İnanç değerleri ile politika birbirini beslemelidir!

Demir ÇELİK yazdı —

7 Ağustos 2020 Cuma - 11:12

  • Alevi inancının tarihini, ahlaki ve politik değerlerini araştıran, anadilde sosyal bilimler eğitimini sürdüren akademik çalışmalar örgütlenmelidir. Devlete ve devlet dinlerine karşı toplumun kendi inanç ve kültürel değerlerine erişimin olanakları yaratılmalı.

İnanç kurumlarının siyaset dışında kalması gerektiği söylemi Aleviler içinde yaygınca kullanılmakta, bu sayede inanç sahipleri demokratik siyasetten uzak tutulmaya çalışılmaktadır. İnancın siyasetin dışında tutulması söylemi görünürde masumane olsada devlete ve iktidara hizmet etmekte olduğunu görmemiz gerekiyor. Çünkü inanç ulus devletin kuşatıcılığında, her gün kendisine asimilasyonla başkalaşma dayatılmaktadır. Herkesten çok Alevi inancının devlet ve devlet dinleri karşısında kendisini toplumsallaştırması için siyasete ve siyasal araçlara ihtiyacı vardır. Çünkü Alevi inancı devlet ve iktidar dışı olduğundan kendisini öz güç üzerinden örgütleyerek koruyabilir.


Alevi süreklerinin her birinin özgün ve özerk yapısallığını koruması, geliştirmesi ve toplumsallaştırması politik özne olmalarıyla mümkündür. Zaten bu inancın binlerce yıl devletlerin ve iktidarların müdahalelerine rağmen yok olmadan bugünlere taşınmasının ve yaşatılıyor olmasının nedeni; politik süreçlerde özne olmanın siyasal inisiyatifine sahip olmalarındandır. Dikey olmayan yatay Ocaxlar sistemi sayesinde siyasal, sosyal, kültürel, dilsel, kimliksel ve inançsal sorunlarını devletçi sistemin hukukuna ihtiyaç duymadan Cem ve cemaatlerinde çözüme kavuşturmada özne konumunda olmaları, çözüm iradesi geliştirmelerine neden olmuştur. Cemlerde Pir'in huzurunda erkek-kadın farkı gözetilmeksizin sorunlarını tartışan, söz, karar ve yetkide Cem'e katılan herkesin eşit haklar sahibi olduğu bu toplumsallık politika sayesinde yaşatılabilinmiştir.


Devletçi sistemin yanıbaşında, ondan bağımsız olarak yaşatılan bu toplumsallık, politika sayesinde mümkün olabilmişse, bugün de Alevilerin politik süreçlerde özne olmalarıyla yaşatılabilinir, yarınlara taşınabilinir. Binlerce yıl devlete ve iktidara bulaşmadan, dinleşmeden ve devlet dinine dönüşmeden varlığını koruması, kültürel, sosyal ve inançsal değerlerini sürdürmesi politika olmadan mümkün değildi. Ulus devlet politikayı toplum ve toplum dinamiklerinin elinden alarak, kendisine hizmet eden elit siyasetçilere ve siyasal partilere verdiğinden bu yana, toplum dinamikleri politikaya yabancılaşmakla kalmadı, özgüvenlerini yitirerek devletin ideolojik aygıtlarınca yönetilmeye rızalık verir oldular. Egemenlikçi sistem siyaseti "sorun çözme sanatı" diye tariflerken kendisine bağlı profesyonel siyasetçiler yetiştirerek, her tür manipülasyonla rızalık üreten kurumsallığı dayatır. Bu sayede toplumu siyaset dışında tutarken, elit siyaset aracılığıyla sömürü ve baskı sistemine siyaset aracılığıyla meşruiyet kazandırmaya çalışır.


