Eskişehir’de potansiyelimiz var, başarabiliriz
Dosya Haberleri —

Şükriye Ercan
- Sürekli göç alan bir kent olan Eskişehir’de Manavlar, Muhacirler, Tatarlar, Çerkesler, Bulgarlar ve Gürcüler kadar Kürtler de önemli bir nüfusa sahip. Kürtler, çoğunlukla inşaat, tarım ve besicilik yapıyor. 50 bin kadar Kürt öğrencinin de yaşadığı Eskişehir’de seçim değişim için yeni bir şans.
- Irkçılığın birincil hedefinin Kürtler olduğuna dikkat çeken HDP İl Eşbaşkanı Şükriye Ercen: “Kurdistan'dan evi yakılıp yıkıldığı için buraya geldi, Kürtler. Kürt örgütlemelerine dönük devlet baskısı yüzünden de bu insanlar sol, demokrat ve sosyalist oluşumlarda örgütlendiler.”
- Eskişehir’den bir milletvekilinin dahi çıkartılmasının faşizm ve ırkçı politikalara cevap niteliği taşıdığını söyleyen Ercan; “Bu durum ırkçı, milliyetçi, faşist ve kendine demokrat yapıyı kıracaktır. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Eskişehir’de potansiyelimiz var” dedi.
MIHEME PORGEBOL
Türkiye’nin en büyük metropolleri İstanbul, Ankara ve İzmir’i birbirine bağlayan, ülkenin kara ve demir yollarının kesiştiği bir konumda bulunuyor Eskişehir. İlkçağdan beri Anadolu’da kurulan bütün uygarlık ve devletler için oldukça önemli bir merkez olan Eskişehir, asıl önemini Roma döneminde kazandı. Roma dönemindeki adıyla Dorylaion, Orta Anadolu - Marmara Havzası’na giden ticaret ve sefer güzergahlarının kesişim noktasındaydı. Ayrıca sıcak su kaynakları üzerine inşa edilen kaplıcaları sayesinde bir ticaret ve turizm merkezi konumundaydı. Porsuk (Tembris) tarafından sulanan verimli ovası ve Sakarya (Sangarios) Nehri'nde yapılan balıkçılık, özellikle doğuya yapılan seferlerde Dorylaion'u bir ikmal noktası olarak öne çıkarmıştı. Selçuklular döneminde daha çok bir savaş meydanı olarak öne çıkan bu kent, Osmanlı döneminde de tekrar Roma dönemindeki önemine kavuştu demek yanlış olmaz. Hamamları, bağları, sulak arazileri ve elverişli iklimi sebebiyle Osmanlı sultanları için güzide bir yerdi.
Cumhuriyetten sonra ise taze başkent Ankara ile eski başkent İstanbul ve Osmanlı’nın ilk başkenti olan Bursa’yı birbirine bağlayan önemli konumu sebebiyle dönemin en önemli ulaşım sistemlerinin merkezi haline getirildi.
Tarih boyunca süregelen önemi sebebiyle çok kültürlü, coğrafi yapısıyla da çok iklimli bir kent Eskişehir. Kentin kuzeyindeki Sakarya Vadisi adeta bir Akdeniz iklimi yaşarken, kent merkezini de barındıran orta ve güney kısımları da çetin bir karasal iklime sahip. Bu durum birçok halkın ve kimliğin burada yaşamsal bir ortaklık kurmasını da sağlamış. Manav adıyla bilinen yerlisinin yanında tarih boyunca Rumlar ve Ermenilerin yaşadığı Eskişehir’de bugün ise kozmopolit bir yapı hâkim. Manavlar, Muhacirler, Tatarlar, Çerkesler, Bulgarlar, Gürcüler, Aleviler ve Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı bu kent çok kültürlü bir sosyolojiye sahip. Eskişehir, her ne kadar kozmopolit yapısıyla dikkat çekse de AKP iktidarı boyunca sık sık Türkçü faşizmle gündeme geldi. 2015 seçimleri öncesi HDP Eskişehir İl binasına dönük kitlesel ırkçı saldırının ardından 2016 yılında da Eskişehirspor taraftarının açtığı “Aşk bodrumda yaşanıyor güzelim” pankartı tüm ülkede infiale sebep olmuştu. O güne dek iki büyük üniversitesi ve yoğun öğrenci nüfusu sebebiyle “Öğrenci kenti” olarak bilinen Eskişehir, artık faşizmle anılmaya başlanmıştı. Faşist dalga hâlâ kentteki hakimiyetini korusa da AKP-MHP faşist iktidarının günden güne zayıflamasıyla kent de durulmaya başladı. Eskişehir HDP İl Eşbaşkanı Şükriye Ercan’la Eskişehir’in bugününü konuştuk.
