Saray entrikaları

Suat BOZKUŞ yazdı —

14 Kasım 2020 Cumartesi - 15:13

  • Darbeci Erdoğan-Bahçeli diktası öyle bir baskı sistemi kurdu ki, bir bakanın istifa etme hakkı bile yok. En önemli bakanlıklardan biri olan Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak da Osmanlı’nın damat paşaları gibi tasfiye edildi.

Kendisi başına gelecekleri anlayınca istifa etti ama koskoca memlekette bu kararını yayınlatacak bir yer bulamadı. Kendi kurduğu pelikancı yandaş medya bile istifa haberini yayınlamadı. Twitter hesabı bloke edildi. O da fırsatını bulup instagram’da duyurduktan sonra ortadan kayboldu. Hala daha da piyasaya çıkmış değil. Bunun üzerine açıklamayı kendisinin yapmadığı, hesabının ele geçirildiği vb. gibi iddialar ortaya atıldı. Günler sonra Berat Albayrak’ın istifasının doğru olduğu ve Erdoğan tarafından kabul edildiği açıklandı. Berat Albayrak devir-teslim töreni bile yapmadan kaybolup gitti.

Bir bakanın istifa etmesi hangi demokraside böyle yöntemlerle gizlenebilir?

AKP’liler yasaklar koydukları, susturmaya çalıştıkları sosyal medyaya muhtaç hale geldiklerini gördüler. Sosyal medyaya şükretsinler yoksa damat paşa da olsalar, istifa da etseler, ölseler de kimseye seslerini duyuramazlar.

İşin magazin tarafı bir yana Berat Albayrak’ın istifası diktatörlüğün de iflası ve çöküşünün başlangıcıdır. Trump’ın kaybedip Biden’ın kazanmasıyla da ilişkilidir. Ayakta kalabilmek için kaderlerini Trump’a bağlayan Erdoğan diktası, bu proje batağa saplanınca panik içinde Biden ile uyum çabasına girdiler. Bunun başlangıcı da Berat Albayrak ve ekibinin tasfiyesi oldu. Eski Merkez Bankası başkanını faizleri düşürmüyor diye değiştirmişlerdi. Şimdi de faizleri yükseltmesi için onu da değiştirdiler. Bu, veziri verip şahı kurtarma operasyonudur. Başarılı olup olmaması diktaya karşı olan muhalefetin mücadelesine bağlıdır.

Aynı günlerde Erdoğan’ın adalet bakanı Abdülhamit Gül de dikkat çekici bir açıklama yaptı. Adalet Bakanı "Aslolan tutuksuz yargılamadır. Tutukluluk istisnadır. Deliller toplanmış, kaçma şüphesi yok, yeri yurdu belli, seneler geçmiş, 'Hadi tutuklayalım” olmaz,  Adaletin tecellisi hem yerli hem yabancı yatırımcı için çok önemli. Burada da ne eksikler var, çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuştu. Bu ifadeler en üst düzeyden adaletin tecelli etmediğinin açıkça itirafıdır. Daha da acısı adaletin tecellisi sadece yerli ve yabancı yatırımcılardan çok, yıllarca suçsuz yere zindanlarda yatan, tedavi edilmeyip yargısız infazlarla ölüme mahkum edilen muhalif vatandaşlar için çok daha önemli! Milletvekilleri, belediye eşbaşkanları ve onbinlerce siyasi tutsak halen zindanlarda. Adaletin tecellisi için illa ki ABD'den emir gelmesi mi gerekir?

Erdoğan diktası iflas ettikçe dağılıyor. Diktasını sürdürebilmek için bir yandan Biden yönetimine uyum sağlamaya çalışırken bir yandan da içte ve dışta sürdürdüğü saldırgan politikalardan vazgeçmiyor. Ama bu iki politika bir arada yürümüyor.

Erdoğan “2023’e kadar seçim yok” diyordu. O tarihe kadar dayanması çok zor görünüyor. Verilere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk üç yıllık görev süresinde 'cumhurbaşkanına hakaret' davalarındaki toplam sanık sayısı bir önceki döneme göre yaklaşık 13 kat artarak 12 bin 173 oldu. Böyle giderse 130 kat da artar.

Erdoğan diktasından bir an evvel kurtulmanın şartları olgunlaşıyor.

Bunun için diktaya karşı olan muhalefetin gerçek bir demokratikleşme ve barışçı çözüm programıyla birleşerek ortaya çıkması şart. Yoksa bunca rezalete, ekonomik çöküntüye rağmen diktatörlük kendiliğinden yıkılmaz. Muhalefet yapamayan muhalefet de bu diktanın suç ortağı olur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.