‘Yarım değil herkes gibi insanız’

Dosya Haberleri —

1 Aralık 2021 Çarşamba - 19:00

  • Otizm hakkındaki yanlış bilgileri ortadan kaldırmak için kurulan 'Merhaba! Spektrum Platformun kurucu aktivistlerinden İlhan Yalçın ile otizm üzerine konuştuk. Otistik kişilerin yarım insan muamelesine maruz kaldığını belirten Yalçın, 'Farkındalık önemli' diyor.
  • 'Otistiker, genel olarak engelliler, sıklıkla çocuk gibi görüldükleri ve güvenilmedikleri için birçok kişi otistiklere güç vermek deyince göstermelik, aslında hiçbir etkisi olmayan bir güç verme, 'engelli kardeşimiz böyle diyor' tarzı şovlar yapma gibi bir şey düşünebilir.'

 

MIHEME PORGEBOL

Nöro-gelişimsel bir farklılık olarak otizm günümüzün en yaygın nörolojik farklılığı haline geldi. Otizm, ya doğuştan ya da yaşamın ilk yıllarında beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen, sinir sistemindeki türlü farklılıklarından dolayı ortaya çıkıyor. Bilim dünyasının "Otizm Spektrum Bozukluğu" adıyla anmaya başladığı bu farklılığın yaygınlaşma hızı da oldukça yüksek.

Hastalıkları Kontrol Etme ve Önleme Merkezi (Centers for Disease Control Prevention) verilerine göre 2006 yılında her 150 çocuktan birine otizm tanısı konurken bugün bu oran her 54 çocuktan birine tekabül ediyor.

 İlhan Yalçın

Farkındalık önemli

Otizmin yaygın belirtilerinin başında toplumsal ilişki kurmak ve sürdürmekte zorlanmak, göz teması kuramamak, duyguları ifade etmekte güçlük çekmek gibi davranışlar geliyor. Diğer yandan otistik bireyde tekrarlayıcı davranışlar olarak yaygın görülen "basmakalıp ve tekrarlayıcı motor hareketler, aynılıkta ısrar, rutine sıkı bağlılık, sınırlı ve yoğun ilgi alanı, duyusal az veya çok uyarılma" gibi davranışlar da otistiklerin hakim toplumsal işleyiş içerisinde anlaşılmamasına, bunun paralelinde de ötekileştirilmesine sebep olmakta. Bu da söz konusu bireylerin fiziksel, psikolojik ve duygusal şiddete maruz bırakılma ihtimalini oldukça arttırıyor. Hele ki Türkiye ve Kürdistan gibi özellikle devlet şiddeti ve toplumsal şiddetin her alanda kendini gösterdiği coğrafyalarda... Oldukça yüksek olan şiddet ihtimaline karşı en etkili savunma biçimi ise farkındalık.

'Merhaba! Spektrum'

Otizme dair bir şeyler yazmak, üstüne bir şeyler söylemek elbette ki benim için oldukça zor ancak 54 çocuktan birinde görülüp günden güne yükselen bir ivmeyle artan otizme dair ciddi bir farkındalığın gerekliliği apaçık. "Merhaba! Spektrum" adlı öz-savunuculuk platformu da 2021 yılının başında 5 otistik arkadaş tarafından otizm hakkındaki yanlış bilgileri ortadan kaldırıp objektif bilgileri yaygınlaştırmak, yani bu konuda farkındalık geliştirmek amacıyla kuruldu. "Merhaba! Spektrum"un geleceğe dair en büyük planı çalışmalarını büyütüp genişleterek Türkiye'de otizm farkındalığını arttırıp bu alandaki bilgi kirliliğini tamamen ortadan kaldırmak.

Şiddet normalleştiriliyor

Platformun kurucu aktivistlerinden İlhan Yalçın otizm konusunda bilgisizliğin şiddet olasılığını arttırdığını söylüyor. Yalçın, "Otizm konusunda bilgi verirken otistik olmayan kişilerin düşünceleri neredeyse her zaman ön plana alındığı için ve nöroçeşitlilik düşüncesi, yani dünyada farklı beyin yapıları olabileceğini ve bunun yanlış bir şey olmadığını savunan düşünce biçimi geride bırakıldığı için, kimi zaman bilgi verdiğini öne süren belirli kuruluşlar aksine gayet kolay bir şekilde şiddeti normalleştirebiliyor" diyor.

