- İlk günden beri sürecin başlamasında büyük rolü olan Bahçeli zaman zaman önemli çıkışlar yapsa da, iş somut adım atmaya gelince ciddi bir gelişme olmuyor. Bu da iktidarın sürece yaklaşımını şaibeli hale getiriyor.
SUAT BOZKUŞ
Savaşı çıkartmak zordur ama barışı savunmak, kazanmak ve sürdürmek çok daha zordur. Çok eskilere ve tarihe dalmaya hiç gerek yok.
Yakın çevremize bakarsak Ortadoğu’da süren savaşlara bakarak gereken dersi çıkartabiliriz. İsrail-Filistin görüşmelerinde defalarca anlaşma yapılmışken ve İsrail-Filistin savaşını barışçı bir çözümle bitirmeliyiz derken bölgeye çöreklenen Amerika, İsrail ile birlikte başlattığı İran’a yönelik saldırılarla bütün Ortadoğu’yu ateşe attı. Bu çatışmanın sürmesi Kürtleri de savaşın içine çekebilir. İşte o zaman felaket iyice büyür.
Kürt Halk Önderi Öcalan, daha 90’larda “Irak’tan başlayıp tüm Ortadoğu’yu Lübnanlaştırmak isteyenler var. Bizi de bu oyunlara çekmek istiyorlar. Biz bunun farkındayız ve bu oyunlara düşmeyiz. Ama kimse de düşmemelidir” diyerek herkesi uyarıyordu. Öcalan’ın aynı tarihlerde barışçıl çözümler için ciddi ve kalıcı adımlar atmaya başladığına tarih tanıktır. Öcalan bu oyunlara düşmedi ama ondan başka herkes oyunda rolünü aldı.
Öcalan ile devlet arasında başlayan son görüşmeler de, tüm engellere ve engellemelere rağmen sürüyor. Halk baştan büyük umut besledi ve destekledi. Ancak tam oluyor derken yaşanan tıkanmalar kargaşaya yol açıyor ve sürece olan güveni de sarsıyor.
DEM Parti öncülüğünde "Barış İçin Adım At” şiarıyla Ankara, Diyarbakır, İstanbul ve Van'da eş zamanlı yürüyüşler düzenlendi. Bu eylemlerde halk barışçıl siyasi çözümden yana tavrını gösterdi. Ama bazı yerlerde savaş rantçıları gösterileri engellemek istedi, bu amaçla saldırılar düzenlendi. Savaş rantçısı, Kürt düşmanı, ırkçı çetelerin süreci bozmak için boş durmadığı ve durmayacağı anlaşılıyor. Bunun üstüne iktidarın nalına da mıhına da vuran, sürecin gelişimini yavaşlatan sallantılı politikası süreç karşıtlarını cesaretlendiriyor.
İlk günden beri sürecin başlamasında büyük rolü olan Bahçeli zaman zaman önemli çıkışlar yapsa da, iş somut adım atmaya gelince ciddi bir gelişme olmuyor. Bu da iktidarın sürece yaklaşımını şaibeli hale getiriyor. Halk, bal demekle ağzının tatlanmadığını bir kez daha görüyor ve somut adımlar bekliyor.
Savaş ve barışçı çözüm üzerine çok şeyler söylendi. Hatta tarih boyunca yaşanan savaşların insanlığın ilerlemesine büyük katkısı olduğunu iddia edenler bile çıktı. Bunlara göre, barutun icadından delikli demire ve nükleer silahlara kadar birçok teknolojik gelişmeyi savaşlara borçluyuz! Savaşların yarattığı tahribatı ve insanlığın zihninde açtığı yaraları düşünürsek, savaşın yararı kışta kıyamette çıkan ve bütün bir şehri küle çeviren büyük bir yangının bizi ısıtması gibidir.
Birinci ve İkinci paylaşım savaşlarının yol açtığı tahribatlar telafi edilemeden Üçüncü bir paylaşım savaşı gündeme gelmiş bulunuyor. Zaten 20. yüzyıldaki iki büyük savaşa rağmen paylaşılamayan Ortadoğu bölgesini yeniden paylaşmak için sanki bu savaş zorunlu hale getirildi.
Türkiye, hem Kürtlere karşı sürdürdüğü yıkıcı savaşı sona erdirmek hem de Üçüncü paylaşım savaşına karşı barışçıl çözümü savunmak zorunda. Ama her iki alanda da tam tersine savaşın kızışmasını, krizden fırsat yaratıp ve fırsattan istifade edip Kürtleri bir daha ezmek istiyor gibi. Bu da bölge halkları için büyük bir felaket kapısının açılması demektir.
İşte barışçıl çözümden yana olanlar bu kapıyı iyice kapatmak istiyor. Bölgeye barışın egemen olması için bu şarttır.