Gün Kürdistan'ı savunma günüdür!

Demir ÇELİK yazdı —

28 Nisan 2022 Perşembe - 23:30

  • Aile, aşiret, mezhep ve parça duyarlılığı yerine Kürdistan’ı ve Kürdistan değerlerini öne çıkarmamız, savunmamız ve sahip çıkmamız hayati önemdedir.

Kürdistan'da Kürtlerin dili, kimliği, kültürü ve inancı hep yasaktı. Kullanmaya ve yaşatmaya kalkışanlar, çoğu kez katliam ve soykırımdan geçirilmiş, yabancılaşma ve asimilasyon dayatılmış, egemenin diline, kültürüne ve inancına biate zorlanmışlardır. Kürt coğrafyası önce Osmanlı- Safevi devletleri arasında 1639 yılında ikiye, İngiliz ve Fransız emperyalist devletleri tarafında 1916 yılında Sykes Pickot anlaşmasıyla Osmanlı devletinin egemenliğinde olan büyük parçası bu sefer üçe parçalanır.

Dolayısıyla dörde parçalanan Kürt coğrafyası sorunu bölgesel olduğu kadar, küreselde bir sorundur. Bu coğrafyanın kadim halkının dilsel, kimliksel, kültürel ve inançsal olduğu kadar siyasal, sosyal, ekonomik ve diplomasi sorunu da olan Kürt sorunu çözülmediğinden kaynaklı Yukarı Mezopotamya’da siyasal ve toplumsal istikrarsızlık devam ediyor. Çok aktörlü, çok bileşenli sömürge altı statüsüzlüğüne mahkûm edilen coğrafyanın kadim halkı olmamızdan dolayı her tür direniş ve mücadele yöntemi elbette ki meşru ve haklıdır. Meşru ve haklı olan mücadele yollarını çeşitlendirmek, çoğaltmak ve örgütlemek Kürdistani hareket ve örgütlerin görevi iken, biz sivil Kürtlerin de yerine getirmesi gerektiğine inandığım görev ve sorumluluklarımız vardır.

Her şeyden önce üzerinde yaşadığımız coğrafyayı, ya da toprak parçasına duyduğumuz sevgiyi ve bağlılığı çoğaltmakla işe başlamalıyız. Coğrafyasını sevmek, toprağını sevmek, sahip çıkmak ve korumak bütüne ulaşmanın meşru yoludur. Çünkü özgün ve özerk parçalar olmaksızın siyasal, toplumsal ve doğal istikrar da olmaz. Siyasal ve toplumsal istikrar, birinci doğanın kendi kendisini sürdürmesine, çokluk içinde birlik yasası gereğince yerel kültürlerin ve dillerin özgünlüklerini yaşatmasına ve geliştirmesine bağlıdır.

1-Yurtseverlik sevmektir (Hezkirin- Heskerdenê) Ax (Toprağı) sevmek: Coğrafyamızın tarihsel, sosyal, kültürel değerlerini sevmek. Xweza (Doğayı) sevmek: Doğadaki canlı cansız varlıkların tümüne aynı nazarda bakmak, hepsini eşit haklar sahibi görmek ve sevmektir.
İnsanı (Mirov) sevmek: Dili, rengi, cinsi, siyasal düşüncesi, etnik kimliği ve inancı ne olursa olsun o coğrafyada yaşayan herkesi sevmek, herkesin temel insan haklarına saygılı olmak.

2- Yurtseverlik sahip çıkmaktır (Xwedî derketin-Wairwezin).  Dîrok (Tarih): Tarihini bilmek, yapım ve yaratım faaliyetlerini bilince çıkarmak ve sevmektir. Ziman (Dil) sevmek: Ana dilini bilmek, anadili ile sanat ve edebiyat çalışmalarını yürütmek.  Nasname (Kimlik): Etnik kimliğini tanımak, tarihsel ve kimliksel değerlerini bilmek ve barışık olmaktır.
Çand (Kültürü)’i sevmek: Coğrafyanın kültürel kodlarını ve kültürel değerlerini bilmek, onları insanlıkla buluşturmak, toplumsal aydınlanmada bu değerleri evrensele taşımaktır yurtseverlik.

3- Yurtseverlik savunmak ve korumak için örgütlenmektir (Rexistin): Devletçi iktidarcı sistemin askeri, siyasi, kültürel, ekonomik ve sosyal politikalarının saldırı ve asimilasyonuna karşı toplumu ve toplulukları meşru savunma temelli korumak yurtseverliğin en temel ilkesidir. Kürt dilini, kimliğini, kültürünü, tarihini ve tarihsel hakikatini sivil demokratik dikey olmayan yatay örgütlülükle korumak, geliştirmek yurtseverliğin olmazsa olmaz ilkesidir.

Dilimizi, kimliğimizi, kültürümüzü ve inancımızı inkar eden Türk devleti bugün topyekûn saldırı ile bize kültürel, siyasal ve fiziksel soykırımı yaşatmak istiyor. Bu amacında başarılı olmak için tarihi mirasından yararlanıyor. Kürtleri böl, parçala ve yönet üzerinden geliştirip tahkim ettiği iktidarını, yeni ihanetçileri kullanarak Bakur ilhakına, Başûr ve Rojava’yı da işgal ederek sürdürmek istiyor. Barzani ailesi üzerinden kurduğu tahakkümü sayesinde onları ihanete çekerken Kürdistan davasını ortadan kaldırmak, Kürtleri soykırımdan geçirmek istiyor.

Bu nedenle devletsiz ve iktidar dışı bir halk ve onun inanç sahibi kesimler olarak ekmek kadar, su kadar örgütlenmeye ve mücadeleye ihtiyacımız vardır. Kürdistani değerlere sahip çıktığımızda, Kürdistan’a da sahip çıkmış oluruz. Bugün aile, aşiret, mezhep ve parça duyarlılığı yerine Kürdistan’ı ve Kürdistan değerlerini öne çıkarmamız, savunmamız ve sahip çıkmamız hayati önemdedir.

Bu temelde soykırıma, işgale karşı biz yurtseverlerin öncelikleri:
a- İşgale ve ihanete karşı direnişin ve mücadelenin parçası olmalıyız.

b- BM nezdinde statü sahibi olmaya dönük diplomatik ve kültürel çalışmalar içinde olmalıyız.

c- Komite, komisyon, komün ve meclis örgütlenmesi içinde yer almalıyız.

d- Akademilerde ana dilde eğitim, kültürel ve inançsal aydınlanma çalışmalarını yürütmeliyiz.

e- Yaygın ve nitelikli halk çalışması yapmak, her toplumsal kesimin özgünlüğüne dayalı meclisleşmeye gitmek, ihtiyaçları doğrudan karşılamak, halkın devletçi sisteme muhtaçlığını asgariye indirecek ekonomik ve sosyal politikalar geliştirmeliyiz.

f- Doğamızın, coğrafyamızın talanına, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin yok edilmesine ekolojist demokrasi mücadelesinin gereği karşı çıkmak biz demokratik siyasal alanda bulunan Kürtlerin temel çalışma alanları olmaktadır. Bulunduğumuz kentlerde, ya da ülkelerde bu çalışmaları esas almak demek Kürdistan’a sahip çıkmak demek olacaktır.  

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.