Unutmak öldürür

Elif KAYA yazdı —

12 Ekim 2020 Pazartesi - 23:00

  • Hatırlamak yaşatmaktır; zaman-mekan ötesinde var olmayı ve geçmişle gelecek arasında güçlü bağ kurmayı ifade eder. Yasın simgesi kadınların kesik saç örgüleri hala mezar taşlarında asılı, adaletin gerçekleşmesini talep ediyor.

Yaşam hatırlanan, toplumsal hafızada taşınıp, geleceğe aktarılan kadardır demek abartılı bir ifade olmasa gerek. Anla başlayıp biten, unutulmaya terk edilen yaşanmışlıklar, yaşam mezarlığına gömülü ölü canlar gibidir. Hatırlanmaz, geleceğe aktarılmaz... Başka bir ifade ile hiç yaşanmamış gibi unutulup gider. Oysa hatırlamak yaşatmaktır; zaman-mekan ötesinde var olmayı ve geçmişle gelecek arasında güçlü bağ kurmayı ifade eder. İlk insandan günümüze gelen ve halen yaşamımızın merkezinde yer alan yaşanmışlıklar bedensel formu aşan bu süreklilikliğin ifadesidir.

Yaşananların süreklileşmesini sağlayan, geçmiş-gelecek-an ile bağ kuran hafızadır. Hafıza, ortak kimlik ve değerler sistemini geliştirmede önemli rol oynar. Kendini bilmeyi, varlığına yönelik tehlikeleri tanımayı sağlar ve direnme gücü aşılar.
Bu nedenle iktidarlar toplumsal hafızanın gücünden korkar, coğrafik işgalleri mutlaka toplumsal hafızayı ortadan kaldıran politikalarla tamamlamak isterler. Asimilasyon, soykırım hafızasızlaştırma politikaları bu uygulamalardan en fazla bilinenleri olsa da bunun envai çeşidi var.

Bu nedenle hafıza çalışmaları her şeyden önce varoluşsal bir çalışma olup, her özgürlük mücadelesinin merkezinde yer alır. Ezilen halklar, kadınlar, farklı toplumsal kesimlerin özgürlük arayışında önemli bir çalışma alanıdır.

Kolektif hafıza çalışması kadın özgürlük mücadelesi açısından hem ihtiyaç, hem zorunluluk hem de özgürlük için kaçınılmaz bir çalışma alanı olarak ortaya çıktı. Kadın hafıza mekanları oluşturmak amacıyla kadın müzeleri, kadın eserleri kütüphaneleri, kadın arşivleri vb. çalışmalar son çeyrek yüzyılda geliştirildi. Mekansal çalışmaların yanısıra son yıllarda sanal ortamlarda da bu çalışmalar yaygınlaştı.

Bu çalışmalardan biri de geçen gün gazetemiz Özgür Politika’da yer alan bir haberle duyuruldu. AWID adlı internet sitesi dünyada değişim yaratan feminist kadınları hatırlamak için 88 ülkeden 450’den fazla feminist ve aktivisti tanıttığı bir toplumsal bellek çalışması başlatmış. Hevrîn Xelef’in ismine de yer verilen bu çalışmanın amacını site yöneticisi Ahed Al Hendi, kendi yerelinde tüm kadınlar için mücadele eden "bu kadınları kolektif hafızamıza taşıyoruz” sözleriyle özetliyor.
Toplumsal hafıza açısından önemli örneklerden biri de Êzîdî toplumu ve yurdu Şengal'dir.

Şengal, Kürt kültürünün orjin taşıyıcısı, toplumsal hafızası ve şu an en fazla kanayan yarasıdır. Katledilen binlerce insan, köleleştirilip pazarlarda satılan kadınlar, kendi toplumsallığı unutturulan çocuklar, paramparça edilen bir toplum. Çok uzaklara gitmeye de gerek yok. Daha birkaç yıl önce yaşandı tüm bunlar. Yasın simgesi kadınların kesik saç örgüleri hala mezar taşlarında asılı, adaletin gerçekleşmesini talep ediyor. Şengal halkı, kendilerini vahşi çetelerle başbaşa bırakıp, araçların arkasına doluşup kaçanları unutmadı. Tüm dünyanın gözleri önünde yaşandı bunlar. Ama şimdi tarihe kara leke düşürenler, affedilmeyi dilemeden, bunun kefaretini ödemeden, kayıp binlerce kadının akibetini açığa çıkarmadan, göç yollarında açlıktan, hastalıktan ölen, katledilenlerin hesabını vermeden  Şengalliler adına masa kurmakta, pazarlığa oturmakta, antlaşmalar yapıyorlar. Toplumsal hafızayı yok sayıyorlar.

Unutmanın ölüm, unutturmanın öldürmekle eşdeğer olduğunu en iyi ezilen halklar ve kadınlar bilir. Bunu kapanmayan toplumsal benliklerinde açılan yaralardan deneyimlemişler.
Unutmak, sevinçleri, güzellikleri yok saymak kadar yeni yıkımlara davetiye çıkarmaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.