İktidar…

Demir ÇELİK yazdı —

16 Eylül 2022 Cuma - 08:00

  • İktidar ve iktidarlaşma ilk etapta yalnızca bireyler arasındaki bireysel eşitsizlik biçiminde görünse de, esas olarak insan toplumsallığından sapma olan devletin varlığından kaynağını almaktadır. 

Bu haftaki köşemde iktidar kavramından ne anlaşılması gerektiği ve nasıl ortaya çıktığı üzerine birkaç söz söylemek isterim. İktidar; insan toplumsallığının siyasal, sosyal ve kültürel etkileşiminde her düzeyinde yaşanan bir olgudur. Çünkü, iktidarın kaynağı olan ve eşitsiz toplumsal ilişkilere neden olan devletçi sistem, yaşamın tüm alanlarını kanser hücresi gibi kuşatmaktadır. Herhangi bir bireyin, grup, klik veya sınıfın iktidar olabilmesi kimi maddi ve soyut araçlara sahip olmasına bağlıdır. Her şeyden önce topluluklar ve toplum kesimleri arası asgari düzeyde rıza üretimi iktidara için zorunlu bir durumdur. İktidar ve güç sahipleri düzeni ve rızayı sahip oldukları iktidar araçlarıyla sağlarlar. İktidar araçlarının yoğunlaşmış hali ise devlettir. 

İktidar, gücü elinde bulunduranların yönetme ve hüküm etmesi anlamınadır. Yönetebilmek her şeyden önce etki gücünü elinde tutmayı gerektirir. Güç sahibi olma ve gerektiğinde bu gücü karşıtlarına karşı kullanma, iktidar sayesinde mümkün olmaktadır.

İktidarın etki gücü zor ve ideolojik aygıtların çokluğu ve çeşitliliği oranında etkili olur. Etki gücü arttığı oranda iktidarın yaptırım ve yönetme kapasitesi de o oranda artar. İktidarla etkinin özdeşleşmeye ve örtüşmeye başladığı bu andan itibaren yönetilenler, yönetene boyun eğmeye başlarlar. Artık alternatif üretemez, karşı koyamaz olurlar. Bu çaresizlik hali toplumun ve toplulukların çok daha büyük kaybetmelerine yol açar. İktidar sahipleri, yönetilenlerin yönetilmeye iknâ edilmiş olmalarını ve çaresizlik halini kendi çıkarları doğrultusunda kullanırlar. İktidar, elde ettiği bu avantajlı pozisyonu korumak ve sürdürmek için bir takım ideolojik araçlarla bu durumu meşrulaştırmaya bakar. Eğitim, siyaset, kültür, sosyal politikalar, din, medya vb araçlarla rıza üreterek kendi iktidarlarını sürekli kılarken, iktidar dışı halkları ve toplulukları da yönetilmeye razı ederler. Devlet ve iktidar dışı kalan toplum kesimlerinin kaybettiği an bu andır.

İdeolojik aygıtlarla ehlileştiremediği, sisteme entegre edemediklerine karşı zor aygıtlarını (ordu, polis, yargı, cezaevi vb.) devreye koyar. Çatışmacı yöntemi esas alan iktidarlar, uluslararası çatışma stratejisi ile hareket ederek içerde ve dışarıda kendisine düşman yaratır. Hemen hemen tüm otoriter-totaliter rejimler bu strateji esasıyla hareket ederler. Bu yöntemi esas alan iktidarlar daha çok zor ve baskı yöntemleri ile toplumu biata zorlarlar. Zor hem mutlak olmadığından, hem de toplum canlı organizma gibi sürekli değişim ve dönüşümü yaşadığından totaliter rejimler her an değişimi enselerinde hissederler. Çünkü karşısına yeni ve daha güçlü veya meşru müdafaa zoruna dayanan yeni bir gücün ortaya çıkmasının maddi koşullarının olduğunu çok iyi bilir.

