• Erdoğan-Bahçeli iktidarı, ABD’nin iş birlikçiliğine kalıcı demirledi. Trump’ın kanatları altında bölgesel yayılmacılığını sürdürüyor. ABD, iş birlikçisi olan bu iktidara sırayı getirme politikasına sahip değil.

ZİYA ULUSOY

Bu öngörü, on yıllardır Türkiye’de geniş kitlelerin arasında hakimiyetini sürdürüyor. Bu söylem, ABD-İsrail ile İran savaşından sonra yeniden tepe yaptı. Üstelik sözün gerçek mi veya işlevli bir yalan mı olduğuna bakılmaksızın. Öyle ya, Yugoslavya, Irak, Afganistan, Libya, Suriye savaşları, ABD ve NATO’nun dayattığı savaşlardı.

ABD-İsrail, HAMAS'tan İran’a savaş açarak hakim olmaya çalıştı. ABD, Bolivarcı bağımsız Venezuela’ya savaş ablukasıyla boyun eğdirdi ve Çin tekellerini kovdurdu. Bağımsız Küba’yı savaşla tehdit ediyor. Trump, 2. döneminde müttefiklerinin zenginliklerine sömürgeci gözle bakmaya başlayıncaya değin, savaşa müstahak görülen iktidarlar, geçmişte ABD-SB güç dengesinden yararlanarak özerk milliyetçi politikada ısrar edenler ve bağımsızlar.  Emperyalist küreselleşme döneminde sermaye ve ekonomik gücüne göre doğrudan sermaye yatırımı yoğunlaştı. Eşitsiz kapitalist gelişmeyle Çin’in rakip olarak yükselişine yolaçtı. Bu duruma ABD, kendi çıkarı yönünden askeri savaşlarla müdahaleyi tırmandırıyor.  Trump 2. dönemiyle birlikte ABD emperyalizmi, kendi kampında ise Kanada’ya, Meksika’ya, Grönland için Danimarka’ya  ilhakı dillendirdi. Monroe doktrinini Donroe olarak güncelledi.

ABD, bu değişiklikle 1945’ten bu yana emperyalist dünyanın biricik hakimi olarak uyguladığı yeni sömürgecilikten yeniden sömürgeciliğe geçiş niyetini başlatıyor. 80 yıl boyunca sürdürdüğü emperyalist dünyadaki asimetrik hakimiyet matrisinin hızla aleyhine değişiyor olması karşısında, üstün askeri gücüyle yeniden sömürgeciliği dayatmayı müttefiklerini kısmen kapsayarak, başta Çin gelmek üzere rakiplerini geriletmeyi deniyor. Fakat daha önceki işgalci savaşların sonuçları bile ABD’nin ele geçirdiği ülkelerde istediği hedeflere tam varamadığını gösterdi. Irak’ta sömürge valiliği sistemini çok geçmeden terketmek zorunda kalmıştı.

İran’a savaş, rakip Çin ve Rusya’nın sağladığı askeri sanayinin gelişkin tekniğinin ürettiği iki savaş aracı kullanımı (hipersonik füze ve SİHA) karşısında, umulan zafer yerine bir nevi yenilgiye uğradı. Çin’e karşı, Tayvan’ı donatarak savaşa sürme planını geciktirmek zorunda kalıyor. ABD-İsrail’in zincirleme savaşla açtığı cehennem kapısının soykırımcı dehşeti, halklar nezdinde, ABD-İsrail şahsında emperyalist savaşlara karşı mücadele birikimine yol açıyor. Emperyalist yeniden sömürgecilik, bu mücadele karşısında değişik bazı biçimlere gerilemek zorunda kalacaktır.

Emperyalist sömürgecilik, geçmişte ilhakı başlıca yöntem olarak kullanmasına rağmen alt biçimlere ve kısmen yarı-bağımlılık biçimlerine, emperyalist rekabet ve diğer nedenlerle kaçınılmaz olarak başvurmuştu. Emperyalist sömürgeciliğin çöktüğü süreçte ABD, geçiş yaptığı yeni sömürgecilikte işbirlikçi burjuvazilerin siyasi yönetimine dayanarak hakimiyetini koruyabildi. Trump ABD’sinin başlattığı kendi kampındaki ülkelere yeniden sömürgecilik dayatması, daha başlangıçta Kanada ve Danimarka’nın burjuva liderlerinin, ayrıca halklarının tepkisine yol açarak tökezledi.

ABD’de burjuva muhalefet Neo-Concu Robert Kagan, “terörle mücadele” eski yönetici ve CİA analisti Larry C.Johnson (Netanyahu’nun yeni savaş hedefi olarak sıra Türkiye’de diyen) gibi sözcüleri aracılığıyla hesapsız savaş macerasına veya Netanyahu’nun savaş kudurganlığının yol açacağı başarısızlıklara karşı uyarılarda bulundu. Avrupalı emperyalistlerin aşağılanmasına ve Kanada, Grönland’ın ilhak isteğine karşı ise daha geniş bir burjuva kesim itiraz sesleri yükseltmişti.

Trump ve ekibi, içte ve dışta faşist yönetimler geliştirerek, yeniden sömürgeciliğinin yerel dayanaklarını inşa yoluyla amacına ulaşmak istiyor. Sömürgeciliği yıkan devrimler sürecini deneyimlemiş halklar ise yeniden sömürgeleşmeyi kabul etmeyecekleri gibi, sermayesi büyümüş ve yeniden sömürgeciliği dayatmayan rakip emperyalistlerin varlığını kullanacak iş birlikçi burjuvaziler siyasi yönetim yetkilerini terketmemenin yolunu tutacaklar. Buna Trump’çı faşist yerel iktidarlar da dahil.

Erdoğan-Bahçeli iktidarı, emperyalist rekabetin tırmanmasını kullanarak özgün gerici yayılmacılığı için kısmi gelgit yaşadıktan sonra ABD’nin iş birlikçiliğine kalıcı demirledi. Trump’ın kanatları altında bölgesel yayılmacılığını sürdürüyor. ABD, bölgede geçmişteki gibi savaşlarını ve yeniden sömürgeleştirmeyi, hakimiyetinde olmayan Esad, Molla yönetimlerine dayattı, iş birlikçilerine değil. İş birlikçisi olan Erdoğan-Bahçeli iktidarına savaş sırasını getirme politikasına sahip değil.

Bölgesel koşullar ve Netanyahu-Erdoğan/Bahçeli rekabetinin de durumu değiştirmeyeceğini, gelecek yazıda ele alalım.