Sasanilerin çöküşünden günümüze dersler -2-
Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —
- Öyle görünüyor ki; Sasani deneyimlerinden İran’dan çok ABD-İsrail sonuçlar çıkarıyor fakat ne yeni bir din ne de yeni bir ideolojiyi temsil ediyorlar.
NURETTİN DEMİRTAŞ
Bacılardan Purandoxt, tahta geçtiğinde Avesta’da yazılı olduğu halde yok sayılan kadın haklarıyla ilgili maddeleri açığa çıkararak kadın-erkek eşitliğini propaganda etti. Bu temelde yasalar çıkardı. Din yasası düzeyinde kabul gören bu maddelerden bazıları şöyleydi:
* Kadın kendini bağımsız tarzda yönetebilir.
* Kadının mülk edinme ve bu mülkler hakkında vasiyette bulunma hakkı vardır.
* Kadın kendi çocuklarının vasisidir ve onların haklarını savunabilir.
* Erkek, eşinin izni olmadan kızını evlendiremez.
* Kadın kendi eşinin yerine mahkemeye gidebilir ve oradaki aile işlerini takip edebilir, yürütebilir.
* Kadın eşini mahkemeye verebilir, dava açabilir ve haklarını savunabilir.
* Mahkemede kadın kâmil bir insan olarak kabul görür ve bir erkekle şahitliği aynı düzeydedir.
* Kadın hakem rolünü oynayabilir, yardıma ihtiyacı olan davalıların savunmasını yapabilir.
Purandoxt, toplumda yaşanan gelişmeler ile saray arasındaki mesafeyi kapatmaya çalıştı ve daha dengeli bir siyaset yürüttü.
Devlet ile toplum arasındaki uçurumu kapatmak için sarayda sözü dinlenen bir encümenler kurulu oluşturulmuştu. Onlarla ilk toplantısında encümeni ve saygın yerlerini koruyacağını, ülkeyi zenginleştirerek halkı yoksulluktan kurtarmayı düşündüğünü belirtti. Kendilerinin de halkın yoksulluğuna çare olacak yöntemler bulmalarını istedi. Böylece ülkeyi tek başına değil, bir danışmanlar grubuyla birlikte yönetmeye başladı. Bu da ona dengeli bir siyaset yürütme olanağı verdiği gibi hem toplum hem de saray içinde daha büyük bir güç kazandırdı.
Purandoxt, dış ilişkiler alanında da dengeye önem verdi ve düşman oldukları Bizans İmparatorluğuna heyet göndererek kalıcı bir barış yapılmasını sağladı. Bu gelişme, dinler arasında da bir yakınlaşmaya yol açtı, herkes memnun kaldı. Babası döneminde Bizans ile yürütülen savaşlar uzak topraklara dek yayılmıştı. Ne kadar çok savaş o kadar çok paranın akması demekti. Bu da halkın sırtına ağır vergilerin yüklenmesine yol açıyordu. Savaş olmayınca vergi zulmü de azalmış oluyordu. Tüm bunları hesapladığı için Purandoxt dönemi yoksul halkın, kadınların ve farklı dinlerden olanların kısmen rahat ettiği bir dönem oldu.
Azermidoxt dönemi
Bacısının ardından tahtı yöneten Azermidoxt ise geliştirdiği uygulamalarla kısa sürede adalet savunucusu olarak tanındı. Taht, ikinci kez bir kadının yönetimine tanık oluyordu. Bu gelişmeler, diğer ülkeler tarafından da ilgiyle izleniyordu. Ülke genelinde güç mücadelesi ise durmak bilmiyordu. Saray içindeki çıkar çevrelerini, asilleri ve din adamlarını kontrol altında tutmak kolay değildi. Buna bir de eyaletlerdeki sorunlar eklenince ülkeyi yönetmek daha zor hale gelmişti.
Azermidoxt bacısının açtığı yolda ülkeyi yönetirken adil davranmayı her şeyden üstün tutsa da zenginlerin ve zengin olmak isteyenlerin doymak bilmeyen aç gözlülüğü, kastlaşmış toplumsal tabakalar arasındaki sorunları her fırsatta ateşliyordu. Başkent yakınlarını kontrolde tutması zor olmasa da uzak eyaletler Azermidoxt için tıpkı bacısının yaptığı gibi denge siyasetini zorunlu hale getirmişti. Ne var ki mesele kendi hayatıyla ilgili bir konuya, yani evliliğe gelince bu dengeyi koruması mümkün olmadı.
Ferox'un öldürülmesi
Azermidoxt zekâsı, cesareti -ki adına basılan para ve tabletlerde elinde kılıçla tasvir edildi- ve güzelliğiyle ünlenmişti. Neticede Xorasan komutanı Ferox Hermozd -ki evliydi ve çocukları vardı- kendisine evlilik teklifinde bulundu. Azermidoxt, bu teklifi geri çevirince Ferox’un düşmanlığını kazandı ve sarayı hedeflemesi için gerekçe oldu.
