Kışkırtmalara dikkat
Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —
- Her zamankinden daha dikkatli olmak, zemin olarak kullanmak isteyecekleri her türlü söz ve davranıştan kaçınmak gerekiyor. Genellemeler yapılmadan sanata yansıtılabilir.
NURETTİN DEMİRTAŞ
Ortadoğu’nun etnik ve mezhepsel gerçekliği, demokratik ulus projesiyle çatışma zemininden çıkabilecekken küresel güçlerin ve küçük iktidar bloklarının hesapları buna fırsat vermiyor.
Tarihi arka planı olan Sünni-Şia kamplaşmasının güncel olarak İran sebebiyle ısıtıldığı biliniyor. İran ve Şii cephe karşısında Sünniler destekleniyor ve özellikle de DAİŞ artıkları HTŞ denilen bir iktidar etrafında törpülenip kullanılıyor. Küresel güçlerin planlarına göre geçicidirler fakat bu geçici pozisyon bile halkların hayatını yıllarca zehirlemek ve karartmak demektir.
Bu planın farkında olan çete grupları provokasyonlar için her fırsatı değerlendirecektir. Dinsel hassasiyetleri sürekli çarpıtarak kullanıyorlar. Özellikle halklar ve tüm insanlık adına umut yıldızı gibi parıldayan Rojava’ya saldırılar sadece askeri planda gerçekleştirilmiyor. Ekonomik, siyasi, sosyal ve sanatsal alanda da saldırılar yoğunlaştırılmış durumdadır. Bir süre önce Hunergaha Welat Süleymaniye’de konser vermiş, kadın sanatçılar, kliplerindeki gibi çarşaf ve burkaları attıkları için provokatif saldırılar eşliğinde karşıt kampanya başlatılmış ve bir aylık programlarını bir günde bitirmek zorunda kalmışlardı. Bazı çevreler sanat performansında hedef alınan zihniyeti eleştireceğine Halep saldırıları başlar başlamaz Rojava’nın sanat performansları için öz eleştiri yapması gerektiğini ileri sürmüştür. Güya sanat adı altında dine saldırı yapılıyormuş. Bu yalana kananlar, Rojava’nın direnişçi özgür kadınlarına bir kez daha dönüp bakma cesaretini göstermelidir. Sanat, her dönemde benzer saldırılara uğramıştır ama saldırıların dozajı ne kadar büyük olursa olsun hakikat bastırılamamıştır.
Çağrı filmini yaptığı zaman yönetmen Mustafa Akad’ın uğradığı saldırılar hatırlatılabilir. İslamiyet’in doğuşunu anlatan en nitelikli film olduğu halde İslamiyet’e ve peygambere saldırı yapıyor diye galeyanlar çıkarılmış, ölüm tehditleri, fiziki saldırılar, rehin almalar, fetvalar peş peşe gelmiştir. Öyle ki filmi çekecek yer bulamayınca yarıda kalma riski doğmuş ama Kaddafi, Libya’yı onlara açınca tamamlanabilmiştir. İslami otoriteler filmde İslamiyet’e saldırılmadığını söyledikleri halde Amerika’daki gösterim sırasında yapılan saldırılarda iki kişi katledilmiştir. Tüm bunlara rağmen Mustafa Akad sabırla, dirayetle çalışmasını sürdürmüş ve tarihi bir başarı sağlamıştır. Selahaddin Eyyubi’nin filmini yapmak istediğinde hiçbir Avrupa devletinden destek görmemiş, belki de bu yüzden hayata hüzünle gözlerini yummuştur.
Sanat geri adım atmaz
Rojava’da veya Kürdistan’ın diğer yerlerinde yapılan sanatın dinle sorunu yok; aksine dini çıkarlarına alet edenleri, din adı altında halkları, gençleri, kadınları köle haline getirenleri teşhir ediyor. Köleyi sadece manevi anlamda belirtmiyoruz. Köle pazarları kurulduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Bu zihniyetle her türlü uğraşmaya değer. Sanat, çarpıtmalar karşısında geri adım atamaz. Sadece bu dönemde küresel güçlerce daha fazla desteklenen kesimlerin her an beklenmedik provokasyonlara girişebileceklerini ve buna karşı tedbirli, hazırlıklı olunması gerektiğini hatırlatıyoruz. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli olmak, zemin olarak kullanmak isteyecekleri her türlü söz ve davranıştan kaçınmak gerekiyor. Bunun anlamı söz konusu sanat çalışmalarını geri çekmek değildir. Aksine “Jin, Jiyan, Azadî” şiarını en iyi dillendiren eserlerden olduğu için tüm samimi Müslümanların da sahipleneceğinden kuşku yoktur.
Genelleme yapılmadan yansıtma
Sanatsal çalışmalar şimdi daha fazla önem kazanmış durumdadır. Özelde din ve genelde sosyolojik konularda genelleme yapılmadan sanata yansıtılabilir. İslamiyet’in temel şiarları sadece DAİŞ ve türevlerine ait değildir. Bu gibi hususlara dikkat etmek, herkesi aynılaştırmamak gerekir. Kuşkusuz kullanılan ifadeler katledilen kadın savaşçıyı binadan atan, saç kesip ahlaksızca şov yapan, kafa kesen cani kesimler için kullanılmıştır, bundan zerrece kuşku yoktur ama genellemelere dikkat edilmesinde yarar vardır. Kışkırtmalara fırsat bulanlar halkların direnişi ve sanatın dile getirdiği hakikat karşısında istedikleri sonucu alamayacaktır. Ayrıca Suriye, Irak, Mısır ve Lübnan gibi ülkeler Afganistan’a benzemiyor. Orada nasıl bir rejim varsa buralara da taşırmak isteyenler, ham hayaller kuruyorlar. Bu temelde küresel güçlere dayanarak sınırsızca uyguladıkları şiddet, Kürt, Dürzi, Alevi halkların varlığını yok saymak ve yok etmek içindir ama sonsuz bir destek bulamayacaklarını da anlamış durumdalar.
HTŞ, başta halkların direnişi ve son olarak da Münih’te çekilen ayara göre davranarak iktidarda kalabilir ama İran endeksli gelişmelerle bunun da kullanım süresi bir gün dolacaktır. Şiiler Ortadoğu’nun tarihi bir gerçekliğidir ve küresel güçler sonuna kadar Şii cepheyi karşılarına alamazlar. Bu konuda da bir denge arayışlarının olduğu görülüyor ama o zamana kadar karşıtlarına fırsat sunacaklardır. Onlar da bu fırsatı Kürt, Dürzi, Alevi ve diğer kesimlere saldırma zemini olarak kullanmaya devam edeceklerdir. Fırsat bulurlarsa bunu Bakur ve Başûrê Kurdistan’a da taşımak isteyeceklerdir. Buna karşı ulusal birlik anlayışıyla ortak tutumu sürdürmek önemli olmakla birlikte her alanda demokratik ulus örgütlenmesi ve inşasına hız verilerek halkların, inançların, kültürlerin birliği, kurtuluşu ve özgür yaşam güvencesi sağlanabilir.