Daha az insan değiller

Şiddetin tek sebebinin bilgisizlik olmadığını da söyleyen Yalçın, "Otistik çocuklar ve yetişkinler grup olarak şiddete karşı daha savunmasız bir grup. Sosyal ve politik güçleri genel olarak daha az. Ayrıca toplumda otistik kişilere karşı yaklaşım onların 'daha az insan' olması şeklinde olduğu için, şiddete maruz kalma ihtimalleri de daha yüksek. Otistiklere şiddet uygulayan insanların çoğu ceza almayacağını bilir, sonuçta ortalama insandan daha değersiz olarak görülen bir gruba yönelik şiddet, çoğu insana o kadar da önemli gelmez" diyor.

Sorunu yaratan toplum

Yalçın'ın kullandığı "daha az insan" ifadesi dikkatimi çekiyor ve Türkiye'nin en kalabalık "öteki"leri olan Kürtlere dönük şiddetle ortak noktalarını soruyorum. Yalçın soruma karşılık "Kürt olmak, kişinin ırkçı saldırılara maruz kalabileceği, ırkçı politikalar ve düşünceler yüzünden hayatının kısıtlanabileceği ve zorlaştırılabileceği anlamına geliyor. Kürt olmak kendi başına insanın hayatını bu denli zorlaştıran bir durum değildir. Bu sorunları yaratan toplumdur. Aynı şekilde otistik olmak demek, sağlamcı şiddete maruz kalma, sağlamcı politikalar ve düşünceler yüzünden hayatın zorlaşması demektir. Sağlamcılık, engelli kişilerin toplumda ayrımcılığa uğramaları ve hayatlarının engelliler düşünülmeden yaratılmış bir dünya tarafından zorlaştırılması manasına gelir. Otizm de kendi başına bu zorluklara sebep olmaz. Bu sorunları yaratan toplumdur" diye vurguluyor.

Kürt çocuklar 2 kez mağdur!

Yalçın sözlerine şöyle devam ediyor: "Hem Kürt hem de otistik olmanın kesişimi, insanı hem ırkçılığa karşı hem de sağlamcılığa karşı savunmasız bırakır. Hem otistik hem de Kürt olmak kendine has sorunlar yaratabiliyor. Duygusal çöküş geçiren, bu yüzden de bağıran veya sürekli hareket eden Kürt bir çocuk, kolayca polis şiddetine maruz kalabilir ve bu şiddet çocuk ne kadar küçük olursa olsun çocuğun 'tehlikeli' olduğu bahanesiyle normalleştirilmeye çalışılabilir. Kürtler medyada ve toplumda 'tehlikeli' şekilde gösterilip, bu şekilde haksız muameleye maruz kaldıkları için, Kürt otistik bir çocuğun tehlikeli varsayıldığı için böyle bir şiddete maruz kaldığı iddia edildiğinde, birçok kişi bunu anında kabullenebilir. Bu etkenler birleştiğinde Kürt otistik kişilerin hem sağlamcı hem ırkçı şiddete maruz kalma ihtimalleri artar, hem de bu şiddet sonrası mağdur olarak failmiş gibi gösterilme ihtimalleri çok olur."