Ferox, tahtı tehdit edecek kadar cüretkâr davranınca Azermidoxt onu saraya davet etti. Amacı görüşüp konuşmak ve bu düşmanlığa son vermesini sağlamak olsa da komplolarıyla ünlenen sarayda işler düşündüğü gibi gitmedi. Saray içinde düşmanlıkları tahrik eden kindar kişilerin araya girmesiyle Ferox misafir edildiği başkentte öldürüldü.
Bu olay Azermidoxt’un büyük bir felakete sürüklenmesine sebep oldu. Ferox’un oğlu Rostem Ferox babasının ölümünden Azermidoxt’u sorumlu tuttu, emrindeki tüm güçlerle sarayı baskı altına aldı. Sonunda saray içindeki fesatlıklardan ve bazı generallerin desteğinden yararlanarak Azermidoxt’u tahttan düşürmeyi başardı. Sasani ordusunun başına geçti. Azermidoxt’u önce gözlerine mil çektirdi, ardından da öldürdü. Bacılar dönemi böylece sona erdi. Ferox öncülüğündeki generaller gücü ele geçirdiyse de merkezi otorite sağlanamadı. devlet zayıf düştü.
Sasanilerin çöküşü
Bacıların yönetiminden sonra İslam devletinin seferleri başladı ve Sasani merkezi gücünün yerellere daha fazla dağıtılması da buna karşı çare olmadı. Bölgelerin yetkileri halkla değil, kastik kesimlerle paylaşılmıştı. Halk desteğinden yoksun bir idare vardı ve üstelik kendi içindeki çelişkiler bitmek bilmiyordu. O dönemde İslamiyet ordusu yeni kurulmuştu ve gücü -Pers ve Part dönemi sayılmazsa- 400 yıllık tecrübeye ve profesyonel ordulara sahip Sasani ile kıyaslanamazdı ama hem yeni bir ideolojiyi temsil ediyordu hem de Sasani devletinin yozlaştığını iyi biliyorlardı.
Rostem Ferox İran ordularının başındayken, Sasanilerin son kralı 3. Yezdigirt’ti. Araplar ile ilk savaş 633'te başladı ve Rostem Ferox 637'de Kadisiye Savaşı'nda kendilerinden çok küçük olan İslam ordusuna yenildi. Bir süre sonra Sasani başkenti Tizpon, hazinesi ve tüm zenginlikleriyle birlikte Arapların eline geçti.
Siyasi merkezdeki bozgun ve dağınıklık olmasaydı, atlı süvarilerden oluşan ve “Hürler” unvanıyla anılan Azadan Ordusu devreye girebilir ve Arap ordusunu durdurabilirdi. Savaşçı yetenekleri nedeniyle kimsenin dokunmaya cesaret etmediği Azadan Ordusu içinden önemli bir kesim Mazdek döneminden beri saraya karşı tepkili olsa da esasen tahttaki karışıklık yüzünden siyasi destek ve moralden düştüğünden savaşamadı.
Mazdek’i katleden Hüsrev’in torununun torunu olan 3. Yezdigirt önce doğu taraflarına daha sonra da Xorasan’a kaçıp saklandı. Babadan oğula geçen taht ve kast sistemi onu ve Sasanileri kurtaramadı. Sasanilerin bu son kralı, bir köylü tarafından Merv’de öldürüldü. Sene 651 idi; böylece 427 yıllık Sasani dönemi sona erdi.
Sasani deneyimi
Bugün öyle görünüyor ki; Sasani deneyimlerinden İran’dan çok ABD-İsrail sonuçlar çıkarıyor fakat ne yeni bir din ne de yeni bir ideolojiyi temsil ediyorlar. Bu nedenle İran ne kadar kaybetmişse ABD-İsrail de o kadar kaybetmiştir: İran baştan her şeyini kaybetmiş, ABD-İsrail ise savaş politikaları yüzünden Ortadoğu halklarını kaybetmiştir. İran ve Ortadoğu’nun kaderi egemenlerin savaşlarına bırakılamaz. Demokratik ulus çizgisi Ortadoğu’da savaş dili ve yöntemi dışında alternatif geliştirmeyi savunuyor; yeni bir demokrasi ve siyasi çözüm anlayışını temsil ediyor. Ortadoğu’nun binlerce yıllık kaderini değiştirecek olan çizgi budur. Ortadoğu’da binlerce yıl hep savaşlar yapıldı ama köklü bir değişikliğe yol açmadı. Ortadoğu’ya lazım olan yeni savaşlar değil, yeni zihniyet ve yeni yöntemlerdir. Bu da her yerde halkların öz gücüne, öz savunmasına dayalı demokratik dönüşümler temelinde diyalog ve siyasi çözümdür.