Kürtler her siyasi zeminde örgütlü
Ercan’ın aktardıklarına göre Kürtler Eskişehir’e yoğunluklu olarak son elli yılda gelmeye başladılar. Bugün bu kentte yüz binin üzerinde nüfusla varlık gösteren Kürtler, çoğunlukla inşaat, tarım ve besicilik yapıyorlar. Kırsal kesimdekiler her ne kadar tarımla uğraşsa da kendilerine ait tarım alanları yok. Bir kısmı toprak kiralayıp seracılık yaparken bir kısmı da mevsimlik olarak başkalarının arazilerinde çalışıyorlar. Ağrı, Erzurum, Muş, Kars, Van gibi Kürt illerinden gelip on yıllardır burada yaşayan ailelerin yanında sayıları yaklaşık 50 bini bulan ciddi bir Kürt öğrenci nüfus da var. Kentteki ırkçı atmosferden en çok etkilenenler de öğrenciler. 2015 yılında sayısız operasyon ve baskı uygulamasıyla karşı karşıya bırakılan Kürt öğrenciler, o zamandan beri süregelen saldırı zinciriyle yüz yüze. Son olarak sınır ötesi operasyonları protesto eden öğrencilere dönük operasyonlarda 9 öğrenci gözaltına alınmış 2’si de tutuklanmıştı. Şükriye Ercan, tam da bu baskıların Kürt nüfusta yarattığı tepki yüzünden 14 Mayıs seçimlerinin buradaki kaderini de Kürtlerin belirleyeceğini söylüyor. “Çünkü” diyor Ercan, “Kurdistan'dan evi yakılıp yıkıldığı için buraya geldi Kürtler. Burada dayanışmaya ihtiyaç duyuyorlardı. Kürt örgütlemelerine dönük devlet baskısı yüzünden de bu insanlar sol, demokrat ve sosyalist oluşumlarda örgütlendiler. Bu oluşumlarda Kürt yoğunluğu var. Geldiğimiz aşamada ise sadece sol, sosyalist yapılarda değil Deva, Gelecek ve Saadet gibi siyasi zeminlerde de Kürtler çoğunlukta. CHP örgütlenmesi içerisinde de Kürtler var ama türlü sebeplerden dolayı öne çıkamıyorlar.”
Görünen o ki hem devlet baskısı hem devlet baskısına karşı yalnız bırakılmışlık hem de örgütlendikleri yapılarda ikinci plana atılmaları Kürtlerin bu seçimdeki tercihlerini ciddi anlamda belirleyecek temel husus olacak. Kürtlerin tüm politik zemin ve yapılarda bulunmasının sebebini de şöyle açıklıyor:“Kürtler örgütlü bir halk. Gittiği her yerde kendi dünya görüşüne göre örgüt arıyorlar. Örgütlenmeden hayatta kalamayacağını biliyorlar. Çünkü onlara dönük ırkçı nefret politik görüşlerinden ötürü değil, onları var eden Kürt kimlikleriyle ilgili.”
Aleviler de siyasette yok
Kentte bir başka ciddi tabanı oluşturan kesim de Aleviler. Alevi nüfus da yüz binin üzerinde. Çoğunlukla belli semtlerde bir arada yaşayan Aleviler, temsil düzeyinde yerel siyasette neredeyse hiç görünür değiller. Her ne kadar türlü sol partilerde belli düzeyde örgütlenseler de gerek inanç boyutunda gerekse de Alevi toplumsallığı itibariyle temsiliyet sorunu yaşıyorlar. Şükriye Ercan, “Örgütlendikleri partiler bile oturup Alevilerin sorunlarını dinlememiş. Onların dertleri ve talepleriyle ilgilenmemiş. En fazla Alevi nüfusun desteğini almak için temsili birkaç kişi yönetimlere getirilmiş, o kadar. Alevilerle politik bir ilişki kurulmamış. Bunu nereden anlıyoruz? Bu kadar yoğun bir Alevi nüfusa rağmen ciddi anlamda kendini var edebilen damar Hacı Bektaş Veli öğretisi olmuş. Peki neden Pir Sultan yaşatılamamış burada? Vaktiyle Pir Sultan eğilimi burada bir şeyler yapmaya çalışmış ama tutunamamış. Çünkü burada kendine demokrat diye tabir edebileceğimiz bir demokrasi anlayışı hâkim. Başka kimlik ve kültürler Kemalist eğilimli politikalar içerisinde eritiliyor” diyor.