Yasal düzenleme gerekli

Engelli ve etnik azınlıkta olan kişiler sürekli olarak güçsüzleştirildikleri için, özel olarak bu grupların güç sahibi olması, karar verme mekanizmaları içinde yer almaları için çabalamanın önemi vurgu yapan Yalçın, bu konu özelinde dikkat edilmesi gereken başka birkaç nokta olduğunu da ekliyor: "İlk olarak otistikler, genel olarak engelliler, sıklıkla çocuk gibi görüldükleri ve güvenilmedikleri için birçok kişi otistiklere güç vermek deyince göstermelik, aslında hiçbir etkisi olmayan bir güç verme, 'engelli kardeşimiz böyle diyor' tarzı şovlar yapma gibi bir şey düşünebilir. Bu güç değil. Bu destek bile değil. Bu yalnızca aşağılama. Bu konuda bir değişim olması için beklediğimiz şey birkaç otistiğin meclise alınıp alkışlanması değil, otistiklerin karar verme süreçleri içinde gerçek söz hakkına sahip olabilmesi. Aynı şekilde Kürtler söz konusu olduğunda beklediğimiz şey Kürt kardeşlerimiz diye çığırılan şovlar değil, Kürtlerin eşit ve adaletli bir şekilde karar verme süreçlerine dahil olup güçlerini ellerinde tutabilmeleri. Son olarak yasalarda hem ırkçılığa karşı hem de sağlamcılığa karşı düzenlenmeler yapılması, hem de bu yasaların düzgün bir şekilde uygulanması gerekiyor."

Konu ciddi ele alınmalı

Yasaların şu an otistik kişileri koruyabilecek bir seviyede olmadığını da hatırlatan Yalçın, "Hem otistik kişileri korumaya yönelik yeterince kapsamlı ve yasal açık bırakmayacak yasalar bulunmuyor hem de otistik kişileri korumaya yönelik yasalar düzgün bir şekilde uygulanmıyor. Otizm alanında çalışmalar yapan kişilerin en önem verdiği durumlardan bir tanesi de yasaların düzgün bir şekilde uygulanması. Çünkü sağlamcılığa karşı olan, otistik kişileri şiddetten koruyacağını düşündüğümüz yasalar için uğraşsak bile bu yasalar gerçekten uygulanmadığında otistik kişileri koruma adına hiçbir adım atmamış oluyoruz. Bu şu manaya geliyor, yasaların ve genel olarak adaletin düzgün çalışmadığı bir toplumda engelli kişiler ve marjinalize edilmiş kimliklere sahip herkes kolay bir şekilde şiddete maruz kalabiliyor. Eğer otistik kişilere karşı şiddetin tamamıyla bitmesini istiyorsak, hepimizin adaletli ve insanları kimlikleri yüzünden geride bırakmayan bir toplum için çalışması gerekiyor" ifadeleriyle bu konunun artık daha ciddi bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini söylüyor.

 

Nusaybinli Kürt çocuk

  • Yalçın'ın yanıtları bana geçtiğimiz yıl Nusaybin'de silahlı bir polis tarafından kovalanıp yakalandığında şiddete uğrayan 7 yaşındaki Kürt çocuğunu hatırlatıyor. Çocuk ve polis arasındaki kovalamacanın videosu sosyal medyada dolaşıma girdikten sonra çocuğun otistik olduğunu öğreniyoruz.

Kürt otistik çocuklar...

Katmerleşen bu şiddet döngüsüne karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini ve Kürt otistik çocukların şiddete maruz kalma ihtimalinin nasıl azalacağını soruyorum bu kez İlhan Yalçın'a, "Bunu yapabilmek için ilk olarak detaylı, nöroçeşitli kişiler tarafından yönetilen farkındalık ve kabullenme kampanyalarına ihtiyacımız var. Otizm konusunda doğru bilgilerin yaygınlaşması ve sağlamcılık karşıtı, nöroçeşitliliği savunan kampanyaların bulunması birçok kişinin en azından bilmediği şeye karşı saldırgan yaklaşma refleksini azaltacaktır. İkinci olarak Kürtlerin yıllardır devam eden ırkçılık karşı çalışmaları, kendi başına dahi Kürt otistik çocukların korunması için büyük bir adım. Şu seviyede otizmle ilgilendiğini söyleyen her türlü kuruluşun ırkçılığa karşı çalışmaları takip edip, kendi planları içine bu çalışmaları katmaları fayda sağlayacaktır. Üçüncü olarak Kürt otistik kişilerin sosyal ve politik güç sahibi olmasını sağlamaya çalışmak, bu konuda her türlü çalışmayı desteklemek de şiddetle mücadele için önemli bir etken" diye yanıtlıyor.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.