Sanatçılar İmralı’ya gitmeli

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

  • Sanatçılar, edebiyatçılar, aydınlar tarihi bir meselenin çözümü için neden sorumluluk üstlenip İmralı’ya gitmesinler ki?

NURETTİN DEMİRTAŞ

Türk halkı, Önder Apo’yu ve Kürt özgürlük mücadelesini savaş rantçısı ırkçı-faşist güruhların kara propagandaları dışında pek fazla tanımış değil. Onun öncülüğünde gelişen demokratik çözüm sürecini de Türk halkı yeterince anlamış ve sahiplenmiş değil. Bunun sanat yoluyla aşılması mümkünken bugüne kadar etkili olmamıştır.

“Barışın toplumsallaştırılması” deniliyor ama sanat pratiğine yansımıyor ya da çok sınırlı yansıyor. Siyasetin yapamadığını sanat yapabilirdi ama öyle görünüyor ki ne siyasetin ne de sanatın yapamadığını, ancak Önder Apo’nun önündeki engeller kaldırılırsa kendisi yapabilir. Bundan başka yol kalmamış gibi görünse de sanatçılar sorumluluktan kurtulmuyor.

Gelinen aşamada demokratik entegrasyon için baş müzakereci olarak Önder Apo’nun rolünü oynayabilmesi için hükümlü denilen ama aslında rehinelikten farksız olan statüden ve tecrit konumundan tamamen çıkarılması gerekiyor. Bahçeli, Önder Apo’nun statüsü belirlenmeli derken Erdoğan, Adalet Bakanlığının orayı işlettiğini belirterek hapishane konumuna vurgu yapmıştır. O halde oranın hapishane olmaktan çıkarılması gerekiyor.

Tüm olumsuz koşullara rağmen Önder Apo, 27 Şubat çağrısının yıl dönümünde demokratik entegrasyon aşamasına geçiş için kararlılığını açıklamış ve gerekli yasal adımların atılması çağrısında bulunmuştur. Hükümetiyle ana muhalefetiyle meclis tarihi bir karar çıkarmaya yatkın görünmüyor. 12 Eylül’den kalma faşist anayasayla yaşamaya alışmışlar. Halen oy hesabı etrafında tartışmalar yapıyorlar. Çözüm için adım atarlarsa oy kaybı olurmuş diyenler halkı da yanlış yönlendiriyor. Söyledikleri doğru değildir ama öyle olsa bile tarihi bir meseleyi oy kaybı gibi kaygılarla öteleme yüzeyselliği ve basitliğini kendilerine yakıştıranlar, helal tek bir oyu bile hak etmiyor. Irak, Suriye ve son olarak İran’da yaşanan savaş bile tek başına Türk devletinin demokratik çözüm için hızla adım atmasına vesile olmalıyken halen kurnazlıklarla işi zamana yaymaya çalışıyorlar.

Kürt halkı ortada bir samimiyet görmüyor, çünkü halkımız çok iyi biliyor ki; Önder Apo’ya yaklaşım çözümün gerçek ölçütüdür ve tecrit altındadır. Bu süreçte devletin tutumunun ne olduğunu, neler olacağını anlamak isteyen herkes lafa değil, pratikte Önder Apo’ya yaklaşımın nasıl olduğuna bakmalı ve daha da önemlisi, rolünü en etkili şekilde oynayabilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını istemelidir.

Önder Apo’nun çok kısıtlı olanaklarla devrede olduğu son bir yılda savaş durmuş ve kan akmamışsa önündeki engeller kaldırılırsa demokrasi ve özgürlükler adına nasıl bir rol oynayacağını herkes tahmin edebilir. Bundan en fazla demokrasi isteyenler fayda görecekken Devlet Bahçeli kadar cesaret göstermemeleri, medya organlarında Önder Apo’yu ve Özgürlük Hareketi'ni soykırımcı inkâr-imha zihniyetinin kavramlarıyla tanımlamaları, ulusalcı denilen ama özünde komplocu, darbeci, ırkçı-faşist olan damarın ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Zülfü Livaneli başta olmak üzere CHP’li demokrat sanatçılar buna dur demeyecek mi?

AKP eksenli yayınlarda, dizi film, festival ve çeşitli sanat adı altındaki etkinliklerde Kürt halkına karşı asimilasyoncu yaklaşım sürdürülüyor. Topluma kin ve nefret aşılanıyor. Sanatçılar bu kindarlığa son verilmesi için bir boykot bile geliştirmeyecek mi?

Bu çevrelerdeki sanatçılar harekete geçmiyorsa tarih ve toplum karşısında sorumluluk duyan sanatçılar büyük bir inisiyatif geliştiremezler mi?

Savaş durdu ama topluma karşı yürütülen çürütücü, yozlaştırıcı faaliyetler hız kazandı. Kadın katliamları, fuhuş, uyuşturucu, kumar, hırsızlık çeteleri norm dışı güçlerce sınırsız geliştiriliyorken bunları önleme konusunda sanat kurumları, aydın ve sanatçılar bir çığlık olmayacak mı?

Bunlar yapılmayacaksa sanattan bahsetmenin ne anlamı var?

Barış ve demokratik toplum çözümü gelişmezse savaşlardan daha tehlikeli olan toplumsal çürümenin önüne geçilemez. Savaşın çürütücü özelliğine karşın sanatın yapıcı özelliği vardır ama ortada toplumsal meselelere eğilen sanatçı çok azdır.

Öte yandan basın mensupları Önder Apo’ya sorular sormak istiyor ama bunu doğrudan yapmak için resmi girişimde bulunmuyor. Bu cesareti sanatçılar gösteremez mi?

Önder Apo’yla sanat tartışması yapacakları zamanlar da gelecek ama şimdi demokratik entegrasyonu anlamak ve topluma anlatmak için neden kapsamlı bir girişimde bulunmasınlar ki?

İmralı Ada’sının hapishane statüsünden çıkarılıp bir barış adasına dönüşmesi için sanatçılar herkesten fazla rol oynayabilir ama devletin tutumu engeldir. Sanatçılar isterlerse bu tutumun değişmesini sağlayabilirler.

“Siyasetin yapması gereken işi sanatçılar yapamaz” denilip geçildiğini görüyoruz. Avrupa Rönesansı’ndan bu yana ezber bozmada sanat tüm alanlardan daha fazla etkili olmuştur ama Türkiye’de ezber bozma işi söylemde Devlet Bahçeli’ye kalmış, pratikte ise Önder Apo’ya bırakılmıştır.

Tecrit koşullarında onun her şeyi yapması bekleniyor ya da isteyen istediği gibi yorumluyor ve kendisinin cevap hakkı bile olmuyor. Bu kadar büyük bir haksızlık karşısında sanatçılar ezber bozan pratikler geliştiremezler mi?

Haksızlık bugün başlamadı, yüz yıldır Kürt halkına karşı sürdürülüyor fakat şimdi bir yol ayrımına gelinmiştir. Önder Apo serbest çalışacak koşullara kavuşmadan demokratik entegrasyon süreci pratikleşemez.

Geçmiş yıllarda açlık grevleri için heyetler oluşturup hapishanelere giden sanatçılar, edebiyatçılar, aydınlar tarihi bir meselenin çözümü için neden sorumluluk üstlenip İmralı’ya gitmesinler ki?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.