Savaş ve gerçekler

Suat BOZKUŞ yazdı —

  • Savaş bazı acı gerçeklerin de ortaya çıkmasına vesile olur. Ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar halkların direnişi sürdükçe gerçekler de ortaya çıkar. Bir kıvılcım bile yıllanmış yalan perdelerini ve zulmün karanlığını yırtabilir.

“Savaşta önce gerçekler ölür” denir. Dezenformasyon kampanyalarıyla gerçekler örtülmek ve gizlenmek istenir. Bu kargaşada gerçekler ve yalanlar birbirine karışır. İşin uzmanları bile işin içinden çıkamazken, kamuoyunun manipüle edilmesi hep gündemde olur. Bu nedenle savaş bölgelerinde gazetecilere yapılan baskı ve saldırılar hiç eksik olmaz. Hatta birçok gazeteci bu nedenle tutuklanır ya da kasten öldürülür.

Bütün bunlara rağmen, savaş bazı acı gerçeklerin de ortaya çıkmasına vesile olur. Ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar halkların direnişi sürdükçe gerçekler de ortaya çıkar. Bir kıvılcım bile yıllanmış yalan perdelerini ve zulmün karanlığını yırtabilir. Irkçı-işgalci sömürgecilerin yalan balonlarını bir toplu iğne gibi patlatıp etkisiz kılabilir.

İsrail-Filistin savaşı bu gerçekleri bir daha ve acı biçimde gündeme getiriyor. Savaşa sadece son günlerin çatışmaları olarak bakmak eksik ve yanıltıcı olur. Onlarca yıldır süren Filistin direnişi ve siyonizmin işgalci-imhacı zulmü boyunca BM çok sayıda karar aldı. İsrail bunların hiçbirine uymadı, hepsini de çiğnedi. Şu anlaşılmalı ki, eleştirdiğimiz ve suçladığımız Yahudi halkı hatta devleti değil, devlette etkili olan Siyonist zihniyettir. Bu Siyonist zihniyet geçmişte devlet içindeki barışçı çözüm isteyenleri de acımasızca tasfiye etmiştir. Arafat ile kucaklaşıp barış anlaşması yapan İzak Rabin bir suikast sonucu can vermiştir. Bu suikast bizdeki Özal’ın tasfiyesi ile birçok benzerlik taşımaktadır. İsrail’deki ve dünyanın birçok yerindeki Yahudilerin Netenyahu’ya karşı Filistin barışını savunması Siyonistlerin suçlu konumda olduğunu gösteriyor.

7 Ekim 2023 günü Gazze’den İsrail’e yapılan roket saldırıları ve Netenyahu yönetiminin buna karşılık başlattığı kanlı işgal ve imha harekatı dünyanın gözü önünde pervasızca sürüyor. Medya katledilen çocukları, saldırıya uğrayan hastaneleri ve işlenen birçok insanlık suçunun hepsini olmasa da bir bölümünü yansıtıyor. Bu bile vahşetin boyutlarını göstermeye yetiyor.

İlk günden beri bir yanılgı inatla gündemde tutuluyor:

Birincisi, savaş bir HAMAS-İsrail savaşı değil, siyonizme karşı Filistin direnişidir. Direnişe katılan örgütler HAMAS’tan ibaret değildir.

“23 Temmuz 2018’de ‘işgale karşı birleşik bir mücadele cephesi oluşturmak’ ve ‘eylemleri tek merkezden koordine etmek’ amacıyla kuruluşunu ilan eden ‘Filistin Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası’nda farklı çizgilerdeki (İslami, sol ve Marksist-Leninist) 12 Filistinli askeri grup bulunuyor...

2018, 2019 ve 2021’de İsrail'le yaşanan çatışmalarda ön plana çıkan ‘Ortak Operasyon Odası’, 7 Ekim'de başlatılan 'Aksa Tufanı' operasyonunda da başı çekiyor.” (BİANET)

İlk günden beri medyada ortaya atılan soru “Filistinlilerin İsrail demir kubbesini parçalayan bu kadar silahı nasıl soktukları, Filistinlileri kimlerin desteklediği vb.”dir. Oysa asıl sorulması gereken soru kendi içindeki İzak Rabin gibi barışçı çözüm yanlılarını bile acımasızca katleden Siyonist çeteyi kimlerin, nasıl ve niçin desteklediğidir.

Savaşın ortaya çıkardığı en önemli nokta da Erdoğan diktasının ikiyüzlü, suret-i haktan yana görünen barışçı-savaş karşıtı oyunlarıdır. Kürtlere karşı en kanlı imha savaşını acımasızca sürdüren Erdoğan, dışarıda Ukrayna’da olduğu gibi İsrail’e de barışçı çözüm önermektedir. Hatta arabuluculuğa soyunmaktadır. Bu tutumuyla hiçbir inandırıcılığı ve ağırlığı kalmadığı gibi ele güne de maskara olmaktadır. Oyun kurucu olmaya kalkışırken oyuncak olmaktadır.

"Beka sorunu var" diyerek Kürtlere karşı vahşi bir imha savaşını sürdüren Erdoğan diktasının, ne Türkiye ne de bölge ve dünya barışına bir katkısı olur. Onlar Kobanê’den Kafkasya’ya, Kıbrıs’tan Libya’ya kadar gittikleri her yere kan, gözyaşı ve savaş tohumları götürür.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.