HDP gelmesin ama HDP’liler gelsin
HDP İl Eşbaşkanı Şükriye Ercan, halklara ve inançlara karşı takınılan ‘kendine demokrat’ tutumun programında bu hususa açıkça ve cesaretle yer verdiği için HDP’ye karşı da takınıldığını söylüyor. “Örneğin buradaki yapılar geçtiğimiz yıllarda yaptıkları ortak eylem ve etkinliklere kurumsal olarak HDP’yi çağırmıyorlardı. Ama HDP’li olduğunu bildikleri insanları çağırıyorlardı. Ama bayrak ve flamanı getirmemen gerektiğini de özellikle belirtiyorlardı. Yani HDP’yle yan yana gelmek istemiyorlardı. Belki de korkuyorlardı” diyen Ercan, inatla mücadele edip Eskişehir’de hak mücadelelerinin ana öznesi olmayı başardıklarının da altını çiziyor ve ekliyor: “Geldiğimiz aşamada artık eylem etkinlikleri yürüten HDP oldu. Hrant Dink anmalarından tutun 1 Eylül kutlamalarına, 1 Mayıs’tan tutun her türlü hak mücadelesinde örgütleyici özne olduk”
Kürtler durup dururken gelmedi
Eskişehir’de Kürtlere ve HDP’ye dönük baskıların 2015’ten itibaren özellikle arttığını belirten Ercan, “HDP’yle veya Kürt hareketiyle iletişim kuranlar bir şekilde terörize ediliyor. Kurdistan halkı politiktir. Kendine örgütleneceği bir yer bulması gerekiyor, çünkü geldiği yerden durup dururken gelmemiş. Mesela görüştüğümüz insanlara soruyoruz Eskişehir'e çalışmak için mi geldin diye, hayır diyor. Ev mi aldın, hayır. Birçoğu kirada oturuyor. Niye gelmiş? Köyü yakıldığı için gelmiş, evi yıkıldığı için gelmiş. Bu tarafa gelen insanların ya çocuğu dağdadır ya kardeşi, oğlu, babası cezaevindedir. Hayatta kalmak için buraya gelmiş ama örgütlenmeden hayatta kalamayacağını da biliyor. HDP terörize edildiği için HDP’yle ilişkilenirse başına yine bir şey geleceğinden endişe ediyor. Bu yüzden de biraz daha güvenli bir alan olarak gördüğü zeminlerde örgütleniyor.
Gençler ve kadınlar devlet kıskacında
Kürt siyasi hareketinin fikriyatıyla bu kadar mesafelenmenin altında siyasi açıdan kaybetme korkusu olduğunu da belirten Ercan sözlerini şöyle sürdürdü: “Şunu herkes iyi biliyor ki Kürt siyaseti ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin fikriyatını taşıyanlar bulunduğu her yeri değiştirip dönüştürecek kapasitedeler. Sistem de bunun karşısında boş durmuyor. Bu yüzden de en ufak örgütlenmeyi hemen takibe alıp bastırmaya çalışıyorlar. Özellikle de gençleri ve kadınları bu yolla sindirmeye çalışıyorlar. Kurdistan’dan gelen gençlerin peşine hemen bir sivil polis takılıyor. Özellikle kritik özgürlük hareketinin güçlü olduğu yerlerden gelen gençlere dönük böyle bir yöntem izliyorlar. Bunun yanında da halkın yoksulluğunu istismar ediyorlar. Yurt ve burs imkanları yaratıp ardından bu imkanları adeta bir şantaj gibi kullanıyorlar. Yapılan çok masumane savaş karşıtlığında bile gençler yurtlardan atılıyor, bursları kesiliyor. Gençlerin ailelerine çocuklarının illegal örgütlere üye olduğuna dair mektuplar gönderiyorlar. Oysa savaşın içinde büyüyen bir çocuğun savaş karşıtı olması kadar normal ne olabilir?
Üniversiteler tepkileri engellemek için kapatıldı
Mesela yaşadığımız büyük depremlerden sonra hiç alakası olmadığı halde üniversiteleri kapattılar. Bunun da sebebi benzer. Gençlerin yaşanan ihmaller ve devletin sorumsuzluğunu görmezden gelemeyeceğini, buna karşı örgütlenip ses çıkaracaklarını bildikleri için bir araya gelmelerini engellemek amacıyla üniversiteleri kapattılar. Halbuki devletin bir sürü misafirhanesi var, polis evleri var, subay evleri var, oteller var. Neden onları tahsis etmiyorlar da öğrenci yurtlarını tahsis ediyorlar? Tamamen gençlerin kendilerine karşı politik duruşlarını engellemek için yaptılar bunu.
Eskişehir model olabilir
İşte bu faşizme ve baskıya cevap olarak Eskişehir’den bir milletvekilinin çıkarılması çok şeyi değiştirecektir. Bu belki ülke bazında çok bir şey değiştirmeyecek gibi görünse de Türkiye’nin her yerinden nüfus barındıran, çok farklı kimliklere ev sahipliği yapan ve ortak yaşam için bir model kent olma potansiyeli oluşturan Eskişehir için çok önemli olacaktır. Burada bir arada yaşayan onlarca farklı halk ve inançtan insanın geleceğini garanti altına alacaktır. Irkçı, milliyetçi, faşist ve kendine demokrat yapıyı kıracaktır. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Eskişehir’de potansiyelimiz var. Burada CHP’nin, AKP’nin veya İyi Partinin bir vekillik daha alması hiçbir şeyi değiştirmez ama HDP’nin bir vekillik alması çok şeyi değiştirir. Bu da hepimizin yaşamını güvence altına alacaktır. Dolayısıyla kendine demokratım diyen, solcuyum diyen, sosyalistim diyen herkesin HDP'nin adayını desteklemesi gerekir. Türkiye’nin demokratikleşmesi gerekiyor ve bu anlamda Eskişehir önemli bir model. Burada yaşayan on binlerce mülteci ve göçmenler için de Kürtler için de Tatarlar ve Çerkesler için de cinsiyet kimlikleri için de HDP geleceğin teminatıdır.















