Gün dayanışmanın günüdür!

Demir ÇELİK yazdı —

24 Eylül 2020 Perşembe - 23:00

  • Tarih boyunca devlete bulaşmamış, iktidarlarla işi olmamış olan Raya Heqî inanç sahipleri herkesten çok demokrasi mücadelesinin öncüsü olmalıdırlar. Bu temelde yüreği ülkesi, kimliği, inancı ve insanlık için çarpan tüm canlar FEDA’nın örgütlü mücadelesinde yerlerini almalıdırlar.

Türk Devletinin Kürt Hareketine, Önderliğine, Özgür Kadına, Alevilere ve demokrasi güçlerine dönük yoğun saldırı içindedir. Türk ulus devleti tekçi, inkarcı ve imhacı zihniyetini bir üst aşamaya evirerek topyekûn saldırıyla toplumu ve toplum dinamiklerini teslim almaya çalışıyor. Ulus devletin kuruluş mayasında Kürt, Alevi ve demokrasi karşıtlığı vardır. Devletin bu stratejisi gereğince ulus devletin ilk yirmi yılında katliam ve soykırımlarla toplum kesimleri üzerine yoğunca gidilerek, onları ortadan kaldırmaya kalkışmıştır.

Dersim Soykırımı sonrasında yarattığı korku fırtınasında toplumu teslim almakla yetinmemiş, Türk ve İslam’ın Sünni mezhebini topluma dayatmıştır. Başkalaştırmayı dayattığı bu toplum kesimlerinden en çok Alevi inanç sahipleri zarar görmüştür. 1925 Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından bu yana genelde Aleviler, özelde Raya(Rêya) Heqî inanç sahipleri her geçen gün inançlarına, inanç değerlerine yabancılaşarak, egemen kültüre ve onun değerlerine öykünme durumunda kalmışlardır. Kendi tarihsel hakikatine yabancılaştığı için mazlum ve mağdurdan yana olma tarihi direnişçi çizgisi yerine, iktidar sahiplerine ve devletçi iktidarcı sisteme dolaylıda olsa katkı ve destek sunma durumuna düşürülmüş durumdadırlar. Zalimin zulmüne, baskı ve asimilasyonuna itiraz etmek yerine, mazlum ve mağdur halklara ve toplum kesimlerine özel savaş aygıtının ırkçı, şoven milliyetçi zihniyeti ile yaklaşmakta, hak gasplarına bile sessiz kalmayı kendisine yakıştırmaktadırlar.

Alevilerin varlığına, kutsallarına, değerlerine dönük pervasızca saldırılarını yoğunlaştıran faşizme Aleviler sıradan yaklaşmamalı, yaşanan bu zulme seyirci kalmamalı, beklenti içinde olmamalıdırlar. Hak, adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde inançlarının tarihsel hakikati ile hareket etmeleri gerekmektedir.

Tarih boyunca devlete bulaşmamış, iktidarlarla işi olmamış olan Raya Heqî inanç sahipleri herkesten çok demokrasi mücadelesinin öncüsü olmalıdırlar. Çünkü tarih boyunca devletçi sistemin yanında dikey olmayan yatay Ocaxlar sistemi sayesinde hem kendi kendilerini yönetebilmiş, hem de sistemin hukukuna, polisine, askerine muhtaç olmadan siyasal, sosyal, dilsel, kimliksel ve kültürel sorunlarını toplumun etik kurallarıyla çözüme kavuşturmuşlardır. Kadın-erkek eşitliğine dayalı insan toplumsallığını Cemde yaşatmış.

Doğrudan demokrasiyi kendi toplumsallığında yaşatan Raya Heqî inancının evrensel değerleri bugün insanlığa umut olma potansiyeline sahipken, Aleviler bu tarihsel değerlere sırtını dönmemelidir. Bu anlamda gün bekleme günü değil. Süreci izleme, kendini dayatma, özel yaşamı esas alma günü değil, mücadele etme, direnme, örgütlenme dönemidir. Kürt Özgürlük Hareketini, demokrasiyi ve demokratik Alevi düşüncesini tasfiye etmeye dönük bu saldırılara karşı yapılması gereken şey; yaşamak direnmektir sözü gereğince yarın çok geç olmadan mücadelenin parçası olabilmektir. 

Mezopotamya ve Kürdistan halkları ve kadim inançları bir bütün olarak siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel kırım eşliğinde soykırım tehlikesi ile karşı karşıyadırlar. Toprakları işgal altında, iradeleri tutsak, özgür düşüncelerine pranga vurulmak isteniyor. Faşizm yıkılmadan, soykırımcı zihniyet parçalanmadan, tümden yok edilmeden Mezopotamya’nın kadim halkları ve inançları asla özgür olamazlar.

Ülkede, bölgede ve dünyada önemli siyasal gelişmelerin yaşandığı bu süreçte büyük risklerle büyük fırsatlar iç içe yaşanmaktadır. Bir yandan siyasal, kültürel, inançsal, ekolojik ve kadın kırımı diğer yandan eşi benzeri olmayan bir direniş Kürdistan’da yaşanmaktadır. Büyük riskleri bertaraf etmenin tek yolu haklı, meşru ve tarihsel önemdeki bu direnişin etrafında kenetlenmek, örgütlü mücadeleyi esas almaktır. Halklara, inançlara, kadına, ekolojiye, kutsallarımıza, özgür düşünceye ve özgür insana pervasızca saldırması gücünden değil, güçsüzlüğündendir. Raya Heqî inancı tarih boyunca devlet ve iktidar dışı kalmışsa insan toplumsallığını esas alan politikanın sahibi olması sayesindendir. Aslında dinleşmemiş, devlet dinine dönüşmemiş tüm inançlar bu anlamda politiktirler. Politik oldukları için onca saldırı ve kuşatmaya rağmen ayakta kalabilmişlerdir. Bu nedenle Alevilerin sistem içine çekilmesine karşı mücadele içinde olmak herkesten çok tarihi muhalif ve direniş çizgisinin sahibi olan biz Alevilerin işi olmalıdır. Başta Dersim olmak üzere Alevileri teslim almaya, özünü değiştirmeye dönük çalışmalara karşı örgütlü ve güçlü eylem sahibi olmak önemlidir. Bu temelde yüreği ülkesi, kimliği, inancı ve insanlık için çarpan tüm canlar FEDA’nın örgütlü mücadelesinde yerlerini almalıdırlar. Bu zifiri karanlığı birlikte dayanışarak aydınlığa kavuşturabiliriz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.