Dersim düşmemeli!

Demir ÇELİK yazdı —

17 Haziran 2022 Cuma - 08:30

  • Diyanetin ideolojik, teolojik, kültürel ve dini kuşatması altındaki Dersim’e müftülük, üniversite ve inancımızın düşkün saydığı dedelerin elbirliği ile kültürel soykırımı yaşatmak istiyorlar.

Son yıllarda devlet, Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden Dersim’i kuşatmaya almış bulunuyor. Türk devleti, kuruluş sürecinde, ‘çıbanbaşı’ diyerek katliam ve soykırıma tabii tuttuğu Dersim’i, şimdi de kültürel soykırımla düşürmeye çalışıyor. Dersim’in Raa-Raya (Rêya) Heqî inancını başkalaştırarak Dersim’i düşürmek, tarihi direnişçi ruhu ve kimliği karartarak, bu sayede devlet ve iktidar dışı insan toplumsallığını parçalamak istiyor iktidar sahipleri.

Diyanetin ideolojik, teolojik, kültürel ve dini kuşatması altındaki Dersim’e müftülük, üniversite ve inancımızın düşkün saydığı dedelerin elbirliği ile kültürel soykırımı yaşatmak istiyorlar. Okul, camii ve kışlanın kuşatıcılığına dini, siyaseti, hukuku, sanatı ve ekonomi politikaları da devreye koyarak kültürel soykırımda sonuç almak istiyorlar. Çünkü Sırr-ı Hakikat’in cümle varlıkla rızalık mekânı olan Dersim, adil, eşitlikçi komünal değerleri 21.ncı yüzyılda yaşayan ve yaşatan kutsallığa sahiptir. Edep ile erkanın insana ve insan toplumsallığına dönüştüğü Rıza Şahri’ni bu nedenle düşürmek istiyorlar. İnsanlıktan sapma devletçi sistemin bencil, bireyci ve tekçi zihniyetine karşın paylaşmanın, dayanışmanın ve ortaklaşmanın ve ortak yaşamın mekanı olduğu için  Dersim’i Osmanlı rafizi, zındık diyerek, Türk ulus devleti de ‘çıban başı’ diyerek her seferinde katliam ve soykırımlar uygulanmıştır. 
Dersim’de binlerce yıl devlet ve iktidar dışı toplumsallık, dikey olmayan yatay Ocaxlar sistemi ile hiyerarşi dışı eşitlikçi komünal değerler yaşanmış ve yaşatılmıştır. O nedenle her yere jiyar û diyar diye kutsanarak doğaya ve doğanın döngüselliğine Semah dönülen mekân olmuştur.

İnancımızı inkâr eden, inanç sahiplerini katliam ve soykırımlardan geçirenler, Yol düşkünleri ile birlikte kutsal değerlerimizin mekanına sefere çıkmış, fiziki işgal ve kültürel kuşatma ile ruhumuza, kimliğimize ve inancımıza pranga vurmak istiyorlar.

Tunceli Cemevi ve Munzur Üniversitesi bu işgal ve istilaya yataklık yapmakta, inancımızı asimilasyonla başkalaştırmaya çalışmakta, Hardê Dewrêş’e nehak zihniyetinin kinini, nefretini ve düşmanlığını taşımak istiyorlar. Cümle varlıklarla ikrarlı olan Hardê Dewrêş’ in Ocaxlar hakikatının kelamını, talipler topluluklarının Pîrleri ile olan ikrarı, Jîyar û diyarları ve kadın anadan günümüze taşınan inanç değerleri ile Alevi toplumsallığının hafızasını ve tarihsel hakikatini silmek yerine kendi ırkçı, dinci ve cinsiyetçi zihniyetini yerleştirmek istiyorlar.

Tarihin uzun bir süresi boyunca özgün ve özerk olan Dersim bugünün Tunceli il sınırını aşan geniş bir coğrafyayı kapsıyordu. Batıda Koçgiri’ den doğuda Varto - Xınıs - Tekman’ a kadar uzanan, güneyde Maraş Pazarcık, Antep Araban, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Bingöl ve Muş illerinin kuzey ilçelerini, kuzeyde ise Erzincan, Gümüşhane, Kars’a kadar uzan coğrafyanın adıdır. On iki Ocax Pîrleri yılda en az bir kez olmak üzere adı geçen bu illerde bulunan taliplerini ziyaret ederlerdi. Talip topluluklarını barışta ve sevgide buluşturmakla kalmazlardı, devlet ve iktidar dışı olan talip topluluklarının dilsel, kimliksel, kültürel, inançsal ihtiyaçlarını karşılar, dönemin hak ve hakikatini ortaklaşırlardı. Bu sayede devleti ve yöneteni olmaksızın doğrudan demokrasi ile  inanç değerleri kuşaktan kuşağa kesintiye uğramadan aktarılabilinmişti binlerce yıl. 1925’te Ocaxlar kapatılınca, Pîrlerin taliplerine gitmesi engellenince ve en nihayetinde talip toplulukları kutsal mekanlarından zoraki göçertilince zincirin halkaları tek tek kopmaya başladı. İnanç hızla başkalaşmaya, egemen din ve egemen kültür ile ilişkilenmeye açık hale düşürüldü. Şimdi bununlada kalmayarak, iktidar İslam dayatılıyor inancımıza. Tarihten bildiğimiz Emevi saltanatı, Yezit ve Yavuz’un kanlı, katliamcı iktidarına biat etmemizi bizden istiyorlar.

Ya Farklılıklarımızı ve özgünlüklerinizi öne çıkararak birlikten ve birlikte mücadeleden kaçarak bu oyuna gelmiş olmakla büyük kaybetmeyi yaşayacağız. Ya da yerel duyarlılıklarımızı, ilçe ve il hassasiyetlerimizi, aşiret ve yöresel özgünlüklerimizi merkezileştirmeden inancımızın ahlâki ve politik değerleri asgari müştereğinde birlik olup birlikte kazanacağız. Başka bir yol yoktur.

Bu anlamda egemenlikçi sistemin ve egemenlikçi zihniyetin asimilasyonunun ve zulmünün öne geçmenin tek yolu amasız, fakatsız birlik olmak ve birlikte mücadele etmektir.
Dersim’in Hak Yol’una ikrar ile bağlı olanlar, tarih boyunca nehakın haram sofrasına oturmadı, el pençe durmadılar. Zulme karşı hep direndiler, hak ve hakikati savunmada asla geri adım atmadılar. Yol önderlerimizin bize bıraktıkları bu tarihi mirası ve hakikati sahiplenmek hem insanidir. Hem de vicdanidir. Çünkü bu değerler evrensel olduğu kadar, hümanist ve ekolojist değerlerdir. Parçası olduğumuz doğamızı ve doğa üzerindeki yaşamı savunan inancımız, doğal ve demokratik yaşam değerler sahibidir.

Demokratik, evrensel ve ekolojist değerler sahibi Dersim’i savunmak bu anlamda sadece Dersimlilerin görevi değil, başta her sürekten Aleviler olmak üzere herkesin ve her kesimin görevi olmaktadır. Bu temelde öncelikli olarak Dersim adına hareket eden yapı ve kurumlar ile her sürekten Aleviler, “Yol cümleden uludur...” düstur gereğince hareket etmeleri hayati önemde konu olmaktadır. Bu amacı yerine getirmek, asimilasyona ve kültürel soykırıma karşı durmak üzere yan yana gelmek, birlikte ön almak durumundayız.  Başka da çıkar yol yoktur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.