14 ya da 15 Temmuz

Selim FERAT yazdı —

12 Temmuz 2021 Pazartesi - 23:00

  • Canlarını “tarihi damga“ olarak kullananların hikayesiyle, sessiz konuşmanın yasak olduğu Diyarbekir zindanındaki sessizliği bozanlarla, insan yaşamını zapturapt altına almak isteyenler arasındaki; 14 Temmuz’la 15 Temmuz arasındaki fark, yukarıda resimlediğim tarih karesinde saklı…

 

15 Temmuz’a beş kala Erdoğan Diyarbekir’deydi.

"Diyarbekir Cezaevi'ni yakında boşaltıyor ve kültür merkezi olarak sizlerin hizmetine sunuyoruz" gibi bir müjde (?!) vermiş.

Bu ne devasa bir ironi.

Sistematik işkencenin yapıldığı bir Türkiye’ye rağmen, sınırötesi operasyonla Berlin’deki muhalif bir gazetecinin bıçaklanmasından sorumlu Türk Cumhuriyeti’nden kendisini sorumlu sayan bir Türk’ün Kürdistan’ın Başkenti Diyarbekir’e saygı göstermeden yaptığı bu pervasız açıklaması, Kürdistan halkına karşı yapılmış büyük bir saygısızlık sayılmaz mı.

Açıklamanın Demirtaş’ın zindanda olduğu bir dönemde yapılması, sözlere daha da trajik bir anlam yüklemiyor mu?

Acaba Erdoğan Diyarbekir hapishanesinde neler olduğunu bilmiyor mu?

Diyarbekir’deki konuşmasında HDP’yi suçlayan, hedef alan bu adam, HDP’nin de Diyarbekir hapishanesindeki direniş zemini üzerinde yükseldiğini bilmiyor mu?

Erdoğan, tarihin bir ironisi olacak ki, 14 Temmuz’den sonraki gün; 15 Temmuz’un Mimarı.

Peker son açıklamasında, 15 Temmuz’da sivillere silah dağıtıldığını iddia etti ve bu silahların nerede olduğunu sordu. Soylu ve Erdoğan’dan ses çıkmadı.

Tarihi bir ironi şu:

15 Temmuz Erdoğan’a „ebedi iktidar“ (!?) yolunu açtı; Erdoğan’ın startı 15 Temmuz’la başladı.

PKK’nin kitlesel silahlı güce dönüşmesini sağlayan ve daha sonra da legal Kürdistanlı partilerin yükselmesini sağlayan, onlara “start“ veren tarihi günlerden biri de 14 Temmuz 1982’dir.

Tesadüf mü? Diyarbekir’deki haykırış 14 Temmuz 1982’den 34 yıl sonra 2016’da, Erdoğan bir darbe girişimiyle yükseliyordu.

14 Temmuz ölmemek, 15 Temmuz öldürmek için tarihe geçen iki gün.

Farkı görmek için burada sadece 14 Temmuz’u yeniden hafızaya yüklemek istiyorum:

14 Temmuz Kürdistan Kurtuluş Hareketi’nde dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti.

Simge isimler: Kemal Pir, M. Hayri Durmuş, Ali Çiçek, Akif Yilmaz.

O dönemde, Diyarbekir Hapishanesinde, devlet hükmüyle Binbaşı Esat komutasında harbi bir meydan muharebesiyle baş başa bırakılan binlerce Kürdistanlı tutuklu 14 Temmuz’un tarihe geçmesi için direnişe geçtiler.

Kemal Pir, 1952 doğumlu, Gümüşhane/Torul ilçesinin Güzeloluk köyünde yaşayan köylü bir ailenin çocuğuydu. 1982’nin 14 Temmuz’unda ölüm orucuna başladığında , 30 yaşındaydı.

Akif Yılmaz, Ardahan’ın Beşiktaş köyünde dünyaya gelmiş, küçük yaşta yoksul ailesinin geçimini üslenmek için çalışmaya başlamıştı. Ölüm orucuna 26 yaşında başlamıştı.

M. Hayri Durmuş, 1955 yılında Dep’in Qumik köyünde dünyaya geldi. Yoksul bir ailenin çocuğuydu. Lise’yi Çewlik’te bitirdi. Hacettepe Tıp’tan mezun olmadı. Ölüm orucuna başladığında 27 yaşındaydı.

Namı diğer “Kızıl Yıldız“ (inatçı ve direnişçi duruşundan dolayı, cezaevindeki arkadaşlarının ona layık gördüğü isim) Ali Çiçek, Hilvan’a bağlı Kabahaydar köyünde yaşayan bir ailenin çocuğuydu. Çocuk yaşta politikaya ilgi duymuş, ergen yaşta (16) tutuklanmış, 21 yaşındayken ölüm orucuna başlamıştı.

Kemal Pir ölüm orucunun 55. Gününde,

Akif Yılmaz 63,

M. Hayri Durmuş 55,

Ali Çiçek 65. gününde yaşamlarını yitirdiler.

Kemal Pir, ölüm orucuna başladığında, tarihe şu notu düşmüş: “gücünüz beni yaşatmaya yetmez… bu hareketin geleceğinde zafer var“.

M. Hayri Durmuş’un mahkeme önündeki söylevinden: “Bizi ancak halk yargılar“.

Akif Yılmaz, ölüm orucuna başladığında, işkenceci Üsteğmen’e seslenmiş: “Şimdi sıra bizde. Devran döndü ve saltanatınızın sonu geldi. Bu nedenle burasının kime mezar olacağı, ileriki aylarda hep birlikte bakıp göreceğiz“.

Ali Çiçek: “Kürdistan halkına layık olacağıma burada partime söz veriyorum. Ve bu sözümün gereği olarak da Hayri arkadaşın başlatmış olduğu ölüm orucuna ben de katılıyorum“.

Canlarını “tarihi damga“ olarak kullananların hikayesiyle, sessiz konuşmanın yasak olduğu Diyarbekir zindanındaki sessizliği bozanlarla, insan yaşamını zapturapt altına almak isteyenler arasındaki; 14 Temmuz’la 15 Temmuz arasındaki fark, yukarıda resimlediğim tarih karesinde saklı…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.