Siyasi partilere, dernek ve sivil toplum örgütlerine sınır çizer, yasa ve kanunlarla ön almaya bakar. Adeta toplumu düşünmekten, fikir üretmekten alıkoyarak dumura uğratır. Bir noktadan sonra birey ve toplum dinamikleri siyaset yapma haklarının olmadığından öte, siyaset yapmamaları gerektiği sonucuna varmış olurlar. Çünkü ulus devlet; "Sizin düşünmez, kendinizi yormanız gerekmiyor. Ülkeye komünizm lazımsa onu biz getiririz" diyerek umut pazarlayan, akılçelen siyasal organizasyon olma konumundadır. Aile, sokak, mahalle, okul, kışla, Cami'de ideolojik aygıtlarının kuşatıcılığında uysal, "terbiyeli", verilene razı olunması, büyüğe, amire-memura ve devlete itiraz edilmemesi gerektiği telkin edilmektedir. Bu nedenle politikayı devletin ve iktidarın elinden almak, toplumun kendi kendisini yönettiği süreçlerin politik öznesi olmasını sağlamak büyük önem arz etmektedir. Pasif, edilgen, izleyen değil, aktif, müdahale eden, değiştirip dönüştüren, siyasal inisiyatif sahibi olmayı savunmak Alevilerin işi olmalıdır. Çünkü iktidarların gasp eden, el koyan tekçi zihniyetine karşı muhalif bir inanç olması nedeni ile siyasal meşru yol ve yöntemlerle kendisini toplumsallaştırabilir.


Söylenenin aksine politika hayatın her alanında, ama demokratik tarzda olmalıdır. Demokratik siyaset olmadan inanç kendi hakikati ile buluşamaz, onu yaşayamaz. Demokratik siyaset perspektifi ile sosyal, kültürel, dilsel, kimliksel ve inançsal faaliyetini kıta düzeyinde dikey olmayan yatay örgütlülük üzerinden ete kemiğe büründürebilirse eğer varlığı koruyabilir, geliştirebilir.


Alevi inanç sahipleri tarih boyunca bireysel, toplumsal, siyasal ve kültürel sorunlarını devletçi sistemin yargısına ihtiyaç duymadan, toplumun etik kuralları ile evrensel değerler ekseninde nasıl ki çözüme kavuşturmuşlarsa, bugünde örgütlendikleri Dergâhlarında etik ve ahlaki kurallarla çözüm iradesi geliştirebilirler. Dergâhlar dayandıkları toplumsal kesimin her tür sorununu çözmede birinci derecede sorumlu meşru zeminlerdir. Yoksulluk, işsizlik, kültürel ve kimliksel sorunlar, eğitim, sağlık, ekonomik sorunları, kendisine, doğaya ve topluma yabancılaşma, dışlanmışlık, geleceksizlik vb. sorunları çözüme kavuşturacak pratiğin sahibi olmak, iktidarlaşmaya ve merkezileşmeye yol açmayan projeleri geliştirmek Dergâhların temel faaliyetleri olmalıdır. Dergâh, dayandığı toplumsal kesimin tümüne açık olmalıdır. İlgili toplumsal kesimin tümünün faaliyetlere katılma, kararlaşma süreçlerine dâhil olma, söz ve karar hakkı olmalıdır.


Pirler ve Ana Kadın kurumsallığına gitmeli, inancın ahlâki ve politik değerlerinin sürdürülmesinin toplumsal ayağı oluşturulmalıdır. Bu kurumlar üzerinden inancın erkân, itikat, ritüel, sembollerinin bilince çıkarılması çalışmaları yapılmalıdır.


Nesiller arasında kültür, eğitim ve iktisadi farklardan doğan eşitsizlikleri asgariye indirmek için her çocuk için parasız, anadilde kreş ve anaokulu hizmeti verilmesinin, ana dilde bilimsel ve parasız eğitim koşulları oluşturmaya dönük projeler geliştirmek. Herkesin ana dilinde inancını ve inanç değerlerini yaşamasını ve yaşatmasının koşullarını sağlamaya dönük kültürel, sanatsal çalışmalar yapmalıdır.


Alevi inancının tarihini, ahlaki ve politik değerlerini araştıran, anadilde sosyal bilimler eğitimini sürdüren akademik çalışmalar örgütlenmelidir. Devlete ve devlet dinlerine karşı toplumun kendi inanç ve kültürel değerlerine erişimin olanakları yaratılmalı. Bu yönlü program ve yayın politikalarıyla görsel, işitsel materyallerle inanç sahipleri kendi değerleri ile buluşturulmalıdır. Sıradan ve egemene benzeşen yayın politikalar yerine inancın hakikatini, insan toplumsallığını ve demokratik değerlerini esas alan propaganda ve örgütleme çalışmaları esas alınmalıdır. Görüleceği üzere sorunların çokluğu, devlet ve iktidarların inkâr, imha ve asimilasyonu karşısında doğru siyasal tutum olmadan, politik süreçlerin öznesi olmayı başarmadan özgün ve özerk Alevi inancını korumak, geliştirmek ve toplumsallaştırmak mümkün değildir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.