UMUD’u boğamayacaksınız!

Aykan SEVER yazdı —

23 Kasım 2022 Çarşamba - 09:00

  • Bugün Rojava, Güney ve Doğu Kürdistan’da açıktan sürdürülen soykırımcı-işgalci politikalara dünyanın önemli ölçüde gözlerini kapatmasının arkasında savaşın pragmatist-kanlı aklı yatıyor. Çünkü egemen politikacıların dünyanın gidişatına dair kendi çıkarlarından öte hiçbir ilke ve ideali yok!
  • Savaşın yok ediciliği ve dünyayı foseptik çukuruna dönüştürmesine karşı bu düşünce insanların umudu oluyor. İşte TC ve İran’la birlikte boğulmak istenen bu UMUT. Egemen güçlerin politikacıları bu yüzden sessiz kalıyorlar ya da  insanların katliamını engellemeyen aslında timsah gözyaşından öte bir anlamı olmayan açıklamalarla yetiniyorlar.

 

İçinde bulunduğumuz post-modern karakterli yeniden paylaşım savaşı 2. Dünya Savaşı sonrası şekillenen, mücadelelerle kazanılan ne kadar “değer” varsa bunları çürüttü ya da anlamını çarpıttı.

Bugün dünyadaki egemen politikacılarının çoğunun aklı bu çürümüşlüğü bir “gerçek” olarak kabulleniyor ve işine geldiği gibi kullanıyor. Doğaya ve insana karşı yaptıkları katliamları, tahripkar eylemlerini savaşın kanlı yalanlarına bezeyerek kutsuyorlar. Bu yüzden bugün “insan hakları”, “ifade özgürlüğü”, “demokrasi”, “hukukun üstünlüğü” gibi kavramlara dayalı olarak konuşmanın, politika yapmanın hiç bir karşılığı yok. Mesela ifade özgürlüğü etrafında yapılacak bir tartışma Trump’ın, diktatör Erdoğan’ın, S.Soylu’nun yalan ve demagojilerini kusmalarının serbestliğini savunmaya kadar insanları götürebiliyor. Nitekim dünyanın bir numaralı zengini Elon Musk bu manipülatif mantık sayesinde başta Trump olmak üzere bilumum ırkçının Tiwitter’a dönmesini sağladı. Bu fasılı bitirirken bir soru: Musk mı Trump’tan çıktı, Trump mı Musk’tan çıktı? Ne dersiniz?

Bugün Rojava, Güney ve Doğu Kürdistan’da açıktan sürdürülen soykırımcı-işgalci politikalara dünyanın önemli ölçüde gözlerini kapatmasının arkasında yukarıda bahsettiğim savaşın pragmatist-kanlı aklı yatıyor. Çünkü egemen politikacıların dünyanın gidişatına dair kendi çıkarlarından öte hiçbir ilke ve ideali yok!

Evet Putin Ukrayna’da ne yapıyorsa TC ve İran da aynısını Kürtlere ve bölge halklarına karşı yapıyor. Fakat Ukrayna’daki kukla, halkına kapitalizmin bataklıklarından başka hiç bir gelecek vaad etmeyen bir rejim varken; Kurdistan coğrafyasında, dünyanın birçok yerinde “Jin, Jiyan, Azadî” sloganı ile karşılık bulan, bayraklaşan bir özgürlük ve eşitlik anlayışı var. Savaşın yok ediciliği ve dünyayı foseptik çukuruna dönüştürmesine karşı bu düşünce insanların umudu oluyor. İşte TC ve İran’la birlikte boğulmak istenen bu UMUT. Egemen güçlerin politikacıları bu yüzden sessiz kalıyorlar ya da  insanların katliamını engellemeyen aslında timsah gözyaşından öte bir anlamı olmayan açıklamalarla yetiniyorlar. Bu yüzden basınları TC’nin yalanlarını tekrarlıyor. Bu yüzden Türkiye’de “muhalefet” diye geçinen devletin aparatı çeteler işgale asker yazılmayı rahatlıkla kabulleniyorlar.

Batılı yöneticilerin ya da Rusya’nın TC’nin gönlünü niye hoş tuttukları açık. Zira sürmekte olan savaşta temsil ettikleri sermaye kesimlerinin istikbali için TC’yi yanlarında tutarak “galip” olmak istiyorlar. Yoksa Ukrayna savaşı sürecinde rejimin, Rus petrol-gaz ve buğdayının Batı’ya ana  pazarlamacısı olduğunu bizzat alıcılarının bilmediği sanmıyorsunuz umarım. Ukrayna savaşının en büyük finansörleri arasında Türkiye’deki dikta ve sermayedarlar yer alıyor. Yani NATO belgelerinde yer alan “baş düşman Rusya” ibarelerinin altına imza atanlar.

Savaşı kazanmanın uğruna bütün değerler feda ediliyor.
Finlandiya ve özellikle İsveç’in Türkiye’deki rejim karşısındaki rezilliği aşikar. Bu durum tabii sadece TC’nin şantaj politikalarına boyun eğmenin sonucu değil. NATO’nun zorlamaları ve bunun akabinde İsveç’te neo-Nazilerin iktidara ortak olmasının da önemli bir payı var. TC dahil bütün bunların kafası ırkçılıkta müşterek. Erdoğan’ın Putin’le “dostluğu”, son dönem Netanyahu ve Sisi ile paslaşması da aynı ortaklığın başka yüzleri. TC yaptığı soykırım saldırıları için kullandığı kavramları da Batı’dan ödünç alıyor: teröre karşı önleyici saldırı. Afganistan, Irak vb işgali için bu yalana sarılanlar rejimin işgal saldırılarına “DAİŞ’le mücadeleyi sekteye uğratıyor…" geviş getirmesi dışında ses çıkaramıyor.

Bir aralar dünyanın bir numaralı koltuğunda oturan Trump’dan daha rezil birini o makamda göreceğimizi düşünmemiştim. Yanılmışım. Biden, Suudi Prens Selman ve Erdoğan karşısındaki haliyle onu bir hayli geride bırakacak gibi. Zira bu pozları, bırakın kendi ülkesi dahil dünyanın birçok coğrafyasında kalıcı varlık edinen neo-faşizmle mücadele etmeyi “adalet”in yanından bile geçemeyeceğini belgeliyor. 

Savaş körükleyici kapitalist akıl doğayı ve insanlığı bir grup sermayedarın cenneti uğruna katlediyor.

Bugünün direnişi/ütopyası egemenlerin dünyasının kavramlarının, değerlerinin ürünü olamaz. Aksine onların alemini başlarına yıkıp yenisini yaratabildiğimiz ölçüde var olabilir…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.