Yan yollar

Aykan SEVER yazdı —

19 Ocak 2021 Salı - 23:00

  • Rejimin savunucusu olmaktan başka bir işlevi olmayan güya uzmanların TC için “idare ediverin, ne olur” diye ABD’ye seslenmeleri, Akar’ın “F-35’e dönmek istiyoruz” yakarışları yan yollarda, ciddi bir şey vermeden ABD ile uzlaşma arayışları diye de değerlendirilebilir…

 

Trump yönetimi giderayak Ortadoğu’da bazı “başarılar” elde etti. Ekibi ve kendisinin ipe sapa gelmez bir kısım lakırdısını bir yana bırakırsak somutta belli başlı Arap ülkeleriyle İsrail’in ilişkilerini resmileştirdi. Katar’la Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) arasındaki anlaşmazlıkları bütünüyle bitiremese de en azından Katar’a karşı olan ambargo koşullarını kaldırdı. Son olarak İsrail’i CENTCOM’a dahil ederek fillen bu oluşumun komutasını da İsrail’e devretmiş oldu. Kurmaya çalıştığı Arap NATO’sunu bir anlamda şekillendirdi ve aşağı yukarı İsrail’in emrine amade hale getirdi.

Biden yönetiminin İran’la nükleer anlaşmaya dönmemesi için de epey gayret gösterdi. Bugün sonlanacak olan saltanatının son dakikalarına kadar muhtemelen bu doğrultuda yapabileceklerini tamamını deneyecek. Mesela bu Pazar olanlar dahil toplamda beş defa son iki ay içinde Tahran yönetimine karşı gövde gösteri yapmak üzere B-2 ağır bombardıman uçaklarını bölgeye gönderdi. İran’a dönük yaptırımları artırdı. Suriye’de İran hedeflerine İsrail saldırıları da arttı. Filistin'in işgali ise her geçen büyüyor. Lübnan’daki büyük patlamanın Esad’a ve İran’a bağlanmasının yollarının bulunması ise bu süreçte ek bir ikramiye olabilir. Biden yönetimi bütün bu olanları tersine çevirmek için adım atar mı burası bir hayli şüpheli.

İran ise olası nükleer anlaşmaya geri dönüşü sabote etmek diye yorumlanacak bir tarzda muhtemelen kendilerine göre pazarlıkta el yükseltmek hesabıyla yüzde 20 uranyum elde etme çalışmalarına başladığını duyurması örneğinde olduğu gibi askeri tatbikat vb. gösterileriyle işi iyice çıkmaza sürüklüyor. Bunda muhtemelen kendi iç çekişmelerinin ve özellikle Irak üzerinde süren hegemonya savaşının bir payı olmalı.

Bu süreçte TC ise ABD-İsrail eksenine dahil olmanın çeşitli alanlarda yolunu arıyor. Katar’ın tekrar Körfez ülkeleriyle yakınlaşması bu açıdan umut yaratmış görünüyor. Özellikle  BAE yönetiminden gelen açıklamalar bu beklentinin tek taraflı olmadığını gösteriyor. Fakat bunu karşılıksız yapmaya niyetli gözükmüyorlar. Hali hazırda TC’yi yönetenlerin katkısıyla Doğu Akdeniz’i de içine alan Suudi Arabistan, BAE, İsrail, Mısır, Fransa ve ABD’nin de içinde olduğu bir blok şekillenmişken karşılıksız olması da beklenemez. Bu yönden pazarlıkların artırıldığını görmek mümkün. Almanya Dışişleri Bakanı Mass’ın Ankara ziyareti muhtemelen bu işin bir boyutunu oluşturuyor. TC-Yunanistan görüşmelerinin başlayacak olmasının da bahanesi ve “pozitif gündem” yakalama adına AB tarafından atılan adımların bir yeniliği ve zorlayıcılığı olması mümkün değil. Ortada AB adına ne söyleniyorsa tersini yapan ve hatta dalga geçen bir rejimle bir kere daha aynı yöntemlerle sonuç almaya çalışmanın sanırım adını koymaya gerek yok.

Fakat TC asıl pazarlık yapması gerekenin ABD olduğunun farkında. S-400 meselesi burada kritik önemde. Rejim şu anda istese de bu konuda geri adım atabilecek durumda değil, kaldı ki istemiyor da. Çünkü şantaja dayalı politikada bu kullanışlı bir öge. Aynı zamanda Rusya ile de pazarlıkları sürdürmenin araçlarından biri. Bu yüzden ABD ile yan yollarla pazarlık yapılmaya çalışılıyor. Savunma Bakanı Akar ve Genelkurmay Başkanı Güler’in Irak ziyareti öncelikle KÖH’e karşı olmakla birlikte ABD-İsrail adına İran’a karşı bölgedeki egemen güç olma arayışını da temsil ediyor. Böyle ufak ufak başka çabalar da var. Türk yetkililerin İranlı bir casus şebekesi olduğunu iddia ettikleri bir grubu gözaltına alması örneğin bu yönde yorumlanması istenilen eylemlerden. Halbuki İranlı muhalif siyasetçi Chaab’ın Türkiye’den İran’a kaçırılmasını baştan sona izleyerek aslında işin kotarılmasına ortak olduklarını itiraf etmiş oluyorlar. Chaab şu an idam cezasının muhatabı. Fakat muhtemelen rejimin lobi faaliyetleri kapsamında hareket edenler bunu ABD’ye “İran’la rekabet” diye pazarlamayı tercih ediyor. Son günlerde Türkiye’ye sığınan İranlı gazeteci Muhammad Mosaed’in durumu da maalesef yine şantaj-pazarlık konusu olacak.

Rejimin savunucusu olmaktan başka bir işlevi olmayan güya uzmanların TC için “idare ediverin, ne olur” diye ABD’ye seslenmeleri, Akar’ın “F-35’e dönmek istiyoruz” yakarışları yan yollarda, ciddi bir şey vermeden ABD ile uzlaşma arayışları diye de değerlendirilebilir…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.