- Emekçilerin, kadınların, çocukların ve savaş mağduru halkın acılarını sanatına taşıdığı için Nazilerce akademiden kovulmasın arağmen tutumundan taviz vermeyen onurlu bir sanatçı.
Yoğun siyasi gelişmeler yaşanırken insanların birbirini sormaya bile neredeyse zamanı kalmamış gibi görünüyor. Öncelik insan olmalı! Bu vesileyle usta gazeteci Hüseyin Aykol’a tüm sevgimizle geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyoruz.
Gündemin içinde sanatın yapıcı, onarıcı rolü ve köprü olma işlevi her geçen gün artıyor. Koma Amed’in başlattığı görkemli yürüyüş sürerken Ankara ve Siverek’te kurulan sanat komünleri yeni heyecanlara ve umutlara vesile oluyor. Onların dağlara ulaşan sesleri her yerde yankılanıyor…
Dağlarda sanat yapan kime sorulsa Halil Dağ’dan bahsediyor. Yazıları, yaşamı, sanatı birdi ve koşullara, olanaklara takılmadan sanatın nasıl yapılacağının öncüsü olmuştu da ondan…
“Beritan” filminin el altından kaçak dağıtılmasının, bu filmin ruhuna çok uygun olduğunu söylemiş olması, devrimci sanatın amentüsü gibi hafızaya işlemiştir. Şimdi adı sanat komünlerinde yaşatılıyor.
Kürt kültürü ve sanatı komünal karakteri sayesinde tarih boyunca karşılaşılan tüm soykırım ve asimilasyon saldırılarına karşı direnmeyi, var olmayı başarmıştır. Halk olarak yok olmanın eşiğine gelindiğinde bile Kürt halk sanatının yeniden dirilişin ruhunu canlandırdığı biliniyor.
Meydanı boş bulanlar
Hem tarihsel bir gerçeklik hem de güncel bir ihtiyaç olarak sanat komünlerinin geliştirilmesi için önemli bir çaba sergileniyor. Yalnız kalmamak, örgütlü hareket etmek ve toplumun demokratik inşası için komünler her zamankinden daha fazla önemseniyor. Buna karşın “sanat bireysel veya kolektif yapılabilir ama komünleştirilemez” veya “komün olmak birey iradesini gölgeler” diye itirazlar da geliştiriliyor. Bunlar sanat felsefesinin tartışma konuları olabilir fakat öbür yandan “dünya neyi yaşıyorsa Kürtler olarak biz de yaşayalım” diyerek halkla, toplumsal kültürle alakası olmayan, kadını metalaştıran, cinsiyetçi ve içi boş eğlence, şov, moda, giyim-kuşam vb. kültür emperyalizminin her türlü sembolünü devlet desteğiyle Kürdistan’a taşıyıp toplumu tüm öz değerlerinden koparmaya çalışanlar son yıllarda adeta meydanı boş bulmuş gibi değerlerimiz üzerinde tepinmeye kalkıyorlar. Kendilerini çağdaş formların temsilcisi gibi sunarken gerçekte en dipte uyuşturucu ve fuhuşla toplumu çürütenlerden hiçbir farkları yoktur. Bunlara meydanın boş olmadığını göstermek kültür-sanatın işidir.
Kapitalist eğlence kültürünü toplumsal çürütme faaliyeti olarak yürütenlere karşı demokratik-yurtsever öze dönüş yolculuğunda ısrar ederek halkın acılarına ve özlemlerine umut olanlar toplumun vazgeçilmez ahlaki-politik birimleri olan komünlerde örgütleniyor.
Sanatı toplumsallaştırmak
Sanat komünleri bireyin önünde engel değil, aksine ona öz kimliğini kazandıran yapılanmalardır. Bu konudaki kafa karışıklıklarının bir nedeni kapitalist modernitenin yarattığı toplumsal çözülme ve amaç yoksunluğundan doğan özentilerdir, bir diğer nedeni de komün kavramının kökenini Latinceye bağlamaktır ki oradaki anlamı zamanla bozulmaya uğramış, sadece ortak iş yapma düzeyine inmiştir. Şirketler de ortak iş yapar. Devletler de ortak iş yapar ama komün değildirler.
Komün sadece ortaklık veya kolektif iş yapmak değildir. Komün toplumsallık demektir. Orijinal kökenine yani Kürtçe’ye bakıldığında komünün esas anlamının “toplum-toplumsallık” olduğu görülür. Dolayısıyla sanatı komünleştirmek dediğimizde sanatı toplumsallaştırmaktan bahsetmiş oluyoruz. Bireysel veya kolektif çalışma olur, mesele bu değil; mesele sanatın ve sanatçının toplumsallıkla bağıdır.
Toplumsallaşan sanat, sadece toplumsal sorunları işleyen değil aynı zamanda topluma ulaşan ve toplumun da katıldığı sanattır. Komün bunun için gereklidir. Sanatın elit olmaktan çıkmasının bir yoludur komün.