Türkiye’de Kürtler, Aleviler başta olmak üzere halklar ve inançların varlığı inkâr edilmiş, dört anayasada da temel yaklaşım olmuştur. Maddi varlıkları inkâr edilenlerin varlığı işin doğası gereği çelişkilere ve çatışmaya kaynaklık eder. İnkâr edilen Kürtler ile kültürel ve dinsel azınlıklar dillerini, kimliklerini, inanç ve kültürlerini korumak adına meşru müdafaa içinde olurlar. Devletin inkârla yetinmeyip asimilasyonu, kültürel ve siyasal soykırımı dayatması karşısında kendi ulusal ve inançsal değerlerini korumak veya özgürleştirmek için çatışma seçeneğini devreye koymaları var olmanın meşru hakkıdır.

Otoriter ve totaliter olmayan iktidar biçimlerinde ise bir nevi toplumsal mutabakat söz konusudur. Farklılıkları bütünün parçası olarak ele alırlar. Bu iktidar biçiminde her kesim kendi özgün ve yapısal özellikleri ile bütün içerisinde yer alır. Böylece bütünün sürekliliğini sağlar. Günümüz küresel dünyasında birçok devlet özerklik, federasyon, konfederasyon veya güçlendirilmiş yerel yönetimler uygulamasıyla çatışmalardan uzak, en azından doğal haklar alanında önemli düzeyde siyasal ve toplumsal istikrarı sağlamış bulunmaktadırlar.

Devletin ortaya çıkışının bilinen nedenlerinden birisi iktidar olgusudur. İktidar ve iktidarlaşma kaynaklarının eşit dağıtılmamasından ileri gelir. İktidar ve iktidarlaşma ilk etapta yalnızca bireyler arasındaki bireysel eşitsizlik biçiminde görünse de, esas olarak insan toplumsallığından sapma olan devletin varlığından kaynağını almaktadır. İktidar, eşitsizlerin varlığını ve farklılıklarını çatıştırarak kendisine alan açar. Eğer insanlar eşit olsaydı, kişisel ve grupsal çıkar ve isteklerinde farklılıklar olmasaydı, eşitsizlik olmazdı. Eşitsizliğin olmadığı yerde de iktidar ve devlet denilen aygıta gerek duyulmazdı.

İktidar, güç ve zor ile toplumu iktidara razı olmayı, yönetilmeye ise rıza göstermeyi sağlar. Elde edilen fiziki güç, yönetilenlere karşı ve onlara boyun eğdirmek amacıyla kullanılır. Güç kullanımı kaba zordan ekonomik ve siyasi zora kadar tüm yaşam alanlarında uygulanır.

Doğal olarak sadece zora dayalı iktidarın ömrü kısa olur. Bu nedenle ideolojik aygıtlarla iktidarın benimsetilmesine çalışılır. Devlet otoritesini aile, okul, kışla, camii vb. kurumlar üzerinden toplumsallaştırırken, siyaset, ekonomi, din eğitim, hukuk vb. ideolojik aygıtlarla ile sürekli olarak rıza üreterek sağlar.

Hiyerarşinin ve tahakkümün sonucu ortaya çıkan iktidar biçimleri çok ve çeşitlidir. Bununla birlikte yaygınca yaşanan iktidar biçimlerini dört grup altında toplamak mümkündür. Doğal anonim iktidar, kişisel iktidar, kurumsal iktidar ve demokratik anonim iktidar biçimi. İktidarların ortaya çıkış süreçlerine bakıldığında, onun hem sosyal ve siyasal hem de tarihsel bir olgu olduğu kolayca görülecektir. Kısaca iktidar, devletin dışa vuran yüzü olup onun fonksiyonlarının uygulama biçimi olmaktadır. Bu nedenle devletten bağımsız ve devlete rağmen ortaya çıkmış değildir. Devlet biçimlerinin en belirgin olanı ulus devlet biçimi olup kendisini milliyetçilik, dincilik, cinsiyetçilik ve bilimcilik üzerinden örgütlenmekte ve iktidarlaşmaktadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.