımları olarak görülebilir.

Nitekim Trump, imza töreninde yaptığı konuşmada buna işaret ediyor; "Bugün, tarihin yönünü değiştirmek için buradayız. Yıllar süren bölünme ve çatışmadan sonra, yeni Ortadoğu'nun şafağındayız" sözleriyle, anlaşmaların “tarihiliğine” vurgu yaparken, yeni Ortadoğu düzenini “müjdeliyordu”. Resmi kayıtlara “İbrahim Mutabakatı” (Abraham Accords) olarak geçen anlaşma Ortadoğu’da, ABD ve İsrail eksenli, yeni “dengelerin” kurulmakta olduğunu gösteriyor.

Bilindiği üzere, İsrail daha önce 1979 yılında Mısır ve 1994 yılında Ürdün ile “barış” anlaşmaları imzalamıştı. Şimdi bu ülkelere BAE ve Bahreyn’de katıldı. Bu ülkeler ve İsrail arasında ABD’nin arabuluculuğunda varılan “normalleşme anlaşmalarına” en sert tepkinin İran ve Türkiye’den gelmesi, Trump’ın “müjdesini” verdiği yeni Ortadoğu düzeninin “hedeflerini de” açığa çıkarıyor.

İran’ın Ortadoğu’daki “nüfuzu” biliniyor. ABD ve Körfez ülkelerinin bu “nüfuzu” sınırlandırma ve geriletme konusunda bir stratejilerinin olduğu bir sır değil. Oysa bu anlaşmalara en “sert” tepkiyi veren Türkiye, bağımsız İsrail’i ilk tanıyan ülkeler arasında ve Türkiye-İsrail arasında uzun süreli “iyi ilişkilerin” bulunduğunu herkes biliyor. Aslında, Türkiye’nin İran ile “tarihsel” olarak bölgede rekabeti biliniyor. Buna rağmen İran’a tutunmasının yegâne sebebi, Ortadoğu yeniden şekillendirilirken”, Kürtlerin “yok hükmünde sayılması” için izlediği politikalarda aramak gerekir.

İran Şii bloğuna karşı Körfez-Arap bloğu oluşturma çabasına giren ABD, İran’ı durdurmaya çalışırken, İsrail’in güvenliğini üst düzeyde tutmayı ihmal etmiyor. Ortadoğu’da “İhvanist” kesimlerle “müttefiklik” ilişkisi geliştiren Türkiye, Sünni-İslamcı ittifakı ile Ortadoğu’da etkili olmaya çalışıyor. Katar dışında “Arap Dünyası” ile kavgalı olan Türkiye oyun bozma kapasitesine “güvenerek” Ortadoğu’da rol kapmaya çalışıyor. Beyaz Sarayda imzalanan İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesini ön gören anlaşmaların Ankara ve Tahran’da aynı tepkiye “neden” olmasının altında yatan sebeplerden birisi, Filistin Davasından çok, Kürt karşıtlığıdır.

İki pragmatik lider olarak Trump ve Netanyahu, Beyaz Sarayda imzalan anlaşmalardan sonuna kadar yararlanacaklarını, başka anlaşmaların olması için “acele” edeceklerini biliyoruz. 3 Kasım ABD Başkanlık seçimleri sürecinde Trump yeni dış politika “zaferleriyle” durumu lehine çevirme çabası içinde olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.