İslam alemi ve şiddet sarmalı

Ahmet TURHALLI yazdı —

26 Ekim 2020 Pazartesi - 21:00

  • Nemrut, Hz. İbrahim’in mücadelesine karşı başarısız kaldığı için, şiddet uygulamıştır. Firavun, Hz. Musa’ya karşı projesizliğinden dolayı şiddetle bastırmaya ve yok etmeye çalışmıştır.

İslam alemi ve müslümanlar bütünüyle bir şiddet sarmalına kapılmış durumdalar. İktidar İslamı toplumun hayatına girdiği günden beri, şiddet her geçen gün din adına artarak sürmektedir. Bu şiddet sarmalında akli selim düşünebilen Cemaatler ve Cemiyetler bulunmadığı gibi, şahıslar da yok denecek kadar azdır. Bu akıl tutulmasının sebebleri nelerdir? Şiddet sarmalının sebebi İslam mıdır? Toplumsal yapı mıdır? Tarihsel ve Kültürel midir? Nijeryadan Afganistana, Keşmir’den Sudan’a kadar her tarafta kan ve gözyaşı var. Bunun sebelerinin İslam olduğunu söyleyenler bir hayli çoğunluktadırlar. Gerçek bu mudur diye sorduğumuzda, çok kaba bir biçimde ya red yaklaşımı, yada toptan evet denmektedir.
Arabın cahiliyye kültüründe öldürmek bir erdem bir böbürlenme, şan ve şöhret sahibi olma manasında idi. Bu kültür eski şiirlerde yoğunluklu işlenmiştir. Ficar savaşları, Medine’deki Evs ve Hazreç kabileleri arasındaki onlarca yıllık savaşlar tarihin sayfalarında mevcuttur. Bu kaba, saba, yaralayıcı, katil ve itice kültüre karşı, İslam Allah’ın barış projesi olarak inzal olmuştur. Bahsi geçen vahşi toplumun en itilmişi olarak, dünyaya babadan mahrum olarak gözlerini açmış, küçük yaşta annesini ve dedesini de yitirmiş bir Peygamber öncülüğünde şiddet kültürüne karşı yirmi üç yıllık bir mücadele verilmiştir. Şiddet kültürünün sökülüp atılması ve yerine bir barış toplumunun hazırlanması tam anlamı ile ne yazık ki gerçekleşememiştir. İslam peygamberi Veda hutbesinde özellikle şiddetin ve öldürmenin üzerinde durmuş ve bu durumun bir daha ortaya çıkmaması gerektiğini salık vermiştir.
Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır. 
Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız: 
- Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız. 
- Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz. 
- Zina etmeyeceksiniz. 
- Hırsızlık yapmayacaksınız.
Peygamber tarafından kesin bir dil ile men edilen bu dört özellik, kendine müslümanım diyenlerin Amentusüne dönüşmüş durumdadır.
Bu istemler ve beklentiler peygamber vefatından sonra gerçekleşmemiştir. İktidarlaşan ve maddi güç haline getirilen İslam bir barış projesi olmaktan çıkmış, iktidarın büyümesi ve nefsani arzuların tatmini için kullanılmıştır. İktidara bulaştırılan İslam dini, Hz Ebubekirin dışında, Hz Ömer, Hz Osman ve Hz Ali başta olmak üzere üç halife ve peygamberin bir çok ashabı bu şiddetin kurbanı olmuştur. Şiddet sarmalında peygamberin torunları ve yakınları da vahşice katl edilmiştir. Bir barış projesi ve manası da barış olan İslam; İktidarperestler tarafından bir şiddet projesine dönüştürülerek, başka toplumların katline, coğrafyalarının işgaline vesile edilmiştir. Sadece talan ve işgali bir kültür olarak özümseyen Turancılarında, bu dine dahil olması ile birlikte, üç kıta kan gölüne çevrilmiştir. Tarihin bu kesitinde Hıristiyanlık adına iktidara kurulanların şiddet sarmalı ve işgal işlemleri, kendine Müslümanım diyenlerden daha az olmamıştır. 
Şimdi İktidar dindarları ve iktidarı hedefleyen kesimler, toplumları şiddet sarmalına çekerek, iktidarlarını sürdürmekteler. Şiddeti ve yıkımı bir kültür haline getirenler den barış, sevgi, adalet, hoşgörü dine ve fikre tahammül beklenemez. Toplumun beynini uyuşturup iğdiş edenler, toplumlara tek reçete olarak şiddeti sunmaktalar. Suudi kendi içerisinde ve Yemende insan katletmekte, İran artık bir insan mezbahanesine dönüşmüş, Türkislamcılığı ise DAİŞ’in proje babası ve uygulayıcısı olarak en vahşi uygulamalara imza atmaktadır. Cahiliyye döneminden daha fazla Türkislamcılar ve tayfaları katletmekle övünmekte, yıkıp yakmaktadırlar. İslam aleminde iktidarın Şii’si Sünni’si, hepsi şiddet uygulayarak iktidarda kalabilmekteler. Akli selim ve barış ortamlarında, bugünkü tahakküm sahiplerinin çoğu bir tavuğa bekçi bile yapılmazlar. Şiddet din adına devletler tarafından kutsanmaktadır. Devletlerin yavruları olan Cemaat ve Cemiyetlerin bu denli vahşice şiddet uygulamaları bir sonuçtur. Bütün medyaları, Cami kürsüleri, kitapları şiddeti kutsadıkları için sonuçların bir şiddet sarmalı olması kaçınılmazdır. İslam alemindeki şiddet Allah’ın Barış projesine karşıt bir proje olarak ortada durmaktadır. Allah ın projesinin yerine, kendi projeleri olan iktidar ve şiddet projeleri batı devletleri ABD, Çin ve Rusya’dan da silah temin ederek topluma kan ve gözyaşı vermekteler. Şiddet bir zayıflık davranışıdır. Nemrut Hz. İbrahim’in mücadelesine karşı başarısız kaldığı için, şiddet uygulamıştır. Firavun Hz. Musa’ya karşı projesizliğinden dolayı şiddetle bastırmaya ve yok etmeye çalışmıştır. Ebu Cehil, Ebu Leheb, Ebu Sufyan ve Velid ibni Muğire Peygambere gelen İslam barış projesine yenildikleri için, hicrete zorla yolladıkları Hz. Muhammed’i Medine’de bile şiddetle ortadan kaldırmaya çalışmışlardır.
Sonuç olarak, şiddeti kutsayanların hepsi yok olup gittiler. Savaşı ve şiddeti kutsayanlar İslam’ı Ebu Sufyan kafası ile yorumlayanlardırlar, Yezid gibi uygulayanlardırlar. Bugünkü Ebu Süfyan ve Yezidler de, Kobani’de, Sur’da, Efrîn’de, Serêkaniye’de, Libya’da her tarafta sadece şiddet uygulamakta ve şiddetten medet beklemekteler. Şiddet sarmalından kurtulmanın panzehiri adil barış projelerinin yaygınlaşması ile mümkün olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.